Esas No
E. 2025/4561
Karar No
K. 2025/6172
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2025/4561 E.  ,  2025/6172 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/78 E., 2023/49 K.

Mahkeme kararı birleştirilen davada davacı Hazine vekili, asıl davada davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Ankara ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 390 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, 390 sayılı parsel içinde kalan 20 dekar miktarındaki taşınmazın davacılara babaları ... 'den intikal edip ... adına olan 19 37... ve 49 numaralı vergi kayıtlarının içinde kaldığını belirterek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile 20 dekarlık kısmının davacılar adına tescilini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davacı Hazine vekili, Ankara ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 3 90... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini, şahıslar tarafından yapılan tespitlere itiraz edildiğini, itiraz üzerine Toprak Tevzi Komisyonunca 390 parselin 119.5 50... , 1320 parselin 34.3 00... 'lik tespitlerinin iptal edilip ... adına tapulandığını belirterek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.

Yargılama sırasında ... vekili 17.5.1991 tarihli dilekçesi ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımına dayanarak davaya katılmıştır. II. CEVAP

Davalı ... vekili; davacıların iddia ettikleri hususun mevcut olmadığı gibi davalarına esas olarak delil gösterdikleri 19 37... ve 49 nolu vergi kayıtlarının 4 30... sayılı taşınmazlara ait olup bu gayrimenkullerin de kendi adlarına kayıtlı bulunduğunu, dava konusu 390 parsel sayılı taşınmazın davalının ceddinden intikal etmiş olup davacılar ile hiç bir ilişkisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI, BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin 25.11.1997 tarihli kararıyla; Hazine tarafından açılan davanın reddine, ... ve müşterekleri tarafından açılan davanın kabulüne, ... tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün Hazine ile davalılar vekili tarafından temyizi sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.10.19 98... /1783 Esas, 1998/10877 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme ile karar verildiği, asli müdahilin davası açısından davada hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilip dava konusu taşınmazla ilgili tapu kayıt uygulaması ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 03.04.2007 tarih ve 1999/359 Esas, 2007/161 Karar sayılı kararıyla; katılan davacı ... ’in davasının 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle, davacı Hazinenin davasının dava konusu taşınmazların evvelinin sazlık ve bataklık olduğunun ispatlanamadığı gerekçeleri ile reddine, davacılar ... ve müştereklerinin davalarının ise gerek davalıların kabulleri gerekse davacıların kazanmayı sağlayan zilyetliği ispat etmiş olmaları nedeni ile kabulü ile 390 parselin 20.11.2006 tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 20.0 00... ’lik kısmına ait tapu kaydının iptali ile davacılar ... ve müşterekleri adlarına paylı olarak tesciline karar verilmiştir.

Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.06.2008 tarih ve 2008/3005 Esas, 2008/3320 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ile karar veirildiği açıklanmış, hava fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle çekişmeli taşınmazların niteliğinin belirlenmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 12.12.2019 tarih ve 2008/455 Esas, 2019/307 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kabulüne, asli müdahil ve Hazine yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Karar Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.12.2020 tarih ve 2020/3282 Esas, 2020/7921 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yere ilişkin uzman bilirkişinin 1945 ve özellikle 1954 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde, dere yatağının yaygın olarak akıp dava konusu yerin tarım yapmaya elverişli olmadığının belirlenmesi karşısında, her ne kadar dosyada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler davacıların 20 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu belirtse de 1958 tarihli Toprak Tevzi Komisyonunun taşınmazın sulu tarım arazisi olması nedeniyle dağıtım dışı bırakıldığına ilişkin tespitinden itibaren kadastro tespitine kadar zilyetliğin eldeki dosyada gerçek kişi olan davacı ve davalılar hakkında mülkiyeti kazandırmayacağı, zilyetlik süresi ve koşullarının oluşmadığı açıklanıp birleştirilen davada Hazine yönünden davanın kabulüne, asıl davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Asıl davada davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından karar düzeltilme talebine bulunulmuş, talep reddedilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamındaki gerekçe benimsenmek suretiyle asıl davanın ve müdahil davacının davasının reddine, birleştirilen davanın Hazine yönünden kabulüne, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 87... parsel ve 1 89... parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri Birleştirilen davada davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde;

müdahalenin meni ve Ziraat Bankasınca konulan ipoteğin kaldırılması talepleri yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın davalıların tapulu arazisi olması nedeniyle dağıtım dışı tutulduğunu, Mahkemenin tapu kaydını gözönünde bulundurması gerekirken zilyetlik hükümlerini gözönünde bulundurduğunu, çekişmeli taşınmazların bulunduğu vadinin kuzeyinden ... Deresi geçtiğini, doğu-batı istikametinde akan bu dereden sürekli su akmadığını, yağışlı mevsimlerde akan dere olduğunu, bu derenin (çayın) geçtiği vadide taşınmazları bulunan taşınmaz sahiplerinin, dereden su aktığı zaman diliminde arazilerini insan eliyle sulamak için açtıkları arklar bulunduğunu, bu su arklarının 1937'de, taşınmaz maliklerinin taşınmazlarını vergiye kaydettirmelerinde düzenlenen vergi kaydı hudutlarında hudut olarak okunduğunu, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bu alanda gerek çekişmeli taşınmazlar ve gerekse çevresindeki komşu taşınmazların tümünün kişilere kayıtlı araziler olduğunu, geçici bir su baskın durumu halinde çekilmiş olması ihtimali bulunan 1954 tarihli hava fotoğrafının karara dayanak teşkil edemeyeceğini, tapulu arazinin imar-ihya kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, zilyetlik süresinin de kazanımda etkili olmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Davalılar vekili, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların tapu kayıtları bulunduğunu, tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini koruduklarını, davacı Hazinenin bataklık iddiasını ispatlayamadığını, bilirkişi raporunun yetkin olmayan kişi tarafından düzenlendiğini ve dava yönünden önemi olmadığını, Hazinenin bataklık iddiasını ispatlayamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kadastro sonucunda Ankara ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 3 90... parsel sayılı taşınmazlar senetsizden Hazine adına tespit edilmiş, komisyon kararı ile taşınmazların ... adına tespitine karar verilmiştir.

1.Davacılar vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle çekişmeli taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de davacı Hazinenin müdahalenin men’i talebine yönelik de bir hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Asıl davada davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan, 22.670,17 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,

2.Birleştirilen davada davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,

Temyiz eden birleştirilen davada davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.