Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/9512 E.  ,  2025/15874 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/225 E., 2025/64 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'na ait ... mah. ... ... Cad. ... Apt. No:1 D:3 ... ... adresindeki evde 20.09.2003 tarihinde temizlik ve ev işleri elemanı olarak çalışmaya başladığını, 07.04.2010 tarihine kadar bir fiil eksiksiz olarak sabah 09: 00... :00'ye kadar çalıştığını, en son 900,00 TL maaş aldığını, davalının başka bir yere taşınması nedeniyle 07.04.2016 tarihinde işten çıkarıldığını, yaptığı araştırmada işe giriş bildirgesinin verilmediğini ve hiç bir sigortasının ödenmediğini, 20/.09.2003-07.04.2010 tarihleri arasındaki toplam 6 yıl 6 ay 13 günlük hizmet süresinin tespit edilerek ödenmeyen primlerinin ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde: Hak düşürücü süre yönünden açılan davaya itiraz ettiklerini, hizmet tespiti talebinin 5510 sayılı Kanun'un 86//9 maddesi ve mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gözetilerek davanın hak düşürücü süre yönünden reddini talep etiklerini, davacıya ait SGK hizmet dökümü incelendiğinde, davacının diğer davalı yanında çalıştığına dair herhangi bir kayda rastlanılmadığını, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz olan davanın reddine karar verilmesini talep ve savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... Üniversitesinde Yardımcı Doçent olarak görev yaptığını, 14... tarihinde doğum yaptığını ve işine ara verdiğini, Eylül 2011 tarihinde ... Okullarında öğretmenlik görevine başlayana kadar evde kalıp çocuğunun bakımı ile ilgilendiğini, davacının müvekkilinin evine haftanın 1 günü gelerek temizlik işleri yaptığını, ayrıca davacının başka evlerde de temizlik işi yaptığını, 2010 tarihinde günlük 75,00 TL ücret ödendiğini, hizmet ilişkisinin unsurlarının oluşmadığını, resen nazara alınacak sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ve savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI ... 21.

İş Mahkemesi 2014/813 Esas ve 2016/195 Karar ayılı ilamı ile: "Davanın kısmen kabulüne,

Davacının 01.10.2007-31.12.2007 tarihleri arasında, 01.01.2008-31.05.2008 tarihleri arasında, 01.09.2008-31.12.2008 tarihleri arasında, 01.01.2009-31.05.2009 tarihleri arasında, 01.09.2009-31.12.2009 tarihleri arasında, 01.01.2010-07.04.2010 tarihleri arasında ayda 30'ar gün üzerinden ve aylık ücret olarak asgari ücret ile davalı işveren nezdinde sigorta kapsamına girecek nitelikte hizmetinin olduğunun tespitine, Davacının fazlaya dair talebinin reddine," karar vermiştir.

IV. BOZMA İLAMI

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/11280 E. Ve 2018/1944 K. Sayılı ilamı ile "Somut olayda, uyuşmazlık konusu dönem 20.09.2003-07.04.2010 tarihleri arası olup 5510 sayılı Kanun'da 01.04.2015 tarihli değişiklikten önce olması karşısında, haftanın yarısından fazlasında ev hizmetlerinde çalışmayanların sürekli çalıştığının kabul edilemeyeceği sonuçta sigortalı sayılamayacakları açıktır.

Yapılacak iş, davacının, davalı iş yerinde haftanın yarısından fazlasını ev hizmetlerinde çalışarak geçirip geçirmediğini araştırmak; davalının konutunun varsa güvenlik görevlisini, davalının konutuna yakın işyerlerinde çalışması kayıtlara geçmiş çalışanları, apartman komşularını, apartman yöneticisini, çalışmanın geçtiği apartmanda başka dairelerde benzer şekilde ev hizmetlerinde çalışanları tespit etmek, davalı işveren Haziran-Eylül aylarında Tuzla'da yazlığa gittiğini iddia ettiğinden yazlığa gittiği konutun komşularını tespit etmek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra tüm delilleri bir arada değerlendirerek yukarıda yapılan açıklamalar ışığı altında sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

V. BOZMA İLAMI SONRASINDA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

İlk Derece Mahkemesi bozma ilamı sonrasında yukarıda esası belirtilen kararında : "Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada Mahkememizce Kurum kayıtları getirtilmiş, taraf delilleri toplanmış, taraf beyanları alınmış , taraf tanıkları dinlenmiş, re'sen belirlenen kamu tanıkları dinlenmiştir.

Tüm dosya kapsamında toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinde gerek davacı tarafça sunulan deliller gerek Mahkememizce re'sen toplanan deliller ışığında davacının ev hizmetleri statüsündeki çalışmasının uyuşmazlık konusu dönemde haftanın üç gününü aşacak şekilde süreklilik arz etmediği bu nedenle davacının davalı yanında sigortalı olmayı gerektirir bir çalışması bulunmadığı ve ispatlanamayan davanın reddi gerektiği kanısına varılmıştır." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde: Dinlenen tanıkların lehe beyanda bulunmasına rağmen davanın reddedilmesini kabul etmediklerini, kararın bozulmasını talep etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 20.09.2003-07.04.2010 tarihleri arasında davacının davalı nezdinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı davaya konu sürenin bir kısmı itibariyle 506 sayılı Kanun'un mülga 2., 6. ve 79. maddeleridir.

17.07.1964 gün ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesinde genel bir tanım yapılarak, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre "sigortalı" sayılacağı belirtildikten sonra, 3. maddesinde kimlerin bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmayacakları ve hangi kişiler hakkında da bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı açıklanmıştır. Buna göre sigortalı sayılmanın koşulları; hizmet akdine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait iş yerinde veya iş yerinden sayılan yerlerde görülmesi, 3. maddede belirtilen "sigortalı sayılmayan" kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir. Aşağıda yazılı kimseler bu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar: …D) (Değişik: 11.08.1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”

Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Dairemizin kararında da belirtildiği şekilde yukarıda açıklanan bilgilere göre haftanın yarısından fazlası ev hizmetinde çalışan kişi sürekli çalışan kabul edilmelidir. Daha açık ifade etmek gerekirse 3 günden fazla ev hizmetinde çalışan kişi sigortalı sayılmalıdır.

Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

Mahkemece davacının ev hizmetleri statüsündeki çalışmasının uyuşmazlık konusu dönemde haftanın üç gününü aşacak şekilde süreklilik arz etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm eksik incelemeye dayanmaktadır. Mahkemece emniyet araştırması yapılmış tespit edilen konut kapıcısının 2013 yılı sonrasında göreve başlaması nedeni ile davacının çalışması hakkında bilgisi olmadığını beyan ettiği görülmüş ve bununla yetinilmiş ise de daha önce görev yapan konut kapıcısının tespiti ile dinlenilmesi, apartmanda güvenlik görevlisi, yönetici ve komşu sakinlerin tespiti ile dinlenilmesi, bu kişilerin beyanları ile hizmet dökümlerinin veya bina sakinlerinin ikamet bilgilerinin dosyaya kazandırılarak değerlendirilmesi, davacıya ücretin ne şekilde ödendiği sorularak varsa banka kayıtlarının dosya içerisine alınması, dinlenen ve lehe beyanda bulunan tanıklar ... ve ...'nın çalıştıklarını beyan ettikleri yerlerde sigortalı çalışmaları olup olmadığının araştırılması ile sigorta kayıtlarında görülen işverenleri ile davacının çalıştığını iddia ettiği iş yeri arasındaki mesafenin de tespiti ile beyanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. 506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu düzenleme davaya konu bir kısım hizmetlerin geçtiği dönemde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde de korunmuştur. Bu yönde, anılan maddelerde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

Davacının hizmet döküm cetvelinde dava konusu dönemde 28.12.2006-01.10.2007 tarihlerinde ... isimli iş yerinden bildirimleri olduğu gözetilerek davacının söz konusu bildirimler hakkında beyanının alınması ile davalı iş yerindeki çalışmasının kesintisiz olup olmadığının değerlendirilmesi ve kabule göre de hak düşürücü sürenin de irdelenmesi gerekmektedir. Davalının nüfus kayıtlarına göre soyisim değişikliği olduğu anlaşıldığından karar başlığında aynı kişinin iki kez yazılması hususu ise eleştirilmekle yetinilmiştir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog