9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2025/7514 E. , 2025/9159 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.12.2011 tarihinde davalıya ait işyerinde ustabaşı-aşçı olarak çalışmaya başladığını, işine devam etmekteyken işveren tarafından yasal mevzuata uygun surette verilmesi gereken bir kısım işçi ücret ve tazminat alacaklarının tüm sözlü taleplerine karşın ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini 01.05.2018 tarihinde haklı nedenle sonlandırdığını, son aylık ücretinin 1.830,00 TL olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 05.12.2011-29.12.2012 tarihleri arasında, 08.06.2012-28.02.2017 tarihleri arasında yapmış olduğu çalışmaların istifayla sonlandırıldığını, 11.09.2017-14.05.2018 tarihleri arasındaki iş sözleşmesinin ise davacının izin almaksızın ve bilgi vermeksizin devamsızlık yaptığı gerekçesiyle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 24.12.2018 tarihli raporun 2. alternatifi ile davalının ıslah sonrası zamanaşımı def'i dikkate alınarak alacakların yeniden hesaplandığı 27.08.2019 tarihli raporun 2. alternatifin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından her iki rapor birlikte değerlendirilerek hükme esas alındığı, davacının fazla çalışma yaptığı hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ancak karşılığının ödenmediği sabit olduğundan davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş olması nedeniyle davacının kıdem tazminatının kabulğ gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya davacının çalışmasına ilişkin puantaj kaydı gibi yazılı delil ibraz edilmediğinden tanık beyanlarının ağırlıklı ortalaması doğrultusunda davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışma alacaklarının hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf bu alacak kalemlerine itiraz etmiş ise de somut olarak bir neden belirtilmediği, Mahkemece kaldırma kararının gereğinin yerine getirildiği, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'i gözetilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Tüm tanık beyanları ile birlikte müvekkilinin hizmet süresinin 15.12.2011-01.05.2018 tarihleri arasında olduğu ortada iken, çalışma süresinin salt Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü dikkate alınarak 5 yıl 4 ay 10 gün olduğuna kanaat getirilmesinin yerinde olmadığını,
2.Zamanaşımına uğrayan alacağın hangi alacaklar olduğu ve hangi tarihlerin dikkate alınarak zamanaşımı süresi uygulandığı hususlarının da kararda yer almadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının çalışma süresinin belirlenmesi ile talep konusu işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta davacı işçi davalıya ait işyerinde 15.12.2011-01.05.2018 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiş, davalı işveren ise davacının 15.12.2011-29.12.2011, 08.06.2012-28.02.20 17... .09.2017-14.05.2018 tarihleri arasında belirli aralıklarla çalıştığını savunmuştur.
Hizmet süresi yönünden hükme esas alınan 24.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının iddiasına göre ve kayıtlara göre olmak üzere iki alternatifli hesaplama yapılmış, İlk Derece Mahkemesince kayıtlara göre yapılan 2. alternatif hükme esas alınmış ise de kayıtlara itibar edilerek kurulan hüküm dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından S.Y, 2012 yılında bulaşıkçı olarak işe başladığını, işe başladığında davacının da Şirkette ustabaşı olarak çalıştığını ve 2018 yılının Mayıs ayına kadar yaklaşık 6 yıl birlikte çalıştıklarını; O.C. ise davacı ile birlikte 2011 yılının Aralık ayında aşçıbaşı olarak birlikte işe başladıklarını, 2018 yılının Nisan ayına kadar yaklaşık 7 yıl birlikte çalıştıklarını beyan etmiştir.
Davalı tanıklarından G.C., Şirkette 2016 yılının Mart ayında ... olarak işe başladığını, işe başladığında davacının Şirkette ustabaşı olarak çalıştığını ve 2018 yılının Mayıs ayına kadar yaklaşık 2 yıl birlikte çalıştıklarını; A.E de, 2015 yılının Ağustos ayında usta olarak işe başladığını ve 2018 yılının Ağustos ayında kendi isteğiyle işten ayrıldığını, işe başladığında davacının Şirkette ustabaşı olarak çalıştığını ifade etmiştir.
Davacı tanıkları ve özellikle davalı tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının iddia ettiği çalışma süresinin ve kesintisiz çalışma olgusunun ispat edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince iddia edilen çalışma süresinin ispatlandığının kabulü ile bilirkişi raporunda yer alan 1. alternatife göre talep konusu alacakların hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3.Öte yandan İlk Derece Mahkemesi kararının, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin açıklamaların yer aldığı gerekçe kısmında; davalının ıslah sonrası zamanaşımı def'i de dikkate alınarak 04.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun 2. alternatifine göre ayrı ayrı bu alacakların tespit edildiği açıklanmasına rağmen 04.04.2019 tarihli raporda ıslah sonrası zamanaşımı def'i dikkate alınarak yapılan bir hesaplama yer almamaktadır. Mahkemece hüküm altına alınan miktarlar 04.04.2019 tarihli rapordaki miktarlarla uyuşmadığı gibi gerekçede de zamanaşımına ilişkin denetlenebilir bir açıklamanın mevcut olmadığı görülmektedir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmının (2) No.lu bendi dikkate alınıp ıslah zamanaşımına ilişkin hesaplamaları da denetlemeyi mümkün kılacak şekilde çelişkinin giderilmesi ve söz konusu alacaklar bakımından yeniden usul ve yasaya uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Denetlenebilir nitelikte gerekçe içermeyen, çelişki oluşturacak şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.