1. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4198
- Karar No
- 2025/4546
- Karar Tarihi
- 16.10.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
1. Hukuk Dairesi 2025/4198 E. , 2025/4546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; çekişmeli 1 03... ve 1 11... parsel sayılı taşınmazların .................İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defterinin 449 sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazların tahdit kapsamında kaldığını beyanla tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı İdarenin 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarına karşı askı süresinde ve bundan sonra 10 yıllık hak düşürücü süre içinde hiçbir dava açmadığını, davalıların dedelerinin bu yerleri satın aldığını ve kadastro çalışmaları sırasında adlarına tescil edildiğini, taşınmazların kadimden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını, dayanak tahrir kaydının uygulanma kabiliyetinin olmadığını, yörede yapılan mera tahdidinin usulsüz olduğunu, taşınmazların uzun yıllardır davalılar ve ataları tarafından tarla olarak kullanıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; incelenen hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazların halihazırda olduğu gibi geçmişteki kullanımının da tarım amaçlı olduğu, bu hususun mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla da uyumlu olduğu, taşınmazın etrafındaki diğer tapulu tarım parselleri ile toprak yapısı ve kullanım durumları bakımlarından benzer dokuda olduğu, toprak yapısı itibariyle orman, mera ve ham toprak arazilerinden ayrıştığı, toprak ve topografik özellikleri bakımından uzun süre boş ve sahipsiz bırakılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar geçmiş yıllarda taşınmazın dönemsel olarak tarım amaçlı kullanılmadığı ve boş bırakıldığı bilirkişi heyetince tespit edilmişse de teknik bilirkişilerce zemin ve toprak durumunun taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, orman ve ham toprak arazileri ile geçmişte ve halihazırda bir ilişkisinin olmadığının tespit edildiği, şu halde taşınmazın mera olduğu yönündeki iddianın ispat edilememiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili ile vekalet ücreti yönünden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin kararıyla;
1.
Davacı tarafın tutunduğu arazi tahrir kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, davacı İdare tarafından tek taraflı ve tamamen beyana dayalı düzenlenen bir belge niteliği taşıdığı, sınırlarının tespit edilemediği, çekişmeli taşınmazın kadim mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazine üzerinde olduğu, toplanan delillere göre taşınmazların mera vasfında olduğunun ispat edilemediği, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmamasının taşınmazın mera olduğunu ispat etmediği, çekişmeli taşınmaz hakkında yaklaşık 60-65 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde uygulanan meşru beklenti kavramına tamamen aykırı olduğu, çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılması sonucu elde edilmek istenilen yarar ile davalı gerçek kişilerin davanın kaybedilmesi nedeniyle uğrayacakları külfet arasında orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
2.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise Mahkemenin 04.12.2020 tarihli önceki kararında kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği ve kararın bu yönüyle istinaf edilmediği, kaldırma kararı sonrası 07.09.2022 tarihli kararda davalılar aleyhine olacak şekilde 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile kararın kaldırılması suretiyle yeniden hüküm kurularak açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin hüküm yerinde gösterildiği şekilde sayım ve dökümüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.05.2024 tarih, 2023/2476 Esas, 2024/3381 Karar sayılı kararıyla: ''Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazinenin dayanağı vergi kaydının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi'' hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazların tarımsal arazi niteliğinde olduğu, mera vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazlar ve ilgili diğer parsellerin Akçaabat Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 numaralı Arazi Tahrir Defterinin 449. sırasında köy merası olarak kaydedildiğini, 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu mera kaydının araziye uygulanmadığını, meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, kadimden beri mera kaydı bulunan taşınmazların tarım arazisi olarak kayıt altına alınmalarının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında doğal bir sınır bulunmaması, toprak yapısı itibariyle tarıma uygun olmaması, üzerindeki bitki örtüsü, arazinin sınıfı ve taşınmazın hukuki durumu birlikte dikkate alındığında çekişmeli taşınmazların mera vasfında olduğunun açık olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir.
2.Kadastro sonucunda, ............ köyü çalışma alanında bulunan 155 parsel sayılı 910,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz ile 198 parsel sayılı 1.440,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ...adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.1955-09.09.1955 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildiği, 2012 yılında kesinleşen uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda 155 parsel sayılı taşınmazın parsel numarasının 1 11... , yüz ölçümünün ise 933,95 metrekare olarak, 198 parsel sayılı taşınmazın parsel numarasının 1 03... , yüz ölçümünün ise 1.440,02 metrekare olarak değiştirildiği, taşınmazların satış ve hibe işlemleri sonucunda davalıların mirasbırakanı ............... adına kayden devredildiği, halen aynı vasıf ve yüz ölçümle.............. adına tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 12.04.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3.Mahkemece, yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarının muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir.
4.Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazların sınırlarının oluşmadığı ve tarımsal amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediğinin belirtildiği; hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaat belirtildiği bu hususun çelişki oluşturduğu, öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının çekişmeli taşınmazlara aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazların niteliği, kadim mera olup olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazların sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır.
5.Hal böyle olunca; taşınmazların bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları getirtilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra taşınmazlar başında elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının kapsamı belirlenmelidir.
6.Kayıt kapsamı belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazların meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
7.Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazların ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir.
8.Bu şekilde yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Sayılan nedenlerden ötürü karar eksik araştırma ve incelemeye dayandığı gibi bozma gereklerine de riayet edilmediği anlaşılmakla davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmüş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.