8. Hukuk Dairesi 2024/1982 E. , 2025/7856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Tunceli ili .... ilçesi ..... köyü çalışma alanında bulunan 48 parsel sayılı 5.700 metrekare ve 159 parsel sayılı 17.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ..., ...., ... ve arkadaşları Ovacık Sulh Hukuk Mahkemesine sundukları ayrı ayrı dava dilekçelerinde; ... köyünde bulunan dava konusu taşınmazların, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamada dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildikten sonra, taşınmazların değerinin Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aşması sebebiyle dava dosyasının görevsizliğine ve dosyanın Ovacık Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmazların sınırında .... bulunmasına ve 41 nolu toprak komisyon çalışmasında taşınmazların "bük" olarak belirtilmiş olmasına rağmen, taşınmazlar başında yapılan keşfe jeolog bilirkişinin götürülmediği, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda ise dava konusu 48 parsel sayılı taşınmazın fazla meyilli, işlenmemiş, taşlı ve arazılı olduğu, geçmiş yıllarda tarım alet ve makineleri ile işlenmediği, kültür bitkisi yetiştiriciliği yapılmadığı, 159 parsel sayılı taşınmazın da tarım alet ve makineleri ile işlenmediği, zeminin otla kaplı olduğu ve kendiliğinden yetişen bitkilere maruz bırakıldığı tespitlerine yer verilmesine rağmen, raporun sonuç kısmında taşınmazların tarım arazisi niteliğinde oldukları belirtilmek suretiyle, raporun kendi içinde çelişki doğmasına sebebiyet verildiği, ne var ki mahkemece bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazların evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve varsa üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olduğu halde, Mahkemece hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı hususları belirlendikten sonra, yöntemince zilyetlikle kazanım koşullarına yönelik araştırma yapılması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "bilirkişiler tarafından 1956, 1973, 1977 tarihli hava fotoğrafları ve 2012 yılı ortofoto görüntüsüne ilişkin tespit ve değerlendirmelere göre, dava konusu taşınmazların imar ihyasının tamamlanmadığı, özellikle ilk dava tarihi ve sonrasında taşınmazların herhangi bir tarımsal faaliyete konu olmadığının tespit edildiği, bu nedenlerle kullanıma ilişkin mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına itibar edilmediği, dava konusu 48... parsel sayılı taşınmazlar yönünden imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının davacılar ve müdahil adına gerçekleşmediğinden asıl ve birleşen dosya davacıları ile katılanların davalarının sübut bulmadığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.