Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/265 E.  ,  2025/15796 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/2227 E., 2024/2333 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2023/247 E., 2024/281 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de taraf vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ..., Av. ... ... , Av. ... ve murafaalı temyiz eden davalı ... mirasçıları adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili özetle; iş kazası nedeniyle davacı kazalı müvekkili ...'ın iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl, birinci birleşen ve ikinci birleşen dava dosyasında davacı kazalı için 4.425.305,69 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, birinci birleşen dava dosyasında eş için 50.000,00 TL, çocuklar için 30.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacı kazalının %20, üst işveren olarak nitelendirilen davalı ... Seramik şirketinin %60, alt işveren olarak nitelendirilen ve aşamalarda vefat eden davalı gerçek kişi ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları, davacı kazalı ...'nin iş kazası nedeniyle %81,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle ve kazalı ...'nin davacı konumda olduğu asıl ve ikinci birleşen dava dosyası yönünden; tek hüküm kurulmak davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, (4.425.305,69 TL), davacı kazalı lehine 130.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş ve çocukların davacısı oldukları birinci birleşen dava dosyasında ise eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların bağımsızlığı gözetilmeksizin ... adına açılan asıl dava ile ikinci birleşen dava hakkında tek bir hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birinci birleşen davada davacılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların bağımsızlığı dikkate alınmadan tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi hâlinde aradan geçecek sürede ücret verilerinde artış meydana geleceğinden güncel veriler esas alınmak suretiyle ek hesap raporu alınmasının zorunlu olduğu hususlarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, lehlerine usuli kazanılmış hak oluşmasına rağmen buna aykırı şekilde karar verildiğini, TRH-2010 yaşam tablosunun uygulanması lehine olan hususta davacı tarafça herhangi bir itiraz ya da istinaf itirazı ileri sürülmemiş bulunduğundan istinaf aşamasında düzenlenen raporda da aynı şekilde PMF Tablosuna göre tespit yapılması gerektiğini, davacı tarafından bu yönden istinaf itirazı da ileri sürülmediğinden PMF Tablosuna göre hesaplama yapılmış olmasının kaldırma nedeni yapılamayacağını, ilk raporda maddi tazminatın rakamsal olarak kesinleştiğini ve bozma sonrasında bu rakamsal tutarın güncellenmesinin mümkün olmadığını, zira ilk raporla tespit edilen tutarlara davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını ve bu nedenle davacı talebinin rakamsal olarak kesinleştiğini, davalının davacıya geçmişte yaptığı ödemeler ile sağladığı desteklerin güncel değerlere göre ortaya konulmak suretiyle mahsuba esas alınmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin kaza sonrası davacı ile yakından ilgilendiğini ve kendisine protez kol yaptırdığını, müvekkili şirketçe yapılan bu giderlerin maddi ve manevi tazminat hesabından düşülmesinin hakkaniyet ve adil yargılanma ilkesinin gereği olmasına rağmen Mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini ve protez kol ödemesinin mahsubunun da usul ve yasaya uygun şekilde yapılmadığını, hesaplanan maddi tazminat ile ödenen miktar arasında açık bir oransızlık bulunmadığından davacının maddi tazminat talebinin ödeme nedeniyle reddi gerekirken aksine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını, ıslah sonrasında yeniden bedel artırımı ve ikinci bir ıslah talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını ve hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.... davalı ... Mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf sebeplerinin gerekçesiz şekilde ve genel geçer ifadelerle esastan reddedildiğini, yargılama aşamasında ödenen tazminatın karar aşamasında İlk Derece Mahkemesi tarafından mahsup edilmemesine yönelik istinaf taleplerinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasından sonra gerçekleşen asgari ücret değişikliklerinin hesaba yansıtılmaması gerektiğini, davanın en başta belirsiz alacak davası olarak açıldığını, dava dilekçesinde açıkça maddi tazminata ilişkin davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiğini ve bilirkişi raporunda hesaplanan miktar üzerinden talep artırımı yapıldığını, davacının talep artırımı yapmasının HMK’nın 107/2. maddesi uyarınca alacağının tam ve kesin olarak belirlenmiş bulunduğunu beyan etmesi anlamına geldiğini, bu aşamadan sonra asgari ücret artışı nedeniyle oluşan farkın ıslah ya da ek dava yoluyla talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, davacı kazalıya verilen kusur oranının az olduğunu ve kusur belirlemesinin de hatalı yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

a)Taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin asıl, birinci birleşen ve ikinci birleşen dava dosyasında davacı kazalı için 4.425.305,69 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, birinci birleşen dava dosyasında eş için 50.000,00 TL, çocuklar için 30.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince kazalı ...'nin davacı konumda olduğu asıl ve ikinci birleşen dava dosyası yönünden; tek hüküm kurulmak davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, (4.425.305,69 TL), davacı kazalı lehine 130.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş ve çocukların davacısı oldukları birinci birleşen dava dosyasında ise eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.11.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabul kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

b)Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacı kazalının asıl dava dosyasını açarak dava dilekçesinde 100,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, aşamalarda alınan ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre kazalının bakiye ömrünü belirleyen 04.03.2020 tarihli ihtimalli ek hesap raporunda davacı kazalının maddi zararının birinci ihtimalde 270.901,32 TL, ikinci ihtimalde ise 420.733,40 TL olarak hesaplandığı, bu ek hesap raporunun davacı kazalı vekiline 06.03.2020 tarihli celsede elden tebliğ edildiği, davacı kazalı vekilinin hesap raporuna itiraz etmediği, davacı vekilinin 21.04.2020 tarihli dilekçesi ile “Dosya kapsamına sunulan aktüer ek hesap raporunda aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Bununla birlikte rapor, aşağıda 4 numaralı bentte izah olunacak husus dışında mevzuata ve içtihada uygun olup hükme esas alınmaya elverişlidir.” şeklinde beyanda bulunduğu, bahsedilen 4 nuımaralı bentte ilk peşin sermaye değeri tenzilatının yaklaşık 30,00 TL hatalı yapıldığının açıklandığı, bunun yanında aynı dilekçede davacılar vekilinin davalıların bu hesap raporuna itiraz ederken ilk ihtimali kabul ettiklerini, bu hususun kendileri lehine ikrar sayıldığını belirterek kazalının maddi tazminat istemini 270.877,32 TL’ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince henüz birinci ve ikinci birleşen dava dosyası açılmadan önce verilen 17.06.2020 tarihli ilk kararında davacı kazalı ...'nin %81,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelişinde davacı kazalının %20, üst işveren olarak nitelendirilen davalı ... Seramik şirketinin %60, alt işveren olarak nitelendirilen ve aşamalarda vefat eden davalı gerçek kişi ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı kazalı lehine 270.901,32TL maddi, 81.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, davacı kazalı vekilinin istinaf dilekçesinde hesap raporunun itibar edilen ihtimaline yönelik bir itiraz ileri sürmediği, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli ilk kararıyla davalı ...'ın vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiği, bakiye ömrün TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği, hüküm altına alınan manevi tazminatın bir miktar az olduğu, maddi tazminat yönünden talebin aşıldığı, davacı tarafından yatırılan harçların kabul red oranına göre paylaştırılmasının doğru olmadığı gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda ek hesap raporu alındığı, 05.07.2022 tarihli bu ek hesap raporda davacı kazalının maddi zararı 1.032.163,02 TL olarak hesaplandığı, rapor davacı vekiline 11.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 25.07.2022 tarihli bir arttırım dilekçesi verdiği, bu dilekçede anılan hesap raporu için “Anılan hesap raporunu kabul etmiyoruz. Raporda aleyhe olan tüm hususlara kül halinde itiraz ederiz.” şeklinde de bir beyanda bulunduktan sonra maddi tazminat istemini 1.032.139,01 TL’ye arttırdığı, bu arada eş ... ve çocuklar ... ve ...'ın aynı davalılara karşı aynı kazadan dolayı birinci birleşen dava dosyasını açarak eş için 50.000,00 TL, çocuklar için 30.000,00’er TL manevi tazminat talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince verilen 18.10.2022 tarihli ikinci kararda kazanılının davacısı olduğu asıl dava dosyasında maddi tazminat isteminin taleple bağlı kanılmak suretiyle kabulüne (1.032.139,01 TL), davacı kazalı lehine 130.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş ve çocukların davacısı oldukları birinci birleşen dava dosyasında ise eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu ikinci kararına karşı da taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, davacılar vekilinin daha önce ücret itirazı olmamasına karşın İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı verdiği istinaf dilekçesinde ücret yönünden de itiraz ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 28.03.2023 tarihli kararda somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 31.07.2017 tarihine kadar davalı nezdinde çalışmasını sürdürdüğü, bu döneme kadar olan ücretleri dosyaya ibraz edilen bordrolar ve sigorta hizmet dökümünde bulunan prime esas kazançlar dikkate alınarak tespit edildiği ancak bilinmeyen aktif dönem yönünden ise hizmet dökümüne göre fesih tarihten sonra herhangi bir yerde çalışmasının bulunmadığı dikkate alınarak geliri asgari ücret düzeyinde kabul edilmesinin hatalı olduğu, davalı tarafın kazalı tarafından yapılan icra takibi sonucu tazminat alacaklarının ödendiğini ileri sürdüğü, söz konusu icra dosyalarının getirtilip incelenmesi ve taraflardan ödeme ile ilgili beyanları alınarak yeniden hüküm tesis edilirken ödeme hususunun da dikkate alınması gerektiği, davacılar tarafından yatırılan harçların kabul red oranına göre paylaştırılmasının hatalı olduğu gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gelmesinden sonra davacı kazalının aynı davalılara karşı ikinci birleşen dava dosyasını açarak 10,00 TL maddi tazminat talep ettiği, alınan 26.07.2023 tarihli ihtimalli ek hesap raporunda davacı kazalının maddi zararı ilk ihtimalde 3.008.237,23 TL olarak hesaplandığı, ikinci ihtimalde icra dosyasına yapılan ödeme makbuz kabul edilirse yapılan ödeme yasal faizle güncellenip tenzil edildiğinde maddi zararın 2.660.232,21 TL olacağı yönünde görüş bildirildiği, davacılar vekilinin 07.12.2023 tarihli celsede asgari ücretin değişecek olması nedeniyle yeni hesap raporu alınması gerektiğini beyan etmesi üzerine Mahkemece bir ek hesap raporu daha alındığı, 25.01.2024 tarihli bu son ek hesap raporunda davacı kazalının maddi zararı ilk ihtimalde 4.425.305,69 TL olarak hesaplandığı, ikinci ihtimalde icra dosyasına yapılan ödeme makbuz kabul edilirse yapılan ödeme yasal faizle güncellenip tenzil edildiğinde maddi zararın 4.051.213,23 TL olacağı yönünde görüş bildirildiği, davacılar vekilinin 25.03.2024 tarihli dilekçesi ile birleşen dava dosyasında talep ettikleri maddi tazminat istemini bakiye 3.393.166,68 TL’ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2024 tarihli son kararında kazalının davacı konumda olduğu asıl ve ikinci birleşen dava dosyası yönünden; tek hüküm kurmak suretiyle davacı kazalının toplam maddi tazminat isteminin kabulüne(4.425.305,69 TL), davacı kazalı lehine 130.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, yine eş ve çocukların davacısı oldukları birinci birleşen dava dosyasında ise eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin üçüncü ve son kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Somut olayda davacı vekilinin 04.03.2020 tarihli ihtimalli ek hesap raporunun İlk Derece Mahkemesince itibar edilen ilk ihtimali ve davacı kazalı vekili tarafından düzeltme ile 270.877,32 TL maddi tazminat tutarının davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözden kaçırılmak suretiyle davacı kazalı lehine bu tutarı aşar şekilde maddi tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur. Kabul ve uygulamaya göre de asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması yerinde görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; davacı kazalı lehine en fazla 270.877,32 TL maddi tazminata hükmedilebileceğini ve asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerin ancak infaz aşamasında dikkate alınabileceğini, bu açıdan temyiz incelemesine konu hükümdeki gibi ancak tahsilde tekerrür olmamak üzere hüküm kurulabileceğini göz önünde bulundurmak suretiyle bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, davalılar avukatları yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog