11. Hukuk Dairesi 2025/3217 E. , 2026/272 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin "... " ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin "...+şekil" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış ve dava konusu başvurunun kötüniyetli bulunduğunu ileri sürerek 2020-M-745 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacıların markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf mallar bakımından, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı yanın özellikle “şarküteri et ürünlerinde” "..." ibaresini uzun yıllardır kullandığı, yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları gerçekleştirdiği, çok sayıda ürün satışına konu ettiği, dolayısıyla ilgili ürünlerde “...” slogan markasını yoğun kullanım neticesinde de ayırt edici hale getirerek ilgili piyasada belli bir pazar gücüne sahip olmasını sağladığı, bu durumun da nihai anlamda başvuru kapsamındaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” açısından davacı lehine ayrıca bir koruma sağlayacağı, dava konusu marka üzerinde davacı yanın doğrudan bir üstün hakkının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 2020-M-745 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacılara ait "..." asıl unsurlu markalar arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin maruf bir yer adı, "..." ibaresinin de uyuşmazlık konusu 29. sınıf mallar bakımından ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olması nedeniyle başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, anılan ibare ile davacıların markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2658-2019/4196 E/K sayılı ilamında da "..." ibaresinin davacıların "..." markalarıyla benzer bulunduğu, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 29. sınıf mallar yönünden, tarafların markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, her ne kadar davalı şirketin davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü kullanım ispatı talebi yönünden mahkemece bir değerlendirme yapılmamışsa da davacıların, dava konusu başvuru tarihi ve tescil tarihlerine göre kullanım ispatına tabi olmayan 2013/61946, 2013/1063 21... /36868 sayılı markaları bakımından da emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleştiğinden, bahsi geçen hususun varılan sonuca etkili bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E. 2014/11-696, K. 2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davalı şirket vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 19.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.