Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/3389 E.  ,  2025/15830 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/2563 E., 2024/2706 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/607 E., 2024/115 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 09.03.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP

Davalı vekili davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 09.03.2015 tarihinde davalı işyerinde kalıpçı ustası olarak çalışırken dengesini kaybedip 1. kattan zemin katta bulunan straforların üzerine düşerek yaralandığı, davaya konu olayın SGK'nın tahkikat raporu ile iş kazası olarak kabul edildiği ve davacı işçinin %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu bulunduğu, SGK'nın 09.01.2020 tarihli raporu ile %23,2, SSYSK'nın 15.06.2020 tarihli raporu ile %23,2, ATK 3. İhtisas Kurulunun 06.08.2021 tarihli raporu ile %23,2 oranında maluliyet tespiti yapıldığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/15453 soruşturma, 2015/10892 Karar sayılı dosyada; şikayet yokluğu sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 28.09.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda bilirkişiler; davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu görüşünü bildirdiği, rapora karşı yapılan itirazların yeniden değerlendirilmesinde 04.08.2023 tarili ek rapor ile aynı görüşü tekrar ettiklerinin görüldüğü, davacının %20 kusur ve %23,2 oranındaki maluliyeti sonucu yaşadığı maddi kazanç kaybının hesabı için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve bilirkişi tarafından 24.02.2024 tarihinde verilen güncel asgari ücret ve güncel hesaplama yönteminin değerlendirmeye alındığı raporda 1.410.574,77 TL geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan tazminat hesap edildiği gerekçesiyle;

1.Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, -1.410.574,77 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -45.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, İlk Derece Mahkemesince alınan 28.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporunun ve 04.08.2023 tarihli kusur ek raporunun yukarıda belirtilen değerlendirme ve irdelemeleri içerdiği, ayrıntılı, gerekçeli ve denetlemeye elverişli olduğu, raporda belirlenen kusur aidiyet ve oranlarının isabetli olduğu; meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitinde yukarıda anılan prosedürün işletildiği, YSK kararı ile Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin raporu arasında görüş ayrılığı ve çelişki bulunmadığından, %23,2 meslekte kazanma gücü kaybı oranının kesinleştiği; hükme esas alınan aktüer hesap raporunda dosyadaki verilere göre yapılan hesaplamada bir hata görülmediği, davacı tarafın aktüer hesap raporuna ilişkin istinaf nedeninin de soyut olduğu; olayın oluş şekli, tarafların sıfatları, işgal ettikleri makam, olay tarihi ve paranın o tarihteki alım gücü, ekonomik şartlar, hak ve nasafet kuralları, davacının yaşı, meslekte kazanma gücü kaybı oranı, olayın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmaması ile davacının olay nedeniyle duyduğu elem ve acı birlikte değerlendirildiğinde, takdir edilen manevi tazminat miktarının makul ve yeterli olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle;

a)Aktüer hesap raporunda maddi hatalar yapıldığını ve bu hesap esas alınarak hatalı hüküm kurulduğunu,

b)Hükmedilen manevi tazminat miktarının kanun koyucunun ulaşmak istediği amacı gerçekleştirmekten uzak olduğunu olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a)Kaza tarihinden sonra davacının herhangi bir kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kaybının bulunmadığını, kazanın üzerinden 2 ay geçmeden davalının inşaatlarında çalışmaya devam ettiğini ve 4 yıl boyunca çalıştığını, kazadan kaynaklanan herhangi bir özürü bulunmadığını,

b)Müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verdiğini, gerekli tüm tedbirleri aldığını, verilen ekipmanın kullanılıp kullanılmadığının denetlendiğini,

c)Davacının asgari ücretten fazla ücret aldığını iddiasını ispatlayamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı hiç çalışamıyormuş veya çalışamayacakmış gibi tüm kazanç dönemini maluliyete isabet eden zararının hesaplanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2.Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir.

10.maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).

4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

8.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı şirket nezdinde kalıpçı ustası olarak çalıştığı, 09.03.2015 günü çalıştığı inşaatta dengesini kaybedip 1. kattan zemin katta bulunan straforların üzerine düşerek yaralandığı, işbu kaza nedeniyle %23,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, ... inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, davalı işveren şirketin %90 oranında, davacı kazalının ise %10 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitler yapıldığı, eldeki dosyada Mahkemece üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 28.09.2021 tarihli kusur raporunda ve 04.08.2023 tarihli kusur ek raporunda ise davalı işveren şirketin %80 oranında, davacı kazalının ise 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak SGK müfettişi tarafından düzenlenen teftiş raporu ile eldeki dosyada alınan kusur bilirkişi raporları arasında çelişir nitelikle veriler bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

10.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle celbinin sağlanması ile- verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, işveren yönünden SGK inceleme raporunda belirlenen tespitleri irdeletmek, eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

11.O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog