Esas No
E. 2025/3943
Karar No
K. 2025/4355
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2025/3943 E.  ,  2025/4355 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/380 E., 2025/402 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı Hazine vekili; çekişmeli 1 11... parsel sayılı taşınmazın ...İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defterinin 449. sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazın şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tahdit kapsamında kaldığını beyanla tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.

II. CEVAP

Davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince; mahallinde icra edilen keşiflerde alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile hükme esas alınan teknik bilirkişi kurulu raporuna göre dava konusu taşınmazın mera değil tarımsal faaliyet yapılmaya uygun ve özel mülkiyete elverişli tarım arazisi olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin temyiz isteğine konu kararıyla; davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydının İdare tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve mülkiyet belgesi niteliği taşımayan bir belge olduğu, İdarenin tek taraflı düzenlediği tahrir kaydının davalı gerçek kişiler açısından bağlayıcılığının bulunmadığı, yine dayanılan tahrir kaydının sınırları itibariyle kapsamının tespit edilebilmesinin mümkün bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibariyle mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazinede olduğu ve ispatın sağlanamadığı, çekişmeli taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmaması ya da ekilip biçilmemesinin taşınmazın mera vasfı taşıdığı anlamına gelmeyeceği, 1955 yılında tapulama (kadastro) çalışmaları sonucunda davalı adına tespit ve tescil edilip bugüne kadar davalı tarafın hukuki ve fiili tasarrufu altında bulunan çekişmeli taşınmaz hakkında yaklaşık altmış yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmış bulunmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.05.2024 tarih, 2023/3336 Esas, 2024/3383 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazine dayanağı vergi kaydının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliğinde olduğu, mera vasfında  olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmaz ve ilgili diğer parsellerin ...İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 numaralı Arazi Tahrir Defterinin 449. sırasında köy merası olarak kaydedildiğini, 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu mera kaydının araziye uygulanmadığını, meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, kadimden beri mera kaydı bulunan taşınmazların tarım arazisi olarak kayıt altına alınmalarının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz ile komşu mera parseli arasında doğal bir sınır bulunmaması, toprak yapısı itibariyle tarıma uygun olmaması, üzerindeki bitki örtüsü, arazinin sınıfı ve taşınmazın açıklanan hukuki durumları birlikte dikkate alındığında çekişmeli taşınmazın mera vasfında olduğunun açık olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir.

2.Kadastro sonucunda, ... köyü çalışma alanında bulunan 150 parsel sayılı 5.660,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak ve taksime dayanılarak belgesizden dava dışı ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.1955 - 09.09.1955 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, daha sonra satış, intikal ve ifraz işlemlerine tabi tutularak 15.04.1970 tarihinde 140 parsel numarasıyla ve 2.258,00 metrekare yüz ölçümlü olarak davalı ... adına kaydedildiği, 2012 yılında kesinleşen uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda ise taşınmazın parsel numarasının 1 11... parsel, yüz ölçümünün ise 2.296,34 metrekare olarak düzeltildiği, taşınmazın halen aynı vasıf ve yüz ölçümle tapuda kayıtlı olduğu, on yıllık hak düşürücü süreye tabi bulunmayan eldeki davanın ise 04.04.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

3.Mahkemece yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarının muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir.

4.Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazın sınırlarının oluşmadığı ve tarımsal amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediğinin belirtildiği; hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaat belirtildiği, bu hususun çelişki oluşturduğu, öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının çekişmeli taşınmazlara aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazın niteliği, kadim mera olup olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır.

5.Hal böyle olunca; taşınmazın bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları getirtilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra taşınmaz başında elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının kapsamı belirlenmelidir.

6.Kayıt kapsamı belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazın meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.

7.Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazın ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir.

8.Bu şekilde yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Sayılan nedenlerden ötürü kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığı gibi bozma gereklerine de riayet edilmediği anlaşılmakla davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmüş ve hükmün bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog