3. Ceza Dairesi         2025/3237 E.  ,  2025/28497 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/861 E., 2021/882 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2018/245 E., 2020/83 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 08.01.2025 tarihli ve 2022/36013 esas, 2025/342 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.04.2025 tarihli ve KD-2021/84424 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Dosya kapsamına göre; en son ................Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan sanığın örgüte müzahir Bank Asyada öncesinde katılım hesabı açılışı bulunmamasına rağmen örgütün 1. destek çağrısının ardından 10.01.2014 tarihinde 13.030 TL değerinde, örgütün 2. destek çağrısının ardından 11.09.2014 tarihinde 4.000 TL ve 1.000 USD değerinde katılım hesapları açtığı, örgütün 3. destek çağrısından sonra 06.02.2015 tarihinde hesabına 25.000 TL yatırdığı, ... 'ye devredildikten sonra ise parasını tamamen çektiği, yine sanığın ...silahlı terör örgütüne yardım etme kastını ortaya koymak açısından ... TV grup kanallarının 08.10.2015 tarihinde platformdan çıkarıldığı ve sanığın da...........aboneliğini 12.10.2015 tarihinde ... TV grup kanallarının platformdan çıkarılması gerekçesiyle iptal ettirdiği, ayrıca...Müdürlüğünün 13.10.2017 tarihli yazısı ve ekindeki belgelerde ...Merkezine 29.09.2017 tarihinde yapılan "........... Mezarlığı motorcu arap sebili arkasında zarf şeklinde fetö ile ilgili belge var. Arkadaşım bu şekilde söyledi" şeklindeki ihbar neticesinde ihbara konu adrese gidildiği, adreste bir adet sarı zarfın bulunduğu, zarfın içerisinden bir adet USB belleğin ve bir adet A4 kağıdın çıktığı, USB belleğin incelenmesi sonucu hazırlanan 12.10.2017 tarihli İnceleme, Tespit ve Değerlendirme Raporunda materyalin içindeki verilerin dosya sanığına ait olduğu, içerisinde "Hukuğu katlettiniz, şükür ki haram lokma yemedim, Hukuk yarın herkese lazım olacak" şeklinde tişört, sanığın Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması sonucu mahkumiyetine karar verilen ......... isimli kişi ile çekilmiş bir resmi, ...silahlı terör örgütünün yöneticisi olan ..........'e ait 2 ayrı resmin birinin üzerinde "hazana maruz yapraklar gibi savrulup gidecekler" ve diğerinin üzerinde "100 yıllık bir filmin finalindeyiz, finalde Allah'ın size biçmiş olduğu role bir bakın ve o finale yakışır bir duruş sergileyin" şeklinde yazıların bulunduğu anlaşılmakla, sanığın bu şekilde Bank Asyada örgütün 3 çağrısına birden uyumlu şekilde para yatırma ve katılım hesapları açma şeklinde vuku bulan ve örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eylemlerinin, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca ...silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphe de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği düşünüldüğünden, Dairemizin 08.01.2025 tarihli ve 2022/36013 esas, 2025/342 karar sayılı ilamının kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkumiyetine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmün onanmasına karar verilmesine ilişkindir.

II. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla KABULÜNE,

2.Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08.01.2025 tarihli ve 2022/36013 esas, 2025/342 karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,

3.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY; Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,

Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, ..........., cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmıştır. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, 9-242 esas, 305 karar). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir.

Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun oluşması doğrudan kastın varlığına bağlıdır. Doğrudan kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile suç kastının bulunup bulunmadığı somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin 22.01.2025 tarih ve 32790 sayısıyla resmi gazetede yayımlanan 09.10.2024 tarih ve 2018/37695 başvuru numaralı kararında gerekçeli karar hakkı kapsamında yaptığı değerlendirme şu şekildedir; ''....Anayasa Mahkemesi, ... verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir.... Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ................kararında başvurucunun daki mevduatına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiası karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.... Anayasa Mahkemesi anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir.... Somut olayda Mahkeme, bankacılık verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmamıştır. Gerekçeli karar içeriğine ve dosyadaki delillere göre başvurucunun 2013 yılı Aralık ayında 17.470,65 TL olan hesabı 2014 Mayıs ayına kadar düşük miktarlarda olacak şekilde 24.621,57 TL'ye yükselmiştir. Alınan ............raporunun da sözkonusu hesap hareketlerinin yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadında açıklanan nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır. Raporda başvurucunun hesabı açış tarihinden itibaren mukayeseli bir inceleme yapılmadığı, başvurucunun başka bankalardan kredi çekerek ............. para yatırdığının ya da işlem yaptığı üçüncü kişilerden...'den işlem gören kişiler olduğunun tespit edilmediği görülmektedir. Başvurucu; yargılama sırasında yaptığı savunmada ........... hesap açtırdığını, faizsiz finans kuruluşu olması sebebiyle bu Bankayı tercih ettiğini, örgüt liderinin talimatıyla bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişiminden bir yıl önce de parasını çektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu savunması karşısında söz konusu hesap açma ve bankacılık işlemlerini ekonomik çıkarları dışında farklı bir amacı gerçekleştirme saiki ile yaptığı hususunda gerekçeli kararda yeterli bir değerlendirme yapıldığını söylemek mümkün gözükmemektedir.... Başvurucunun mahkûmiyetinde esas alınan deliller gözetildiğinde tek başına örgütün nihai amacını bildiğini ve terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyduğu söylenemez...'' şeklinde değerlendirme bulunmuş ve yine aynı karar içeriğinde suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden '' ... Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir.

Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır....

Bu kapsamda somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne üye olma suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır.... Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir....

Yukarıda açıklandığı üzere yargı makamları başvurucunun...'nin nihai amacını ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarından biri olduğunu ileri sürmediği gibi...'nin devletçe bir terör örgütü kabul edilmeye ve herkesçe öyle bilinmeye başlanmasından önce söz konusu oluşumun bir terör örgütü olduğundan haberdar olduğunu da iddia etmemiştir. Üyesi olduklarından bahisle kişilerin cezalandırılmalarına neden olan bir oluşumun veya yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiklerinin ortaya konulmaması ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi önceden suç olarak tanımlanmayan fiilleri işledikleri gerekçesiyle terör örgütüne üye olma gibi ağır suçlardan mahkûm edilmeleri sonucunu da doğurabilir.... .... Böylelikle...'ye üye olma suçundan cezalandırılan başvurucunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebileceği ilk derece mahkemesince somut olayda gösterilememiştir.

Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır....'' şeklinde değerlendirmede bulunarak başvurucu lehine suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı kabul edilen sanığın, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına yansıyan eylemleri göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, örgütün nihai amacını bildiğine veya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair düşüncesine iştirak edilmemiştir. (Muhalif)

Karar Etiketleri
09.10.2024 ONANMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Terör 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu K5271 md.304 TCK md.314 CMK md.304 TCK md.220 K5237 md.220 K5271 md.302/1 CMK md.302/1