T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu ..., organizasyon işiyle iştigal eden bir şahıs şirketi sahibi olup tacir olduğunu, davalılar ... ve ..., kendilerini .... Üniversitesi Festival Komitesi Başkanları olarak tanıttığını, 15.06.2025 tarihinde üniversite kampüsünde düzenlenecek olan “Kültür ve Sanat Festivali” organizasyonu ve sahne kurulum hizmetleri için müvekkil ile anlaşmaya vardıklarını, anılan etkinlik üniversite bünyesindeki "İşletme Kulübü" ve "Girişimcilik Kulübü" tarafından kulüp başkanları davalılar organizatörlüğünde gerçekleştirildiğini taraflar arasında süreçteki yapılan bütün görüşmelerde davalılar, müvekkiline karşı sorumlu kişi sıfatıyla hareket ettiklerini, davacı müvekkili olduğu kendi geçim ve idaresini enflasyon koşullarınında zorlayıcı etkisiyle birlikte kıt kanaat sağlayan bir birey olduğunu, üzerinde taşınır taşınmaz herhangi bir malvarlığı da bulunmadığını, davacı müvekkilinin yargılama sırasında meydana gelecek masrafları ve özellikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde söz konusu tedbire ilişkin teminat tutarlarını karşılayabilecek maddi durumu bulunmadığını, müvekkili olduğu davacı sadece bu işten para kazandığını düzenli bir gelir sahibi olmadığını, sadece bu ticari faaliyetten kazandığıyla yeme, içme, barınma ve kişisel ihtiyaçlarını gidermeye çalışan, başka bir yan geliri olmadığını adli yardım taleplerinin reddi halihazırda mağduriyet yaşayan davacı müvekkilinin bir kat daha mağdur olmasına ve telafisi güç veya imkansız zararların doğmasına sebebiyet vereceğini, bu doğrultuda öncelikle adli yardım taleplerinin kabulünü, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Adli yardım taleplerinin kabulü ile davanın kabulü ile 195.252,00 TL (162.710,00-TL +KDV) bakiye alacağın, temerrüt tarihi olan ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, teminatsız şekilde ihtiyati haciz talebimizin kabulü kararı verilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının davalılardan alacağının tahsili istemine yönelik alacak davası niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davacının alacak talebinin taraflar arasındaki sözlü hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, bu suretle taraflar arasındaki alacağa konu ilişkinin münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı gibi havale, vedia ve fikri haklardan kaynaklı davalardan da olmadığı bu suretle nispi ticari dava yönünden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Davalıların TTSG kayıtları sorgulanmış olup, davalıların TTSG'de gerçek kişi tacir olarak kayıtlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalıların Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtları UYAP sistemi üzerinden sorgulanmış olup, davalıların üzerine kayıtlı herhangi bir işletme bulunmadığı, potansiyel mükellef olarak kayıtlarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu noktada ticari dava niteliğinin tespiti için ticari işletme kavramının incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun gerçek kişi tacirler yönünden ticari işletme ve tacir kavramlarını ticari işletmeyi merkeze alarak tanımlamıştır. Zira gerçek kişi tacirlere ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 12. Maddesi şu şekildedir: "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." İlgili hükümden görülebileceği üzere bir gerçek kişinin tacir olarak kabul edilebilmesi için ön şart bir ticari işletmenin işletilmesidir. Bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gereken şartlar ise 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesine göre bir işletmenin ticari işletme sayılabilmesi için; devamlılık, bağımsızlık ve esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir elde edilmesi şartları bulunmaktadır. (Ticari İşletme Hukuku Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan; Vedat Kitapçılık; İstanbul 2019; s. 156)
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı gerçek kişilerin üzerine kayıtlı bir işletmelerinin bulunmadığı, potansiyel mükellef olarak göründükleri, davalıların VUK 176 - 177. Maddeleri uyarınca belirlenen gelir sınırını aşmadığı dolayısıyla tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalının VUK 176 - 177. Maddelerinde belirtilen sınırı aşan bir işle iştigal etmediği ve ilgili sınırları aşan düzeyde vergi beyannamesinin bulunmadığı gözetildiğinde davalıların ticari işletme işleten bir tacir olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davacının da davalıların bir ticari işletmesinin olduğuna dair dava dilekçesinde herhangi bir iddiası bulunmamakta olup, davacı davalıların öğrenci kulübü başkanı olduklarını, alacak davasına konu hizmetin de bu kapsamda verildiğini beyan ve ikrar etmiştir.
Bu bağlamda davalıların ticari işletmesinin bulunmadığı dolayısıyla tacir olmadığı ve davaya konu alacak talebinin münhasıran 6102 sayılı Kanun'ndan kaynaklanan ticari işlerden olmadığı, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak talebinde bulunulduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki alacak iddiasına konu davanın genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davalıların tacir olmaması ve davalıların işletmesi olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Ticari olmayan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.Davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3.HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4.İki haftalık süre içerisinde dosyanın gönderilmesi talebinde bulunulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına,
5.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
6.Harç ve masraflar ile davacının adli yardım talebinin görevli mahkemede değerlendirilerek nazara ALINMASINA,
7.Davacının adli yardım talebinin görevli mahkemesince DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 18/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)