9. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlaline, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'in karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf mahkemece kabul edilen ve mahkumiyete konu eylemin mağdurenin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğine yöneliktir. Sanık hakkında bozma üzerine yapılan yargılama sonucu yapılan delil değerlendirmesinde bozma ilamına uyulmasına karar verilerek beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 28.08.2013 tarihli ve ... nolu raporuna göre; olayın nevi ve oluş tarzı, mağdurun olay öncesi, esnası ve sonrası tutum ve davranışları, sanık, tanık ve mağdur ifadeleri gibi adli tıbbı ilgilendiren hususlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak mağdurede anksiyeteli major depresyon bozukluğu tespit edilmiş, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu psikiyatrik bozukluğun, iddia edildiği gibi bir cinsel saldırıya bağlı olarak gelişebileceği gibi, cinsel saldırı olmaksızın başka olay veya olaylara bağlı olarak gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonucu da ortaya çıkabileceği, bunlar arasında ayırım yapılamadığı, cinsel saldırının gerçekleştiğinin sübutu ve tespiti halinde, ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağı mütalaa olunmuştur. Anılan rapor içeriğinde bulunan tespitler dikkate alındığında mağdureye yönelik cinsel eylemin gerçekleştiği kabul edilse de ruh sağlığının, mağduru bulunduğu suç nedeniyle bozulduğu hususunda netlik mevcut değildir. Ceza hukuku kapsamında failin cezai sorumluluğu belirlenirken bilimsel değerlendirmeler içeren adli tıp raporları, maddi gerçeğe ulaşılmasında objektif rol oynamaktadır. Ancak somut olayda cezanın miktarına doğrudan etki eden bir husus değerendirirken tıbbi kanaatin, mahkemenin adli tahkikat neticesine ve şarta bağlandığını söylemek mümkündür. Olay tarihi öncesinde yaklaşık bir yıl kadar sanık ile gönül ilişkisi yaşayan ve rızaen birçok kez cinsel ilişkiye giren 27 yaşındaki mağdurede tespit edilen major depresyon bozukluğun yargılamaya konu eylem nedeniyle meydana gelmiş olabileceği gibi olaydan evvel veyahut da yaklaşık bir yıl sonra rapor tanzim edildiği düşünüldüğünde sonraki birçok kişisel ya da çevresel faktör nedeniyle ortaya çıkabileceği açıktır. Bunlar arasında ayrım yapılamayacağının belirtilmesine karşılık şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği oluşan şüphe sanık lehine yorumlanarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/5. maddesinin uygulanamayacağı nazara alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Ceza miktarına doğrudan etki eden bu hususun tespitinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, aksi durumun tıbben de mümkün olmaması halinde şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun mahkumiyet kararının onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap