Esas No
E. 2025/456
Karar No
K. 2026/176
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/456 Esas
KARAR NO: 2026/176
DAVA: İstirdat (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 16/10/2019
DAVA: Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan)
DAVA TARİH: 27/12/2025
KARAR TARİHİ: 16/02/2026
KARARIN YAZILMA TARİHİ: 17/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

ESAS DOSYA AÇISINDAN

Davacı, dava dilekçesi ile özetle; Davalıdan borç para almadığını, senet düzenlemediğini, davalı ile 2012 yılından bu yana görüşmediğini 2015 yılı düzenleme tarihli bonoyu imzalamasının mümkün olmadığını, davalı ve kardeşlerinin borcunu ödediğini, davalının dairesini kendisine devretmeyi teklif ettiğini ve daireye karşılık teminat olarak 85.000-TL bedelli senedi verdiğini, davalının senedi iade etmediğini, söz konusu senedi ise , daireden doğabilecek hiçbir şeyden sorumlu tutulmayacağı yönünde 05.06.2011 tarihli tutanağı imzalayarak senedi hükümsüz kıldığını, bononun teminat amacıyla, davalının üçüncü kişilere devrettiği daireye ilişkin verildiğini, dairenin devredilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını, davacının verdiği borçla davalının kendisine daire aldığını ve sonra bu daireyi üçüncü kişiye devrettiğini, senette tahrifat yapıldığını, 2012 yılından sonra davacı ile davalının bir daha bir araya gelmemesi nedeniyle senedin bu tarihten sonra düzenlenmesinin imkansız olduğunu savunarak davanın kabulüne karar verilmesi ile icra dosyasına ödenene paranın istirdatını talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi ile özetle; davacının icra takibi sürecinde imzaya itiraz ettiğini, imzanın davacı eli ürünü olduğunun rapor ile tespit edildiğini, dava konusu senedin tanıklar huzurunda imzalanarak kendilerine verildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, yazılı delil başlangıcı mevcut olmayan dava kapsamında davacının tanık dinletme talebinin reddi gerektiğini, icra dosyasına yatırılan paranın kendilerine ödenmediğini bu nedenle istirdat davası açılması için gerekli şartların oluşmadığını, icra dosyasına yatırılan paranın kendilerine ödenmemesi yönündeki tedbir kararının kaldırılmasını ve tedbir sebebiyle uğranılan zararın tazmini gerektiğini savunarak, davacının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DOSYA AÇISINDAN

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının davalıya karşı Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe karşı davalı borçlu tarafın davacı hakkında Bakırköy .... asliye ticaret mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile ( Eski dosya no: Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Es. ) istirdat (mefi tespit davası ) açtığını, akabinde davalı borçlunun söz konusu istirdat davasında davacının alacaklı olduğu icra dosyasına yatan 141.688,95-TL'nin davacıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ettiğini, Bakırköy ... asliye ticaret mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yatan 141.688,95 TL'nin alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarih, .... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile söz konusu ihtiyati tedbirin kaldırılmasına kesin olmak üzere karar verildiğini, davacı tarafça icra veznesine yatırılan 141.688,95 TL üzerine 17.10.2019 tarihinde konan ihtiyati tedbirin kaldırıldığı tarih olan 21.09.2020 tarihine kadar uğramış olduğu zararların hesap edilip kendisine ödenmesini talep ettiğini, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas .... Karar sayılı dosyası ile davacının uğradığı zararın 62.780,62-TL olduğunun tespit edilerek tedbirin verildiği17/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğini, İstinaf mahkemesi olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli, ... Esas, .... Esas sayılı dosyası ile ihtiyati tedbirden dolayı uğranılan zarar talebine yönelik usulüne uygun dava açıp harçlandırma yapılmaması gerekçe gösterilerek bu talebimiz açısından verilen kararın usulden kaldırılmasına karar verilmesi sebebiyle söz konusu zararın ödenmesi için dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamadığını ve iş bu davayı açma zarureti doğduğunu beyan ederek iş bu davanın daha önce açılan Bakırköy ... Asliye Ticaret mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile ( Eski dosya no: Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi ..... Es. ) bağlantılı olması ve İİK'nun 72. maddesi uyarınca istirdat ( menfi tespit ) davalarında borçlunun talebi üzerine mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle alacaklının uğradığı zararların ödenmesine ilişkin tazminat davasının ihtiyati tedbir kararını veren aynı mahkemece karara bağlanması gerektiği belirtildiğinden iş bu davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tazmini gereken zararın gerçek zarar olduğunu, gerçek zararın, zarar verici eylem olmasaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idi ise o durumun yeniden tesisi için gerekli olan miktar kadar olduğunu, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı da oluşabilecek zararlar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu sebeple tazminleri istenemeyeceğini, zararlar ile zararlandırıcı eylem arasında kanunun aradığı anlamda bir illiyet bağı mevcut olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava konusu uyuşmazlığın davaya konu bono düzenleme tarihi üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı, haciz tehditi altında ödenen bedelin istirdatının mümkün olup olmadığına ve bononun teminat olarak verilip verilmediği hususlarına ilişkindir. Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde, takip dayanağının 02.11.2015 keşide, 02.11.2016 vade tarihli ve 85.000-TL bedelli bono olduğu, bononun keşidecisinin davacı ..., lehtarının ise davalı ... olduğu, 16.10.2019 tarihinde davacı borçlunun 141.688,95-TL tutarında bedeli icra dairesine ödediği anlaşılmıştır. Bu hali ile dava konusu uyuşmazlık menfi tespit ve istirdat talebine yöneliktir. İstirdat davası,

İİK.nın 72. Maddesinde düzenlenmiş olup; işbu dava icra takibinin kesinleşmesi dolayısıyla cebri icra tehditi altında borçlu olmadığı bedeli ödeyen tarafça ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde istirdat davası açarak ödenen paranın iadesini talep edebilir. Ödemenin 16.10.2019 tarihinde cebri icra tehdidi altında icra dairesine yapıldığı, dava tarihinin ise görevsiz mahkemede 16.10.2019 olduğu, istirdat davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkememiz ... Esas, ..... Karar sayılı ilamı ile "1-Davanın REDDİNE, Davalının haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradığı zararın karşılığı 62.780,62-TL’nin tedbirin verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile davacıdan alınıp davalıya verilmesine, söz konusu zararın varsa öncelikle davacının yatırdığı teminattan karşılanmasına,

Kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, " şeklinde karar verilmiş ise de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin .... E .... K sayılı ilamında "İlk derece mahkemesince bono üzerinde tahrifat iddiasına ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 28/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda, senet üzerinde tahrifat incelemesinin büyüteçin yanında Photoshop, Illustrator gibi programlarla digital ortamda inceleme yapıldığı belirtilmiştir.

Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre bu hususta yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, yapılması gerekmektedir. Bu nedenle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için davaya konu bononun düzenleme ve vade tarihlerinde tahrifat bulunup bulunmadığı hususunda, yeterli teknik donanıma ve laboratuvara sahip Emniyet, Jandarma veya Üniversitelerden seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan 28/02/2023 tarihli raporun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.

İlk derece mahkemesince davalının haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradığı zararın karşılığı 62.780,62-TL’nin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kabule göre, davalı tarafından haksız ihtiyati tedbir iddiasına dayalı usulüne göre açılmış ve harcı yatırılmış bir karşı dava olmadığı halde, ihtiyati tedbir nedeniyle davalı lehine 62.780,62-TL’ye hükmedilmesi doğru görülmemiştir." denmek suretiyle kaldırma kararı verilerek yeniden inceleme için mahkememize gönderildiği, kaldırma kararı ile uyumlu olacak şekilde "2 numaralı ara karar yerine getirildiğinde, dosyada bulunan bono aslı ve davacıdan alınan yazı ve imza örnekleri ile birlikte İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü gönderilerek, bononun düzenleme ve vade tarihlerinde tahrifat bulunup bulunmadığı hususunda İVEDİLİKLE rapor tanzim edilmesinin istenmesine," şeklinde ara karar kurulmuş ve dosya kül halinde İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğüne gönderilmiştir

Kaldırmaya konu kararımızda hükme esas alınan raporlarda Tahrifat iddiasına ilişkin mahkememizce alınan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesinde uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda "vade ve ödeme tarihindeki "6" rakamlarının "1" rakamından tahrif edilmediği, kalınlaşmanın mevcut olduğu fakat bunun tahrifat için yapılmadığı, 1 rakamına ait çıkıntının "6 " rakamının kavisli gövdesinde tespit edileceği, düzenleme tarihinde değişiklik yapılması halinde ise "1" rakamının "2 " rakamına dönüştürülmesinin açıkça belli olacağı fakat böyle bir tahrifatın bulunmadığının tespit edildiği," Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası çerçevesinde; " davacı/şikayetçinin başvurusu sonucunda davalı/şüpheli hakkında bedelsiz senedi kullanma, resmi belgede sahtecilik suçlarından soruşturma yürütüldüğü, soruşturmaya esas senedin, davamız konusu 02.11.2015 keşide, 02.11.2016 vade tarihli ve 85.000-TL bedelli bono olduğu, senet üzerinde yapılan inceleme neticesinde Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 5843 sayı ve 04.11.2021 tarihli rapor ile söz konusu senette herhangi bir ilave, silinti, kazıntı, sürşarj yolu ile tahrifat yapıldığını gösterir bulguya saptanmadığının tespit edildiği ..." şeklinde tespitlerin bulunduğu, her ne kadar hükme esas alınamasa da Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E ... K sayılı ilamında da dava konusu bononun davacı ...'in eli ürünü olması nedeniyle imzaya itirazının reddine ilişkin karar verildiği işbu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, kaldırma kararı doğrultusunda Jandarma Kriminal tarafından hazırlanan ve uyuşmazlığı çözümlemeye elverişli 20/08/2025 tarihli raporda da işbu raporlar ile uyumlu olacak şekilde tahrifatın bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür. Davacının teminat hususuna ilişkin iddiasının incelenmesinde; bononun teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispat etmesinin gerekmesi, dayanak olarak gösterilen 05.06.2011 tarihli tutanakta söz konusu bonoya açıkça atıf yapılmamış oluşu, söz konusu bononun teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir delilin dosyada mevcut olmayışı dikkate alındığında davanın reddine ilişkin mahkememizde kanaat oluştuğu,

İİK 72/4 kaynaklı hükmedilecek olan tazminatın haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan dava açılmış olması nedeniyle birleşen davada değerlendirilmesine yönelik karar verilmesinin gerektiği belirlenmiştir. Birleşen ... E sayılı dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından haksız ihtiyati tedbir nedeniyle icra dosyasına yatırılan bedelin ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığını bu nedenle zararının tazmin edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır

Davanın yasal dayanağını oluşturan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 399. maddesi, "(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir

Haksız ihtiyati tedbirden dolayı olan sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Yani, haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın, bundan doğan maddi zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda herhangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ise ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, (kusurlu olmasa bile) bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu sorumluluğun kusura dayanmadığı konusunda gerek öğretide ve gerekse uygulamada görüş birliği mevcuttur.

İhtiyati tedbir isteyenin bundan doğan zarardan sorumlu tutulabilmesi için ihtiyati tedbirin haksız olduğunun anlaşılması gerekir. Bu ise kural olarak asıl davanın sonucunda belli olur. Davalının ihtiyati tedbirle ilgili olarak açtığı esas dava sonuçlanmadan ve bu davada verilen hüküm kesinleşmeden, ihtiyati tedbirin haksız olup olmadığı kesin olarak anlaşılamaz. Haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat davası açan davacının ödenmesini istediği zararı ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı (sebep sonuç ilişkisi) bulunması da gerekir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.4378 v.d. 6100 Sayılı HMK'nın 399. maddesi uyarınca lehine tedbir kararı verilen tarafın, ihtiyati tedbir kararı verildiği anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlü olduğu, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca tazminat davası açma hakkının, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır.

Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere; üçüncü fıkrada ihtiyati tedbir alınmasından kaynaklanan tazminat davasının özellikleri dikkate alınarak, zamanaşımı süresinin açıkça ve diğer haksız fiillerden farklı olarak düzenlenmesi uygun bulunmuş olup tazminat davası açma hakkı bir yıllık süreye tabi kılınmış ve bu süre hükmün kesinleşmesinden veya hüküm yoksa ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren başlayacaktır.

Burada anlatılmak istenilen, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınmış ve daha sonra süresinde asıl dava açılmış veya asıl dava açıldıktan sonra ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise; tedbir ister davanın reddine yönelik hükümle kalksın, ister yargılama devam ederken istek üzerine ara karar ile kaldırılsın zamanaşımı süresinin başlaması, esas hakkında hüküm verilmesi ve bu hükmün kesinleşmesine bağlıdır. Asıl davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmeden ihtiyati tedbirin haksızlığı ortaya çıkmayacağına göre, tazminat davası açma hakkı da doğmayacağından, doğmamış bir hak için zamanaşımı süresinin başlaması mümkün değildir.

Öte yandan, 6100 Sayılı HMK'nın 399. Maddesinin 3. fıkrasında "... hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.." hükmünden çıkarılan ikinci anlam dava açılmadan münhasıran istenilen ihtiyati tedbir kararı, 6100 sayılı HMK'nın 397/1 maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış veya itiraz üzerine kaldırılmış ise bu halde zamanaşımı süresi esas hakkında verilecek bir hüküm bulunmadığından ve tedbirin kalktığı tarihten itibaren başlayacaktır (Benzer emsal; İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 2018/1533 Esas, 2018/1198 Karar sayılı ilamı).

Davacının haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğramış olduğu zararlarını talep edebileceği, zira icra müdürlüğüne yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verildiği, yatırılan teminat kapsamında tedbirin uygulanmış olduğu, kaldırma kararı öncesinde işbu talebe yönelik alınan bilrikişi raporunda mevcut yatırım seçeneklerinin değerlendirildiği, her ne kadar davacı gümüş işi ile uğraştığını beyan etmiş ise de doğrudan iddiasını ispatlayabilecek bir delilin dosyada bulunmaması nedeniyle seçenekler kapsamında aritmetik ortalama uygulanarak zararın tespit edildiği kaldı ki davacının da netice talebinde işbu bedelin istendiğinin anlaşılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş olup İİK 72/4 kaynaklı hükmedilecek olan tazminatın da işbu davada değerlendirilmesi nedeniyle ayrıca mahsup hükmünün kurulmasına gerek olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Asıl dava yönünden Davanın reddine

-Davacılar tarafından yatırılan teminat bedellerinin davalı alacaklı lehine hükmedilmesi gereken %20 tazminata mahsuben, davalıya hükmün kesinleşmesinden sonra verilmesine

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 2.419,70.-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 1.687,70.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından dosyada yapılan 500,00 TL bilirkişi ücreti 400,00 TL posta masrafı olmak üzere 900,00 TL giderin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,

3.Birleşen dava ...

4.Davanın Kabulü ile dava konusu 62.780,62 TL nin 17/10/2019 (tedbir infaz tarihi) tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine

5.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.288,54.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.072,14.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 3.216,40.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ve 1.072,14.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

Davalı tarafından dosyada yapılan toplam 45,00.-TL yargılama giderinin davalının üzerinde bırakılmasına,

Davacı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog