1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2025/3580 E. , 2025/4430 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Vakıflar İdaresi ve Tapu Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili, ''...'' olarak bilinen taşınmazı çeviren dükkanların bir kısmının malikleri olduklarını, davacılardan ...'in eski 46 nolu, ...'ın eski 39 nolu ve ...'ün 62 nolu odanın maliki olduklarını, taşınmazın ortasında bulunan ve dükkanların ortak olanı niteliğindeki avlusunun ise dükkanlardan bağımsız olarak 58 23... parsel olarak ayrı bir tapu kaydının bulunduğunu, ... Bölge Müdürlüğü tarafından davacılara 58 23... parsel sayılı ''han avlusu'' niteliğindeki taşınmazın 28.03.2019 tarihinde ...Vakfı adına tescil edildiğini, davacıların taşınmazlarının 58 23... parsel sayılı taşınmaza müdahale ettikleri gerekçesi ile 28.03.2019 tarihinden itibaren aylık belirli bir miktar ecrimisil bedeli ödemeleri gerektiğini bildiren bir yazı gönderildiğini ancak eskiden beri ...'da bulunan dükkanların ortak alanı ve müşterek mülkiyetinde olan avlunun (58 23... parsel) vakıf sicilinde kaydı olmayan bir vakfa devredildiğini, tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek 58 23... parsel sayılı taşınmazın ... adına yapılan yolsuz tescilinin terkinini, vakıf adına olan tapu kaydının iptalini, tapunun eskiden bu yana malik olan alt ve üst kat odalar adına tescilini, tapulama tekniği buna müsaade etmediği takdirde taşınmazın ...’ın ortak alanı olarak tescilini, bunun da mümkün olmaması halinde alt ve üst kattaki odaların malikleri adına tescilini, tapu kaydına tek taraflı tasarruf ile konulmuş olan "......... Vakfından" şerhinin terkinini talep etmiş, aşamada davacı ...’ün ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili; dava konusu "..." olarak bilinen taşınmazın ortasındaki avlu niteliğindeki 58 23... parsel sayılı taşınmazın, 28.03.2019 tarihinde aslı vakıf olduğu için ... adına tescil edildiğini, anılan vakfın ... nolu defterde kayıtlı bulunan ".......... Vakfına ilişkin 911 H. (8 Kasım 1505 M.) tarihli Arapça vakfiyesinin tercümesinden vakfedenin dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu ...'ı inşa etmiş olduğu ve çevresindeki dükkanlarla birlikte vakfettiğinin anlaşıldığını, ...'ın tamamının aslının vakıf olması sebebiyle tescilinin vakıf adına yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili; davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan vakıf şerhinden dolayı ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yapılan tescil işleminde yolsuz tescil durumunun söz konusu olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2020 tarih, 2020/53 Esas, 2020/134 Karar sayılı kararı ile; davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2020 tarih, 2020/1683 Esas, 2020/1283 Karar sayılı kararı ile davacılar vekiline diğer parsel maliklerinin davaya katılımını sağlamak üzere süre verilmeksizin davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacıların istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış; İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2021 tarih, 2020/318 Esas, 2021/143 Karar sayılı kararı ile, verilen süre içinde diğer maliklerin davaya katılımlarının sağlanamadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2020 tarih, 2021/1722 Esas, 2022/340 Karar sayılı kararı ile, taşınmaz başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve eksik harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesi ile davacıların istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki ''alt ve üst mağazaların hakkı iştiraklerine'' dair şerhten han avlusunun bir nevi ortak alan olarak mülk edinilmesinin amaçlandığı sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 1935 tarihli kadastro tespit tutanağında ...'ndan bahsedilmediği, alt ve üst dükkanların iştiraki olduğunun tespitinin yapıldığı gözetildiğinde kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için bir sonraki celseye kadar süre verildiği ve ihtarat yapılmış olmasına rağmen harcın yatırılmadığı ancak esasa girilerek hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, taraf teşkili sağlanmadığını, daha önce verilen ilk iki kararın da bu yöne ilişkin olduğunu, kaldırma kararlarındaki eksikliklerin yerine getirilmediğini, Vakıflar Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca tescilin yolsuz olmadığını, ... (taşınmaz) tapu dosyasında bulunan ve Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/319 Esas sayılı dava dosyasına sunulu bilirkişi raporunda geçen " ....han dahilindeki alt kat ve üst katların umumuna ait murur, hava, ışık hakkı" şeklindeki alt kat yürüyüş yolu hakkındaki tespitten 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda bahsedilmediğini, aynı raporda taşınmazın vakıf taşınmazı olduğu hususunun da değerlendirilmediğini, ...'da bağımsız bölüm niteliği taşıyan odalar dışında kalan dava konusu 63 parsel üzerine "alt ve üst kattaki mağazaların hakkı iştirakleri vardır" şerhi konulmasının Tapu Kanunu'nun 26. maddesine dayanılarak yapıldığını, bu maddenin Medeni Kanun'un 753. maddesindeki irtifak hakkına atıfta bulunduğunu, eski eser tescilli yapının vakıf banisi tarafından l965 tarihli 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan yaklaşık beş asır önce yaptırıldığı bilinmesine rağmen bilirkişi raporunda, uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu'na tâbi olduğunun belirtildiğini, eski eser tescilli yapılarda her türlü müdahalenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'na tâbi olduğuna da değinilmediğini, raporun çelişkili olduğunu, davalılar aleyhine değil salt davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmasını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile vakıf şerhinin terkini istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 58 23... parsel sayılı 3.378,80 m² yüz ölçümlü, ''......Avlusu'' vasıflı taşınmazın geldisinin 4 40... parsel olduğu, 20.06.1935 tarihli kadastro ve tapu tahririne mahsus beyannamede “Bu avlu Koza hanı alt ve üst kattaki mağaza sahiplerinin hakk-ı iştirakları olup bu surette tespiti için komisyona verildi'' tespitine yer verilerek taşınmazın 05.07.1935 tarihinde ''Bu avlu ile alt ve üst kattaki koridorların hanın umum odalarına ait bulunmakla….” açıklaması ile “alt ve üst kat odalar” adına tespit edildiği, tutanağın beyanlar hanesinde diğer beyanlarla birlikte "Alt ve üstü kattaki mağazaların hakkı iştirakleri vardır." beyanın yer aldığı, ayrıca taşınmazın ........ Vakfından olduğunun belirtildiği, tespitin kesinleşmesi ile taşınmazın 28.08.1935 tarihinde tapu kaydının malik hanesine “Alt ve üst kat odalar” yazılmak suretiyle kütüğe tescil edildiği, 03.02.1953 tarih, .........yevmiye ile hükmen ifraz işlemi sonucu taşınmazın 58 23... parsele gittiği, davalı ... Müdürlüğünün taşınmazın evveliyatının vakıf olduğunu belirterek 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 13. maddesi gereği mazbut "..." adına tescil talepli 15.03.2019 tarihli başvurusu üzerine taşınmazın diğer davalı ... Müdürlüğü tarafından malik olarak ... adına 28.03.2019 tarih ve ... yevmiye ile tescil edildiği ve şerhler hanesine "... Vakfından" şerhinin konulduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere; bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf bulunur. Davada taraf olarak gösterilen bu kişilerin gerçekten o dava ile ilgili olup olmadığı ise taraf sıfatı ile ilgilidir. Sıfat, dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Baki, Kuru: Medeni Usul El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 332). Mahkemenin de taraflar arasındaki dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekecektir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2016 tarihli ve 2014/13-684 Esas, 2016/106 Karar; 30.11.2021 tarihli ve 2018/(20)8-343 Esas, 2021/1515 Karar; 24.02.2022 tarihli ve 2019/(17)4-854 Esas, 2022/200 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Diğer taraftan; ''müşterek medhal'' olarak da adlandırılan yerler ile ilgili Tapu Sicil Tüzüğü’nün “Ortaklaşa kullanılan yerlerin tescili” başlıklı 29. maddesindeki düzenlemede ortaklaşa kullanılan yerlerin, yararlanan taşınmazlarla aynı ada ve parsel içerisinde olabileceği gibi ortak sınırı olmaksızın ayrı ada ve parsellerde de bulunabilecekleri, yararlanan taşınmazların kütük sayfasının beyanlar sütununa ortaklaşa kullanılan taşınmazın hangi ada ve parsel veya bağımsız bölümle ortak olduğunun belirtileceği ve ortaklaşa kullanılan yerlerin, kanunî istisnalar dışında yararlanan bütün taşınmaz maliklerinin birlikte istemleri olmadan paylı mülkiyete dönüştürülemeyecekleri belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazı çevreleyen.......'ı oluşturan odalar, dava konusu taşınmazdan ayrı olarak farklı parsel numaraları verilmek suretiyle oda malikleri adına tespit ve tescil edilmiş; eldeki dava, 58 23... parsel sayılı ''mağaza'' vasıflı taşınmazda paydaş olan davacı ..., 58 23... parsel sayılı “gediksiz oda” vasıflı taşınmazda paydaş ve 58 23... parsel sayılı “kargir oda gediği ve zemini” vasıflı taşınmazda malik olan ... ile 58 23... parsel sayılı “kargir mağaza gediği ve zemini” vasıflı taşınmazda malik olan ... tarafından açılmıştır. Davacılar adına kayıtlı anılan odalar dışında dava konusu taşınmazı çevreleyen Han'da çok sayıda dava dışı kişilerin maliki olduğu oda vasıflı taşınmazların bulunduğu ise kayden sabit olup davacıların 58 23... parsel sayılı taşınmazın ... adına yapılan tescilin terkinini, vakıf adına olan tapu kaydının iptalini, tapunun eskiden bu yana malik olan ''alt ve üst kat odalar'' adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın ...’ın ortak alanı olarak tescilini, bunun da mümkün olmaması halinde alt ve üst kattaki odaların malikleri adına tescilini ve tapu kaydındaki "....... Vakfından" şerhinin terkinini talep ettikleri, bir başka ifade ile davacıların, dava konusu taşınmazın, han'ın ortak alanı olduğunu ve kadastro tespitinin de bu doğrultuda yapılarak “alt ve üst kat odalar” adına tespit edildiğini ileri sürerek talepte bulundukları anlaşılmaktadır.
O halde, davacıların talebi ve Tapu Sicil Tüzüğü’nün ''Ortaklaşa kullanılan yerlerin tescili'' başlıklı 29. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında davanın “...” olarak da bilinen ve dava konusu taşınmazı çevreleyen handaki tüm oda maliklerinin katılımı ile sürdürülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca; davacılar vekiline diğer oda maliklerini de davaya dahil etmesi için ilgili ..........'daki oda sayısı da gözetilerek makul bir süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre ise, davacıların tapu kütüğünde ayrı sayfalarda kayıtlı oda vasıflı taşınmazlarda paydaş ve malik oldukları gözetilmeksizin dava konusu taşınmazın tapu kaydının davacıların payı oranında iptali ile tapunun eski hale getirilmesine şeklinde infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Genel Müdürlüğüne iadesine, temyiz eden diğer davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.