Esas No
E. 2023/16
Karar No
K. 2024/3551
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/16 E.  ,  2024/3551 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2023/16
Karar No: 2024/3551
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2017/3482, K:2022/4141 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2017/3482, K:2022/4141 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiğinin görüldüğü,

Davacının kendi beyanı yönünden, üniversite döneminde 2001 yılında örgüte müzahir öğrenci yurdunda kaldığı hususu kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, uzun yıllar öncesinde üniversite eğitimi döneminde kendisine devlet yurdu çıkmaması üzerine 1 yıl süreyle barınma amacıyla bu yurtta kaldığını ve sonrasında arkadaşlarıyla ev kiralayarak söz konusu yurt ile bağını kestiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, üniversite döneminde örgüte ait yurtta kalmış olmasının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, M.S. ve H.K. isimli tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut bir veriye dayanmaması ve yalnızca duyuma dayalı olması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,

Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler yönünden, davalı idarece; HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordan bahsedilerek bunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı gibi davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yolunda verilen kararda yer verilen tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğu iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği;

Yine, davalı idare tarafından, davacının örgüte müzahir internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu raporun ve davacının giriş yaptığı iddia edilen sitelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin dosyaya sunulmaması, kaldı ki sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmaması karşısında, anılan sitelere girdiği iddiasının davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği;

Netice itibarıyla, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,

C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 Yılı HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının geçmesi hususu yönünden, C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğunu gösterebilecek nitelikte somut herhangi bir tespit içermeyen dokümanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Sosyal çevre bilgileri yönünden, Dairelerinin ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 03/05/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,

Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince verilen 02/03/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, öte yandan bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,

Davacının anne ve babasına ait Asya Katılım Bankası (Bank Asya) hesabı yönünden, davacının kendisinin Bank Asya'da hesabı bulunmadığı gibi anne ve babasının Bank Asya hesabına ilişkin tespitlerde de davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından, davacının anne ve babasına ait tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacının kardeşleri E.Ç. ve E.B. hakkındaki tespitler yönünden, davacının kardeşlerine yönelik olan çalışma kaydı ve dernek üyeliğinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 02/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu kararların iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu; Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu; davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle görüşmelerinin olduğunun tespit edilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, Kurulda davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde kanaat oluştuğu; davacı hakkındaki tanık beyanları, C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 Yılı HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının geçtiğine ilişkin tespit, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek annesinin ve babasının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün illegal amaçlarına ulaşması için finansal kaynak oluşturmak amacıyla faaliyet gösterdiği ve örgüte müzahir bir kuruluş olduğu değerlendirilen Bank Asya nezdinde gerçekleştirdiği bankacılık işlemleri, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle görüşmelerinin olduğunun ve davacının örgüte müzahir haber sitelerine internet erişiminin bulunduğunun tespit edilmiş olması, davacının sosyal çevresi anlamında yakını kabul edilebilecek kardeşi E.Ç.'nin FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu için kapatılan Esentepe Özel Eğitim İnş. Tic. Ltd. Şti.'nde 2004 - 2005 yılları arasında kaydının mevcut olması ve davacının sosyal çevresi anlamında yakını kabul edilebilecek kardeşi E.B.'nin FETÖ/PDY'ye müzahir Bursa Lale Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinde kaydının mevcut olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, Kurulda davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde kanaat oluştuğu; davacı hakkındaki kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar dava konusu işlemi kusurlandırmadığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği; 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, söz konusu parasal/özlük hak ve faiz taleplerinin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak, maddi ve manevi tazminat ile faiz taleplerinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, temyize konu Daire kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 29/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,

2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/06/2022 tarih ve E:2017/3482 , K:2022/4141 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY

X- Dava; FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatı sabit görülen davacının; yargıya mensubiyetinin uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemlerin iptali ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır.

139.maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "... Üniversite yıllarında Erzincanda okurken Yurtlar Kurumundan yurt çıkmadı. 1 tane özel yurt vardı, ismini hatırlamıyorum. Ancak burada 1 sene kaldım. Burası Fetöye ait bir yurtmuş." beyanında bulunmuştur.

Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 14/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "..... Erzincan Hukuk Fakültesi mezunudur. Büşra Hanım üniversitenin ilk bir veya ikinci yıllarında cemaat evlerinde kaldığını ancak bu evlerde abla konumunda olmadığını duydum. Sonrasında evden ayrılarak kendi arkadaşlarıyla ev tutmuştur. Ben o dönem üst sınıftaydım. Benim bu hususta bayan olması sebebiyle görgüye dayalı bir bilgim olması söz konusu değildir ancak çevresindeki arkadaşlarından, kendi dönem arkadaşlarımda yaptığımız sohbetlerde bu bilgiyi edindim. ... Üniversite öğrenciliği zamanında kendisi ülkücü olarak bilinen bayanlarla daha sık görüşürdü. Bunların yanında o dönem Fethullah Gülen yanlısı olarak kabul edilen arkadaşları da vardı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.K.'ya ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 05/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... 2014 yılı yaz kararnamesi ile Osmaniye Adliyesinden, ... Adliyesine hakim olan eşim ile birlikte atandım. HSYK Genel Kurulunca Fetö irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkartılan ... de benim atandığım kararname ile yanlış hatırlamıyorsam Ardahan Adliyesine tayin olmuştu. Eşim ile birlikte ... Adliyesine göreve başladığımızda ... ve eşi E.M. adliyeye gelip gitmeye devam ediyorlardı ancak resmi olarak ayrılış yapmışlar mıydı bilemiyorum... O tarihte ... Adliyesi Yazı İşleri Müdürü olup, yakında ... Aile ve Sosyal Hizmetler İlçe Müdürü olacağını duyduğum H.M. bana, ...’nin katibi olan O.H.Ş.'nin ... tarafından anormal bir şekilde korunduğunu, bütün özel işlerini bu şahsa yaptırdığını ve aralarının iyi olduğunu bana ifade etmişti. Hatta H.M. bana ...’nin Samsun ilindeki doğum kontrollerine O.H.Ş. ile birlikte gittiğini söyledi. O.H.Ş.'nin o dönemki ismi ile paralel yapıyla irtibatı olduğuna dair ... Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturması olduğunu öğrendikten sonra, kıdemli Cumhuriyet Savcısı olduğum için, bu şahsın nöbet işlemleri dışındaki yetkilerinin kaldırılması talimatını verdim ve kritik işlerde görevlendirilmemesi hususunda daha dikkatli davrandım. Bunun üzerine O.H.Ş. gıyabımda “beni çok sıkıyor, bu şartlarda çalışmak istemiyorum deyip” ücretsiz izin aldı. 15.07.2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra O.H.Ş.'nin Fetö/Pdy irtibatı nedeniyle gözaltına alınıp tutuklandığını öğrendim. Benim bu konuyla alakalı bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Bu durumda, yukarıda yer verilen tanık beyanlarının içeriği, davacının üniversite yıllarında bir sene FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir yurtta kaldığı beyanı ve C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 Yılı HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının geçmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmış olup, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığı anlaşıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmekte iken, aksi bir gerekçe ile işlemleri iptal eden Daire kararında hukuki isabet görülmemiş olup; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Karar Etiketleri
ONANMASINA DANISTAYKARAR
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog