Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

1. Hukuk Dairesi         2023/5629 E.  ,  2025/4631 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/378 E., 2023/360 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz edilen davacı vekili Avukat .............geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Asıl davada davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; davacıların muris ...'un mirasçıları olduğunu, muris ...’un maliki olduğu 23... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 10 bağımsız bölümlü iş hanının tamamının çıplak mülkiyeti ile 6 62... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iş hanında bulunan 2 numaralı dükkan ile 2. ve 3. katın tamamı olan 18 bağımsız bölümün tamamının çıplak mülkiyetini 13.06.1996 tarihli sözleşme ile "muris ...'a ve eşi .........'a ihtiyaç duyulduğunda ölünceye kadar kurum şartlarında bakılıp, gözetilme şartına ve kayıtsız şartsız olarak .............nda yapımı devam eden 2. darülaceze tamamlandığında muris ...'a ve eşi ...'a iki kişilik oda tahsis edilmesi" şartı ile davalıya bağışladığını, murisin ölmeden önce kuruma başvurduğunu ancak talebinin karşılanmadığını, ölmeden önce işlemin iptali için başvuru yapmak istediğinde fiil ehliyetinin olmadığına dair raporlar alındığını, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca davalı idarenin sözleşmenin kendisine yüklemiş olduğu mükellefiyetleri ağır kusurlu olarak yerine getirmediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini, olmadığı takdirde tenkisini talep etmiştir.

Davacılardan ... (soyadı değişikliğiyle ...) süresinde tamamlama harcını yatırmadığından bu davacı yönünden 26.05.2023 tarihli celsede dosyanın tefrikine karar verildiği anlaşılmıştır.

Birleştirilen davada (2015/203 Esas) davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarına ek olarak murisin imzaladığı 13.06.1996 tarihli belgenin ölünceye kadar bakma sözleşmesi olduğunu, davalı tarafın bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile taşınmazların davacılar adına tescilini, olmadığı takdirde tenkisini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı .............. Başkanlığı vekili asıl ve birleştirilen davada sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bağışçı ...'un 09.04.2010 tarihli dilekçesiyle kendisine ve eşine 2 kişilik oda istediği, idarenin 25.05.2010 tarihli dilekçesiyle kurumlarında yer olmadığı ancak misafirhanede tek kişilik oda dizayn edebileceklerine dair olumlu cevap verdiklerini, bağışta bahsi geçen ..........'nda yapılacak darülacezenin İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğunu ayrıca murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin tam olduğunu, iddianın yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 07.04.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/139 Karar sayılı kararıyla; bağışlamadan rücu hukuki nedenine dayalı davanın Türk Borçlar Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, yine tenkis isteği yönünden de Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece, davacı tarafın hem ehliyetsizlik hem bağışlamadan rücu hukuki nedenlerine dayanarak dava açtığı, eldeki davada ehliyetsizlik iddiası incelenmeden karar verildiği, hâl böyle olunca, muris ...’un temlik tarihlerinde hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması, murisin temlik tarihlerinde hukuki ehliyeti haiz olmadığının tespit edilmesi halinde davanın kabul edilmesi, hukuki ehliyeti haiz olduğunun tespit edilmesi halinde ise davanın murisin mirasçıları tarafından açıldığı gözetilerek TBK 297. maddesinin değerlendirilmesi, murisin ölümünden önce geri alma sebebini öğrenip öğrenmediği araştırılarak bağıştan rücu koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İstanbul Anadolu 12.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/203 Esas sayılı dosyası, asıl dava ile birleştirilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıların murisinin yapılan bağış karşılığında, 09.04.2010 tarihinde eşinin ve kendisinin dışarıda yaşamakta zorluk çektiği, bu nedenle kurum nezdinde iki kişilik oda tahsis edilip edilmeyeceği talepli dilekçesini kuruma sunduğu ve kurum tarafından 25.05.2010 tarihli cevapta kurum nezdinde tek kişilik oda bulunmadığı, ancak kurum misafirhanesinde tek kişilik oda dizayn edilerek bakımlarının sağlanacağı, tek kişilik odaların yapımının tamamlanması durumunda bu odalardan bir tanesi tahsis edilerek bakımın sağlanacağı bilgisinin verildiği, davalı kurumun murise karşı verdiği cevabın tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasını dosyasına sunamadığı, sunulan barkod numaralarının doğru barkod numarası olmadığı, murisin ölümünden önce geri alma sebebini öğrenmediğinin kabul edildiği, murisin bağıştan rücu sebebini öğrendiği var sayılsa dahi davalı kuruma başvuru tarihi olan 09.04.2010 tarihi üzerinden bir yıllık süre geçmeksizin Dr. ........... ve Araştırma Hastanesinin 05.04.2011 tarihli heyet raporu ile murisin fiili ehliyetini haiz olmadığına dair karar verildiği, bu nedenle fiil ehliyetini yitiren murisin Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.03.2012 tarihli ve 2011/451 Esas ve 2012/320 Karar sayılı ilamı ile hacir altına alındığı dolayısıyla akıl sağlığını yitirdiği tarih itibariyle dava açma ehliyetini kaybettiği, murisin geri alma sebebini öğrenmediği, ölüm tarihinin 17.06.2014, eldeki dava tarihinin ise 07.07.2014 olduğu, mirasçı davacıların murisin ölümüyle geri alma sebebini öğrendikleri, bu nedenle TBK'nın 297. maddesi gereği davayı süresinde açtıkları, murisin 13.06.1996 tarihli bağış dilekçesinde, ihtiyaç duyulduğunda ölünceye kadar kendisine ve karısına iki kişilik oda tahsis edilerek bakılmak suretiyle bağışta bulunulduğuna dair ibarenin yer aldığı, davalı kurum tarafından her ne kadar murisin ihtiyacına cevap verilmiş ise de, kurum tarafından davalıya verilen cevap içeriği incelendiğinde davalıya ve eşine tek kişilik oda tahsis edilerek taleplerinin karşılanacağına dair cevap verildiği, böylece murisin asıl iradesinin yerine getirilmediği, TBK madde 295/3 kapsamında bağışlananın geri alınması koşullarının oluştuğunun kabul edilerek asıl davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tesciline; birleştirilen dava dosyasının konusunun ölünceye kadar bakma akdinin yerine getirilmemesi nedeni ile tapu iptaline ilişkin olduğundan asıl davada işin esasına girilerek karar verilmiş olduğu gerekçesiyle birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Darülaceze Başkanlığı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; muris ...'un 13.06.1996 tarihli talep dilekçesinde Kurum şartları dahilinde ve Kayışdağı'ndaki kampüsün tamamlanması halinde ise 2 kişilik oda tahsis edilmesi şartıyla dava konusu taşınmazları davalı kuruma devrettiği, Darülaceze Başkanlığının 1930'lu yıllardan itibaren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı iken Danıştay İdari Davaları Genel Kurulunun 16.10.1998 tarihli kararıyla İçişleri Bakanlığına bağlandığını, Danıştay kararından sonra Darülaceze Kayışdağı kampüsünün mülkiyeti İBB'ye ait olduğu gerekçesiyle davalı kurumdan alındığını, murisin talebinin de Kurum şartları dahilinde olduğu, diğer yandan murisin İBB Kayışdağı Kampüse başvuru yaptığını, sonrasında murisin dilekçesinin davalı Kuruma havale edildiğini, Kurum şartları dahilinde de olumlu cevaplandığını, murisin başvuru yaptığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını, davalı idarenin bağış sözleşmesindeki şartları yerine getirdiği, murisin vasisinin davacılar olduğu, davacıların murisin 2010 yılında İBB Kayışdağı Kampüse başvuru yaptığını bilmemesinin imkansız olduğunu, davacı tanıklarının murisin davalı kuruma bağış yaptığını bildiklerini beyan ettikleri, bu kişilerin murisin akraba ve komşuları olduğu düşünüldüğünde çocuklarının dava konusu taşınmazların davalı kuruma devredildiğini evleviyetle bileceklerini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, ehliyetsizlik ve bağışlamadan rücu nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis;

birleştirilen dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık sebebi ile tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1934 doğumlu muris ...'un 17.06.2014 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak çocukları davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un kaldığı; murisin ........... Müdürlüğü'ne hitaplı 13.06.1996 tarihli yazısında, 23... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 10 bağımsız bölümlü iş hanının tamamının çıplak mülkiyeti ile 6 62... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iş hanında bulunan 2 numaralı dükkan ile 2. ve 3. katın tamamı olan 18 bağımsız bölümün tamamının intifa hakkının kendi üzerinde, kendisinin önce ölmesi halinde karısı ............ üzerinde kalacağı ve "kendisi ve eşi ...'un ihtiyaç duyduğunda ölünceye kadar Kurum şartları dahilinde bakılıp gözetilmek şartıyla, ............'nda yapımı devam eden 2. Darülaceze tamamlandığında kendisine ve eşine iki kişilik oda tahsis edilmesi şartıyla Kuruma bağışlanmak istediğinin ifade edildiği; dava konusu 6 62... parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı dükkan ile 2. ve 3. katın tamamı olan 18 bağımsız bölümün çıplak mülkiyeti üzerlerinde tutularak kayıtsız, şartsız ve ivazsız olarak 14.06.1996 tarihli resmi senetle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Darülaceze Kurumuna bağış suretiyle devredildiği, dava konusu 23... parsel sayılı taşınmazdaki 10 adet bağımsız bölümün çıplak mülkiyeti üzerlerinde tutularak kayıtsız ve şartsız 02.07.1996 tarihinde .............

Kurumu Müdürlüğüne bağış suretiyle devredildiği, taşınmazların ............ Başkanlığı adına kayıtlı olduğu; muris için alınan 05.04.2011 tarihli sağlık kurulu raporundan murisin akli melekelerinin yerinde olmadığı ve vasi tayini gerektiği tespitlerinin yapıldığı; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 21.04.2021 tarihli kararıyla muris ...'un bağış tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı Kurum'un bağış şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.

Bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının, yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla, salt kullanılan sözlerin değil tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren TBK'nın 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.

TBK'nın "Bağışlamanın geri alınması" başlıklı 295. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244. maddesi) "Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1.Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2.Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3.Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse" düzenlemesine yer verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, Yasa Koyucu TBK'nın 295. maddesinin (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244. maddesi) birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan ıskat sebeplerini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 510. maddesi arasında paralellik sağlamış, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istemiştir. Gerçekten basit olayların dönme (rücu) nedeni sayılması, yukarıda değinilen mahzurun yanında, açıklanan yasa maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum yaratacağı gibi hak ve adalet duygularını da zedeler. Bu itibarla her iki madde hükümleri birlikte değerlendirilerek olayların kapsamları, nitelikleri, özellikle vahamet derecelerinin göz önünde bulundurulması zorunludur.

Eldeki davada, Adli Tıp Kurumu raporundan işlem tarihinde ehliyetli olduğu anlaşılan murisin 23... parsel ve 6 62... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bağımsız bölümleri davalı Kuruma intifa hakkını saklı tutarak "kendisi ve eşi ...'un ihtiyaç duyduğunda ölünceye kadar Kurum şartları dahilinde bakılıp gözetilmek şartıyla, Kayışdağı'nda yapımı devam eden 2. Darülaceze tamamlandığında kendisine ve eşine iki kişilik oda tahsis edilmesi" şartıyla bağışlamak istediğini 13.06.1996 tarihli yazısıyla ilgili Kuruma bildirdiği, akabinde taşınmazların davalı Kuruma devredildiği, murisin bağış yaptığı dönemde Darülaceze Başkanlığı ile İBB Kayışdağı Kampüsü'nün idari olarak bütün olduğu ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 16.10.1998 tarihli kararıyla ayrıldıkları, muris ...'un ............Kampüsü'ne hitaplı yazmış olduğu 09.04.2010 tarihli dilekçesinde eşine ve kendisine acilen iki kişilik oda tahsis edilmesini talep ettiği, oda tahsis edilip edilmeyeceğinin en geç 10 gün içerisinde kendisine yazılı olarak bildirilmesini talep ettiği, İBB İstanbul ........... Müdürlüğü'nün davacının talebinin kendi kurumları ile ilgisi bulunmaması nedeniyle yazıyı Darülaceze Müessesi Müdürlüğüne gönderdiği, ............ Müessesi Müdürlüğünün davacının adresine göndermiş olduğu 25.05.2010 tarihli ve 578-1261 sayılı yazısı ile Kurumda tek kişilik odanın bulunmadığı ancak muris ve eşinin Kurum misafirhanesinde dizayn edilecek tek kişilik odada bakımının sağlanacağının, sonrasında ise yeni tek kişilik odaların yapılmasından sonra murise ve eşine bu odalardan birinin tahsis edileceğinin bildirildiği; bu yazının 2010 tarihinde postaya verilen yazılar listesinde yer aldığı, murise tebliğe dair belge bulunamamışsa da PTT'nin yazısından teslime ilişkin belgelerin arşivde saklanma süresinin 3 yıl, elektronik ortamda saklanma süresinin ise 5 yıl olduğunun tespit edildiği, böylece davalı Kurumun Kurum şartları dahilinde murise olumlu cevap verdiği anlaşılmakla davalı Kurum'un üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiş olup Mahkemece davacıların tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bunun yanında, terditli tenkis isteği bakımından somut olay incelendiğinde:

Tenkis (indirim) davası, murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke murisin ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir.

Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Murisin TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.19 94... /4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda yer verilen düzenlemeler doğrultusunda araştırma yapılması gerekirken davacıların tenkis talebi yönünden herhangi bir değerlendirme yapmadan karar verilmiştir. Hâl böyle olunca; tenkis isteği yönünden yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı Darülaceze Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Temyiz eden davalı Darülaceze Başkanlığı 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Temyiz eden davalı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

21.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) -MUHALEFET ŞERHİ-

Muris kendisi ve eşi .........un ihtiyaç duyduğunda ölünceye kadar Kurum (.............) şartları dahilinde bakılıp gözetilmek şartıyla Kayışdağı'nda yapımı devam eden 2. ...........tamamlandığında kendisine ve eşine iki kişilik oda tahsis edilmesi şartıyla Kuruma 13.06.1996 tarihli yazısıyla başvurmuştur. Sahibi bulunduğu 4 katlı 10 bağımsız bölümlü kargir işhanı’nın tamamı ile diğer işhanında bulunan 18 bağımsız bölümün tamamını, intifa hakkını uhdesine kalmak ve ölümünden sonra da eşi .............. intikal etmek üzere çıplak mülkiyetini davalı ......ye bağışlamıştır.

Muris 09.04.2010 tarihinde yazılı olarak davalıya dışarıdan sağlanan bakımın yetersiz kalması ve yaşının ilerlemesi nedeniyle de eşinin ve kendisinin bakıma muhtaç olduğunu yaşamakta zorluk çektiğini bu nedenle de acilen 2 kişilik oda tahsis edilmesini talep etmekte olduğu dilekçesini davalıya vermiştir. Bu yazı 12.05.2010 tarihinde de davalının genel evrakına kaydedilmiştir. Davalı 18.05.2010 tarihinde Daimi Heyeti ile toplanarak toplantıda ...’un Kurumun önemli bağışçılarından birisi olmasını göz önünde bulundurarak Kayışdağı Darülacezenin 1999 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlanması ve kurumlarıyla ilişiğinin kesilmesinden dolayı adı geçen bağışçı ve eşinin geçici olarak kurumlarının ‘’misafirhanesinde’’ tek kişilik oda dizayn edilerek bakımlarının sağlanmasını daha sonra kurumlarının daire 5 ünitesinin alt kısmında bulunan ve girişi ayrı olan bölümlerin projelendirerek tek kişilik odalar yapılması ile bu odalardan birinde ... ve eşinin bakılmasını bağış yapmak isteyenlerin de bu odalarda barındırılmasına oy birliğiyle karar verilmiş ve bu karar 26.05.2010 tarihinde postaya verilmek üzere bir listeye kaydedilmiştir. Sayın çoğunlukla aramızdaki düşünce farkı bağıştan rücu şartlarının oluşup oluşmadığı ve bu hususunda tebliğ edilip edilmediği hususundan kaynaklanmaktadır.

Muris gayet varlıklı bir kişi olup bunun önemli sayılabilecek bir kısmını da davalıya bağışlamıştır Kişilerin darülacezede yaşamak istemelerinin sebebi sadece bakımları değil onlara bir sosyal ortam olarak sunulan bir yerde güven içinde hayatlarını devam ettirmektir yine kendi yaşıtlarıyla birlikte aynı yerde yaşayarak ömürlerinin sonuna kadar huzurlu bir şekilde yaşamak istekleridir. Davalının 25.05.2010 tarihli Daimi Heyet toplantısında aldığı heyet kararında belirtildiği üzere murisin misafirhanenin tek kişilik odasında bakımlarının sağlanabileceği belirtilmiştir.

Bu ortam dahi bu kadar varlıklı bir kişinin küçük bir otel tarzı bir yerde kendini sığıntı hissedebilecek tarzda, muhtemelen bir hemşirenin dahi bulunmadığı bir ortamda yaşamaya zorlamak anlamına gelmekte olup amaçla bağdaşmamaktadır ve sonrası için de yine planlanan Kurumun 5. ünitesinin alt kısmında bulunan ve girişi ayrı olan bölümler projelendirilerek tek kişilik odalar yapılarak bu odaların birinde bakılabileceğinin belirtildiği görülmektedir. Burada önerilen çözüm dahi murisin talebine uymamaktadır yani normal hayatta bir kişiye 28 tane bağımsız bölüm bağışlasanız bunun bir iki tanesinin bedelini satıp murise harcar ve bakımını en iyi şartlarda yapar, profesyonel olarak bu işi yapan kurumun bu kadar memur anlayışıyla hareket etmesi eldeki imkanları zorlayarak bakım yapacağını söylemesi doğru olmamıştır, nitelik ve nicelik olarak murisin talepleri yerine getirilmemiştir yani tabiri yerindeyse ölmeden önce bir kez ihtiyaç duyulmuş onda da davalı murisin bağışlayanın yanında olmamıştır. Yukarıda belirtildiği üzere bu kadar varlıklı bir kişinin eşiyle ömrünün son dönemlerinde Darülaceze sosyal ortamında kişisel bakımlarının yapılarak sağlık güvencesi içerisinde doktor ve hemşirelerin gözetimi altında güvenle ve huzurla yaşamak istemesine rağmen.

1.İstediği (Kayışdağı'nda yapımı devam eden Darülaceze) kurumda kendisine iki kişilik bir odanın tahsis edilmesinin imkansız olması.

2.Misafirhane ortamında tahsis edilecek bir kişilik odada murisin ve eşinin misafir edilmeye zorlanması ve şartlı bağışta belirtilen 2 kişilik oda tahsisinin yapılacağının hiçbir aşamada kabul edilmemesi.

3.25.05.2010 tarihli daimi heyet kararının tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmaması (en önemsiz sayılabilecek bir davada dahi tebligattaki haber verilen kişinin isminin yazılmaması veya yazılanların okunmaması geçersiz tebligat sayılmasına rağmen burda bir posta listesinin tebliğe yeterli sayılması hususları. Göz önüne alındığında Kurumun üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği açıkça belli olduğuna göre yerel Mahkemenin iptal ve tescile ilişkin kararı doğru olduğundan verilen kararın onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA DANISTAYKARAR
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog