10. Hukuk Dairesi 2025/7680 E. , 2025/14050 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvalık 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ..., ... merkez ve ... otogar bilet satış yazıhanelerinde bilet satış personeli olarak aralıksız 16... ay (Haziran 20 02... Eylül 2018 tarihleri arası) günlük çalışma saatlerinin üzerinde hafta, resmi-dini bayramlarda, genel tatilleri ve yıllık izin kullandırılmadan asgari ücretin de altında günlük 15-20 lira ödemelerle çalıştığını, sonucunda da hiçbir sebep gösterilmeksizin, hiçbir işçilik alacakları ödenmeden iş akdi işveren tarafından haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini, ayrıca müvekkilinin çalıştığı bu süre içinde SGK primlerinin de ödenmediğini belirterek müvekkilinin meslek odası nezdinde gerçek ücretinin tespiti ile gerçek SGK primleri üzerinden sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticaret sicil merkez adresinin “... İstanbul Otogarı ... Geçi... Arası Ko:... ..../İstanbul” olup işbu davanın Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde ikame edilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından açılan iş bu davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, SSK m.79/8'de ikame edilen davanın, nitelik itibariyle bir olumlu tespit davası olduğunu, ancak davacı vekilinin tespit niteliğinde ikame ettiği işbu davasında yatırılmayan sigorta primlerinin ödenmesinin tahsilini talep etmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davacının netice-i talep kısmı incelendiğinde, "bu dönem eksik yatırılan sigorta primlerinin meslek odası nezdinde ücret tespiti üzerinden ödenmesi" yönünde talepte bulunduğunu, anılan davanın konusunun hizmet tespiti olduğunu, işbu primlerin tahsilinin talep edilemeyeceğini, bir an için davacı vekilinin talebinin doğruluğu kabul edilse bile davacı vekilinin ödenmeyen prim alacaklarının işçiye ödenmesini talep etmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, ödenmeyen primlerin tahsil ve takibinden yalnızca ... yetkili ve görevli olup davacının eda davası niteliğine haiz talebi dikkate alındığında huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava şartı olarak arabuluculuk, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi 1. fıkrasında, “Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce arabuluculuk başvurusu yapmasının dava şartı olduğunu, ancak davacının arabuluculuk başvurusunda bulunmadığının tespit edildiğini, dava şartının yerine getirilmediğinin açık olduğunu, davacının arabulucuya başvurmaksızın huzurdaki davayı ikame etmesinin usule aykırı olup huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından tespiti istenilen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerektiğini, davacı tarafından istenilen hizmet tespiti davasının, kanunda düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılmadığından, öncelikli olarak davanın hak düşürücü süre yönünden reddini talep ettiklerini, davacı işçi ile müvekkilş şirket arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, huzurdaki davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği tüm tespit talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek yetki itirazının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliğine, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davada husumetin yanlış yöneltildiğini, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 10. maddesinin D fıkrası gereğince Adli ve İdari Makamlara karşı Kurumu temsil yetkisinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ait olduğunu,
İl/İlçe Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğini, öncelikle davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, davacının tespitini talep ettiği döneme ilişkin olarak hak düşürücü süre söz konusu olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde sigortalıların çalıştıkları hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvuracakları belirtildiğini, hükmün Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarında hak düşürücü süre olduğunun tartışmasız kabul gördüğünü, söz konusu döneme ilişkin davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden dinlenilmesinin söz konusu olmadığından esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, ayrıca 6552 sayılı Kanun ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen son fıkra ile müvekkili Kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil sıfatına haiz olması sebebiyle müvekkili Kurumun davaya bundan sonraki aşamalarında feri müdahil olarak devam etmesini talep ettiklerini, davacının müvekkili Kurum Balıkesir İl Müdürlüğünde ihtiyarlık şahsi dosyasının tetkikinde: davacının işe girişinin 19.07.2017 tarihi olduğu ve davalı işyerinde 30.04.2018 tarihine kadar kesintisiz çalışmasının bulunduğunu, ayrıca 01.05.2018 tarihinde yeniden aynı iş yerine girişi yaptığı ve davacının da beyan ettiği 21.09.2018 tarihinde iş yerinden çıkış yaptığının tespit edildiğini, işe giriş tarihlerinde tutarsızlığa rastlanmadığını, bu aşamada sigortalılık kayıtlarının ve davalının beyanları incelendiğinde davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu tespitler ışığında; davacının kendi imzasını havi belgeler veya maaş ödeme kayıtları karşısında davanın esas yönünden de reddi gerektiğini, işyerinde çalışanlarla ilgili prim belgelerinin yönetmelikte tespitli şekilde Kuruma verilmesi ödevi işverene yüklenmiş yasal bir ödev olduğunu, ilgili yasal düzenlemeler gereği işverenlerin çalışanlarını belirtilen süre içinde Kuruma bildirmesi, çalışanların da çalıştıkları işyeri hakkında gerekli bilgileri müvekkili Kuruma bildirmesi gerektiğinden ve bu konuda tarafların yasal ödevleri yerine getirmemesi nedeniyle bir kısım talebin kabulüne karar verilse dahi müvekkili Kurumun bu davalarda fer’i müdahil sıfatını haiz olduğu da dikkate alındığında Kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesine ve davanın esası yönünden de ileri sürdüğümüz nedenler ve toplanacak delilere göre davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işyerinde 15.06.20 02... .07.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil SGK vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, kesin delil niteliğindeki SGK kayıtlarının esas alınması gerekirken salt davacının iddiaları ve tanık beyanları dikkate alınarak karar verildiğini, davacı ile yakın ilişki içerisinde olan ve bordrolarda kayıtlı olmayan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, tespitini talep ettiği çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığını, davacının yazılı delili bulunmadığını, sadece tanık beyanlarının değerlendirildiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazancın tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Eldeki davaya konu talep dönemi itibari ile davanın yasal dayanağı; Anayasa'nın 60. maddesi şöyledir: "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
3.506 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar." 506 sayılı Kanun'un mülga 6. maddesi şöyledir: "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.." 506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesinin ilgili fıkrası şöyledir: "...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 ( 10... /06/1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3.Eldeki davada davacı, Haziran 20 02... Eylül 2018 tarihleri arasında, davalıya ait iş yerinde geçen çalışmalarının tespitini ve hizmetlerinin gerçek ücret ücret üzerinden tespiti talep etmiş, Mahkemece hizmet tespiti yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, prime esas ücret yönünden yazılı delil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de hizmet tespiti talebi yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle 6100 sayılı HMK m. 194 gereğinc somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacının beyanı alınmalı; talep konusu dönem içerisinde hangi tarihte hangi şirket elemanı olarak çalıştığı, dava dışı şirketlerin de biletleme işlerini yapıp yapmadığı, dava dışı ...Tur. Sey. Tic. Ltd. Şti.'de çalışıp çalışmadığı, talep konusu dönemde kendisi ile birlikte çalışan kaç kişi olduğu, çalışma saatleri ve vardiya şekli sorulup açıklattırılmalıdır. Daha önce ... tarafından aynı işverene karşı açılıp dairemizce de onanan dava dosyası eldeki dosya arasına alınarak söz konusu dosyada davacının tanık olarak beyanının alınıp alınmadığı, varsa beyanlarında kendi çalışma düzenine ilişkin bilgi verip vermediği değerlendirilmelidir. Mahkemece davalı iş şerinin kapsam ve kapasitesi belirlenmeli, fiilen aynı dönemde çalışanlar tespit edilerek beyanları alınmalı, ilgili belediyeden otogar işletmesi ile ilgili sözleşmeler ve denetim raporları temin edilmeli, böylece daha kapsamlı araştırma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.