2. Ceza Dairesi 2023/13894 E. , 2025/17750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanıklar müdafinin temyiz isteminin, sanıklar hakkında erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve seçenek yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, sanıkların ifadelerinde atılı suçları işlemediklerini beyan ettikleri, yargılamanın her aşamasında tutarlı beyanlarda bulundukları, mahkûmiyet hükmünün eksik incelemeye dayalı olduğu, sanıkların aleyhlerine kesin, somut ve yüzde yüz bir bulguya dayanan delil bulunmadığı, teşhisin tek başına doğrudan bir delil niteliğini haiz olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre, en ufak bir şüphe dahi hasıl olursa bundan sanığın yararlanması gerektiği, sanıklara verilen cezanın fazla olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/ 70... /1490 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik sanıklar müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.09.2020 tarihli ve 2020/6 38... /1572 Karar sayılı kararı ile "somut dava dosyasında istinabe yasağına rağmen ilk derece mahkemesince sanıklardan ...'ın Kızıltepe 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2019 gün ve 2019/85 D.iş. sayılı numarası ile savunmasının alındığı, ilk derece mahkemesince bu savunma ile yetinildiği, sanığın esas mahkemesindeki duruşmalarda en az bir kere hazır bulundurulmadığı ve sanıkların her üçünün de atılı suçları eşlediklerinin tereddütsüz saptanmış olmasına rağmen eksik ve hatalı değerlendirme ile sanıkların mahkumiyetleri yerine haklarında beraat hükümleri kurulmuş olması" sebepleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.09.2020 tarihli ve 2020/638 Esas, 2020/1572 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2021 tarih, 2020/466 Esas, 2021/433 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.12.2021 tarihli ve 2021/2672 Esas, 2021/2860 Karar sayılı konut dokunulmazlığının ihlâli suçuna ilişkin olarak verilen temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak temyizen incelenen kararın ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.11.2021 tarihli ve 2021/2672 Esas, 2021/2860 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı olması gerektiği belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.