Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/3789 E.  ,  2025/14048 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/252 E., 2024/2740 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/734 E., 2023/575 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 27.09.2017 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500 TL maddi tazminatın ve 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 3.5.2023 tarihli dilekçe ile maddi tazminat alacağını 830.000 TL olarak arttırmış, 1.9.2023 tarihli dilekçe ile 1.197.506,98 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerekli özen ve dikkati göstermediği için kazanın meydana geldiğini, davacının görevinin bakım onarım olduğunu, merdivendeki kusurları varsa görmek ve tespit etmenin davacının görevi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 1.197.506,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin, istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilip yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ortadan kaldırılmasına, "davacının davasının kısmen kabulüne, 1.197.506,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar tarihindeki AAÜT uyarınca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen miktarı aşar nitelikte olduğunu, kararı bu yönü ile temyiz ettiğini, İstinaf Mahkemesi tarafından 75.000 TL olarak belirlenen manevi tazminat tutarının çok düşük kaldığını, maddi tazminat yönünden yeniden inceleme yapılması halinde gerçek varken varsayıma dayanılamayacağından yeni yapılacak hesaplamada fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Davalı ...Konteyner Terminal İşl. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın davacı gerekli özen ve dikkati göstermediği için meydana geldiğini, davacının görev tanımının ve işinin bakım/onarım olduğunu, kusur oranı belirlenirken davacının görevi ve yaptığı işin dikkate alınmadığını, kazada müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, tazminata esas alınan ücretin ve hesaplamada dikkate alınan ücret katının hatalı şekilde belirlendiğini, manevi tazminat talep koşulları bulunmadığı gibi hükmedilen 75.000 TL manevi tazminat miktarının zenginleşme yasağı prensibine ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
A. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.

B. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, 07.02.2023 tarihli hesap raporunda davacının maddi zararının 871.067,34 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 3.3.2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna müvekkili aleyhine herhangi bir usuli kazanılmış hak doğmaması adına itiraz ettiğini beyan ettikten sonra, takip eden celsede ıslah için tarafına süre verilmesini talep ettiği ve Mahkemece davacıya ıslah için süre verilmesi üzerine davacı tarafın talebini bilirkişi raporu ile belirlenen tutara arttırdığı, davacı vekilinin 3.5.2023 tarihli celsede " talep arttırım dilekçesini tekrarla, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin aynı celse bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinin değerlendirilerek dosyanın tekrar bilirkişiye gönderilmesini talep ettiği ve Mahkemenin, davalı vekilinin bilirkişi hesap raporunda maddi hata yapıldığı yönündeki itirazlarının incelenmesi için dosyanın önceki aktüerya bilirkişisine tevdi edilmesine dair kararı üzerine hazırlanan 23.06.2023 tarihli hesap raporunda, asgari ücret değişikliği nedeniyle yeniden hesaplama yapılarak, davacının maddi zararının 1.197.506,98 TL olarak belirlendiği, Mahkemece anılan rapor hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin 3.5.2023 tarihli celsedeki beyanı ve dosyanın davalı vekilinin somut itirazlarının incelenmesi yönünde bilirkişiye tevdisine dair ara karar dikkate alındığında, davalının itirazı üzerine hazırlanan 23.06.2023 tarihli hesap raporunda davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklara aykırı olacak şekilde işlemiş dönem sonu ileri çekilerek ve güncel asgari ücret değişiklikleri dikkate alınarak belirlenen 1.197.506,98 TL zarar tutarına Mahkemece hükmedilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek 07.02.2023 tarihli hesap raporuna göre davalının sorumlu olacağı maddi zarar miktarının belirlenmesidir.

Öte yandan; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği manevi tazminat davaları yönünden davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği açık olup Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. - 2024/226 K. sayılı 25.12.2024 tarihli iptal kararı gereği bu hususa işaret edilmekle yetinilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog