2. Ceza Dairesi 2025/13489 E. , 2025/21436 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2019/3669 E., 2021/607 K. sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
1.Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tâbi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
2.Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek hükmolunan ceza miktarı yönünden 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereği sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/912 sorgu numaralı dosyasında tutuklama talebinin reddine dair verilen kararın gerekçesinde 11/11/2015 tarihli ve 22/10/2015 tarihli dosya içerisindeki rapora göre şüphelinin kesin kez görüntüdeki kişinin olduğunun tespitinin yapılamadığı, görüntülerin flu olduğu, net olmadığı ve 12/07/2017 tarihli teşhis tutanağının ise kesin bir değer içermeyip değerlendirme boyutunda kaldığının belirtildiğine, dosya kapsamındaki tek delin bilirkişi raporu olduğuna, sanığın savunmasının değerlendirilmeyip eksik araştırma yapıldığına, katılanın fahiş talebi nedeniyle sanığın zararı gideremediğine, sigorta şirketince ilgili zarar nedeniyle yapılan ödeme miktarı ile talep edilen miktarın arasında uçurum bulunması da savunmalarının en açık ispatı olduğuna, atılı suçun gece işlendiğine dair somut delil bulunmadığına, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesiz olması nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığına, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak kararın bozulmasına ve sanığın beraatine karar verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34/1, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulduğu anlaşılmakla, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1.Kamera kaydı görüntüleri ve sanığın çekilen teşhise elverişli fotoğrafları arasında yapılan inceleme neticesinde tek kişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, kamera kayıtlarındaki 1 no'lu şüpheli şahıs ile sanığın benzer olduğuna dayanılarak İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; sanığın atılı suçları işlemediğini beyan ettiği anlaşılmakla, atılı suçun sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti amacıyla sanığın muhtelif mesafe ve açılardan yüksek çözünürlükte fotoğrafları ve 12.07.2017 tarihli şüpheli şahıs tespit tutanağındaki fotoğrafları temin edilerek, sanığın dosya kapsamındaki fotoğrafları ve olaya ilişkin kamera görüntüleri ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü, ... Kriminal Dairesi Başkanlığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı ya da Tübitak Bilgem Başkanlığı gibi görüntü iyileştirme teknikleri uygulama imkânına sahip bilirkişilere gönderilip, kamera görüntülerinin mümkün ise görüntü iyileştirmesi de yapılmak suretiyle, bu görüntüler ile sanığın fotoğrafları arasında karşılaştırma yapılmasının sağlanıp bahse konu görüntülerdeki kişinin sanık olup olmadığına ilişkin rapor aldırılması,
2.Sanığın olay tarihi itibarıyla tespit olunan tüm cep telefonu numaralarına ilişkin olarak suç tarihi ile bir gün öncesi ve bir gün sonrasını kapsar şekilde aranan, arayan numaralar ile baz istasyonlarını gösterir ayrıntılı HTS kayıtlarının ilgili GSM operatöründen temin edilerek ve sanığa ait cep telefonlarının suç anında olay mahallinden sinyal verip vermediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.