7. Hukuk Dairesi 2025/1953 E. , 2025/5542 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karaman ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve 46 14... parsel sayılı taşınmazın 14.08.1979 tarihinde yapılan kadastro tespiti ile mera vasfı ile ... adına tapuda tescil edildiğini, bu tescil işleminin müvekkili olan İdare tarafından öğrenilmesi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bilgi verilerek inceleme başlatıldığını, Bakanlıkça düzenlenen 03.04.2017 tarihli inceleme raporunda taşınmazın mera vasıflı olarak Kamu Orta Malları Siciline kaydedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek 46 14... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile taşınmazın mera vasfı ile Kamu Orta Malları Siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 14.08.1979 tarihinde tapuda davalı adına tescil edildiğini, 4342 sayılı Mera Kanunu ise 28.02.1998 tarihinde yürürlüğe girdiğinden tescil tarihinden daha sonra yürürlüğe giren kanun esas alınarak taşınmazın tescil işleminin usulsüz olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, taşınmaz adına tescil edilirken tescil zamanındaki mevzuatın göz önüne alındığını, taşınmazın Hazineye iadesinin mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile mera vasfı ile davalı ... adına tescil edildiği, 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmadığı, imar planında konut alanında kaldığı, yerleşim yeri olarak işgal edildiği, teknik açıdan mera olarak kullanımının mümkün olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın mera olarak kullanıldığının belirttildiği anlaşıldığından taşınmazın 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya içeriği ve toplanan delillere göre kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı gözetildiğinde Mahkemece taşınmazın imar planı ve yerleşim alanı dışında olduğu mera vasfının devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmemiştir.Ancak , 3402 sayılı Kanun'un 16/B hükmü uyarınca tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması yönünde karar verilmesi gerekirken orta malı özel sicline tescili ile yetinilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile mera olarak özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamu hizmeti kapsamında kullanılan bir alan olduğunu, harman yeri veya mera vasfına sahip olmadığını, şu an itibariyle boş arazi vaziyetinde olan ve etrafı tarımsal arazilerle çevrili bulunan taşınmazın mera vasfı taşımadığının açık olduğunu, ayrıca taşınmazın evveliyatında da mera olarak kullanıldığının ispat edilediğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin davacıya uygulanamayacağını iddia etmenin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, yine Bölge Adliye Mahkemesinin kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı yönündeki gerekçesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ile mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesi istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.