T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davalı ... aleyhine Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla başlatılan genel haciz yoluyla icra takibine borçlunun 19.09.2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli itiraz ederek takibi durdurduğu, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun 18.10.2024 tarihinde yapıldığı ve davalının 25.10.2024 tarihli oturuma katılmayarak süreci sonuçsuz bıraktığı, 30439 sayılı Yönetmelik m.25 gereği yargılama giderlerinden sorumluluğunun doğduğu, müvekkil banka ile davalı arasında imzalanmış Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ile Ticari Kart Sözleşmesi uyarınca doğan borçların ödenmemesi üzerine müvekkil banka tarafından 28.05.2024 tarihli ... barkodlu ve 01.07.2024 tarihli ... barkodlu ihtarnamelerin gönderildiği ve davalıya tebliğ edildiği, ihtarlara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibinin başlatıldığı, davalının itiraz dilekçesinde borca ilişkin sözleşmeleri inkâr etmediği gibi borcu da kabul ettiği, banka kayıtları ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalının borçlu olduğunun açıkça ortaya çıkacağı, bu sebeple davalının haksız itirazının iptaliyle durmuş olan takibin devamına, alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
2.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi ... ’ın 14/04/2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; davalı ... ile ... A.Ş. arasında tarihsiz Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ve 14.08.2023 tarihli Ticari Kart Sözleşmesi’nin bulunduğu, davalıya ... numaralı kredi kartı tahsis edildiği, bankaca gönderilen 28.05.2024 ve 01.07.2024 tarihli ihtarnamelerde kredi kartından kaynaklı 13.254,88 TL anapara, 1.617,57 TL faiz, 126,71 TL BSMV olmak üzere toplam 14.999,16 TL ile Kredili Mevduat Hesabından kaynaklı 36.000 TL anapara, 4.323,86 TL faiz ve 216,20 TL BSMV olmak üzere toplam 40.540,06 TL’nin bir gün içinde ödenmesinin istendiği ve bu ihtarnamenin 06.07.2024’te tebliğ edildiği, temerrüt tarihinin 08.07.2024 olarak değerlendirilebileceği, 5464 sayılı Kanun uyarınca kredi kartına uygulanacak temerrüt faizlerinin TCMB tarafından belirlendiği, icra talebinde yer alan kredi kartı için yıllık %90,54 temerrüt faizinin TCMB azami oranlarıyla uyumlu olduğu, KMH için talep edilen %90,56 faiz oranı dikkate alınarak hesaplamanın talebe bağlı şekilde yapılacağı, 03.09.2024 tarihinde Konya . İcra Dairesi ... E. dosyasıyla kredi kartı ve KMH borçlarına ilişkin takip başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durduğu, kredi kartı alacağının 13.378,86 TL asıl alacak, 2.832,41 TL işlemiş faiz ve 68 TL BSMV olmak üzere toplam 16.279,27 TL olarak hesaplandığı, takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için asıl alacağa TCMB’nin dönemsel azami gecikme faiz oranlarının ve bunların %5 BSMV’sinin uygulanabileceği, KMH alacağı yönünden 36.212,56 TL asıl alacağın tespiti için 01.01.2024’ten aktarım tarihine kadar hesap hareketleri ile faiz tahakkuklarını gösterir kayıtların ve varsa cari hesap kredisi/KMH limit tanımlama belgelerinin sunulması gerektiği, ayrıca 147,95 TL ihtarname masrafına ilişkin bilgi-belge eksikliğinin tamamlanmasının gerekli olduğu, icra inkâr tazminatının takdirinin İİK 67/2 gereği mahkemeye ait bulunduğu belirtilerek tüm değerlendirmelerin mahkemenin takdirinde olduğu ifade edilmiştir.
Bilirkişi ... ’ın 26/08/2025 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; davalı ... ile ... A.Ş. arasında tarihsiz Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve 14.08.2023 tarihli Ticari Kart Sözleşmesi’nin dijital ortamda akdedildiği, davalıya ... numaralı kredi kartı ile bir Kredili Mevduat Hesabı tahsis edildiği, banka tarafından 28.05.2024 ve 01.07.2024 tarihli ihtarnameler gönderildiği ve son ihtarnamede kredi kartı borcunun 14.999,16 TL, KMH borcunun 40.540,06 TL olarak bildirildiği, ihtarnamenin 06.07.2024’te tebliğ edildiği ve temerrüt tarihinin 08.07.2024 olarak değerlendirilebileceği, 5464 sayılı Kanun ve TCMB düzenlemeleri gereği kredi kartı ve KMH borçlarına icra takibinde talep edilen temerrüt faiz oranlarının azami oranlarla uyumlu olduğu, ihtarname sonrasında 03.09.2024 tarihinde Konya . İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasıyla takip başlatıldığı ve davalının itirazıyla takibin durduğu, yapılan inceleme sonucunda kredi kartı yönünden 13.378,86 TL asıl alacak, 2.832,41 TL işlemiş faiz ve 68 TL BSMV; KMH yönünden 36.212,56 TL asıl alacak, 7.620,29 TL işlemiş faiz ve 210,39 TL BSMV ile 147,95 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 60.470,46 TL alacağın hesaplandığı, takip tarihinden tahsil tarihine kadar kredi kartı borcuna TCMB’ye uygun %54,60, KMH borcuna ise %56,64 oranında azami gecikme faizinin uygulanabileceği, icra inkâr tazminatına ilişkin değerlendirmenin İİK 67/2 uyarınca mahkemenin takdirinde olduğu belirtilerek tüm tespit ve değerlendirmelerin nihai takdirinin mahkemeye ait olduğu ifade edilmiştir.
3.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür. Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir. Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... ... ... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ... ,s.47). Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184). İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Somut olayda; davacının banka davalının ise davacı bankanın müşterisi olduğu, taraflar arasında kredi sözleşmesinin mevcut olduğu, davalının ilgili kredi ödemelerini gerçekleştirmemesi sebebiyle davacının iş bu icra takibine giriştiği, davalının ise borcu olmadığında bahisle itirazda bulunduğu, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre zarfında ilgili davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, yapılan tespitlere göre davalının davacı bankaya icra takibine esas miktarın bir kısmı yönünden borçlu olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında davalının itirazının haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018). Somut olayda; alacağın likit olmadığı, borcun davacı banka tarafından kısmi olarak yanlış hesaplandığı, gibi yapılan itiraz kapsamının kötü niyetli olmadığı değerlendirmekle talebin reddine karar verilmiştir.
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1.Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile; 60.470,46 (49.591,42 TL asıl alacak, 10.452,7 TL işlemiş faiz, 278,39 TL BSMV ve 147,95 TL ihtar masrafı) üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin 1.105,00 TL istemin REDDİNE,
-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2.Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam; 4.130,74 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 743,68 TL'nin masubu ile bakiye 3.387,06 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 743,68 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 419,93 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı tarafça yapılan 7.225,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 7.095,34 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 3.535,40 TL'sinin davalıdan; 64,60 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
8.Karardan sonra yapılacak masrafların % 98,21 oranında (kabul oranı) davalıya; % 1,79 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
9.Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10.Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Reddedilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/11/2025
Katip Hakim