T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekilinin 05.03.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı-müvekkilimizin, davalı - borçludan muhtelif tarih ve numaralı faturalardan kaynaklanan alacağından dolayı, tarafımızca ...
30.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Ancak davalı - borçlu, haksız ve kötüniyetli olarak takibe ve borca itiraz etmiş ve bu itiraz nedeni ile söz konusu takip durduğunu, Davalı-borçlu tarafça borca; "Alacaklı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından..." bahisle itiraz edildiğini, Taraflar arasında bir ticari ilişki mevcut olup; buna istinaden müvekkil firma, cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 1.309.000,00.-TL alacaklı olduğunu, Açıklanan nedenlerle; itirazın iptaline, takibin devamına, davalı-borçlunun, takip konusu alacağın 94920'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 07.04.2025 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın Müvekkil Şirket hakkında taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle kurulan cari hesap bakiye borç olarak görünen 1.309.000,00.-TL alacağın ödemediğinden bahisle ....
30.İcra Dairesi ... E.sayılı kayıtlı dosyasıyla başlatılan icra takibinin haksız olması ve davacı vekilinin iddia ettiği hususların gerçek dışı olması nedeniyle, iş bu davanın reddi gerektiğini, Şöyle ki; Davalı şirket, iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda düzenlenmesi TTK'ya göre zorunlu olan fatura ya da herhangi bir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmadığını, Davacı 31.03.2024 yerel seçimlerinden 1 gün önce 30.03.2024 tarihinde 171.000 adet broşür, 42.000 adet kutu, 315.000 adet amerikan servis yine 30.03.2024 tarihinde 200.000 bardak, 200.000 bardak kapak alındığına dair faturalar kesildiğini, Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki Müvekkil Şirket, ... Belediyesi'nin iştirak şirketi olduğunu, Zira ilgili malların teslim edildiğine dair sevk irsaliyeleri de bulunmadığını, Ayrıca 30.03.2024 tarihinde 315.000 adet amerikan servis bastırıldığı, bundan yaklaşık 3 ay sonra 25.06.2024 tarihinde 50.000 adet ve 28.06.2024 tarihinde 50.000 adet olmak üzere toplamda 100.000 adet daha bastırıldığı yönünde fatura kesildiğini, Müvekkil Şirketçe bu Mallar temin edildi mi edilmedi mi bu da belli olmadığını, Zira ilgili ürünler depolarımız kontrol edildiğinde depolarımızda da bulunmadığını, Arz ve izah edilen nedenlerle; davanın reddine, 9620'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Elektronik Tebligat Yönetmeliği 9. Madde 6. Fıkrası: Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır." hükmü gereğince 05.03.2024 tarihinde tebliğ edilen dava dilekçesi ile 10.03.2024 tarihli ara karar sonucunda cevap süremiz, süre bitiminden itibaren 2 hafta uzatılmıştır. İşbu sebeple süresi içerisinde cevap dilekçemizi sunmaktayız. Davacı yanın Müvekkil Şirket hakkında taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle kurulan cari hesap bakiye borç olarak görünen 1.309.000,00-TL alacağın ödemediğinden bahisle ...
30.İcra Dairesi ...E. sayılı kayıtlı dosyasıyla başlatılan icra takibinin haksız olması ve davacı vekilinin iddia ettiği hususların gerçek dışı olması nedeniyle, iş bu davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; Her ne kadar davacı yanca davaya konu takip talebi ekinde cari hesap ekstresi olduğu ve davalı müvekkilin davacı şirkete bakiye 1.309.000,00-TL borcu olduğu iddia edilmişse de tek başına cari hesap ekstresi adı altında düzenlenen iddia olunan borcun varlığına ilişkin belgenin varlığı borcun mevcudiyetine delalet etmemektedir. Kaldı ki taraflar arasında cari hesap sözleşmesi de kurulmamıştır. bu sebeple, yazılı şekilde kurulması gereken bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan cari hesap ekstresinin (rapor) borcun varlığını tek başına kanıtladığı iddia olunamaz. davalı şirket, iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda düzenlenmesi ttk’ya göre zorunlu olan fatura ya da herhangi bir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmamıştır. Davacı dava dilekçesinde her ne kadar ticari defter kayıtlarını, banka kayıtlarını, ba bs form kayıtlarını, faturaları davaya ilişkin delil olarak kullanmak istese dahi buna muvafaktimiz yoktur. Zira itirazın iptali davalarında, alacaklı ödeme emrinde dayandığı evraklarla sınırlıdır. Ödeme emrine ilişkin dayanılan tek evrak cari hesap ekstresidir. Şirketler arasında usulüne uygun bir cari hesap sözleşmesi olmaması sebebiyle Davacı borç ilişkisini ispatlayamamıştır.
Bu haliyle davaya konu ilamsız icra takibinde iddia olunan borç kanıtlanamamıştır. Bu itibarla anılan icra takibine süresi içerisinde yaptığımız haklı itiraz neticesinde dayanaksız icra takibi durdurulmuştur. İş bu aşamadan sonra davacı yanca huzurdaki itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Davacı yanca ikame edilen davanın açıkladığımız sebeplerle haksız ve yersiz olması sebebiyle davanın reddini talep ederiz. Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, Sayın Mahkeme'nin yukarıdaki savunmamızı kabul etmemesi durumunda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına Davacı'nın 27.03.2025 tarihinde sunduğu faturalara ilişkin de savunmalarımızı sunma zarureti doğmuştur.
Davacı 31.03.2024 yerel seçimlerinden 1 gün önce 30.03.2024 tarihinde 171.000 adet broşür, 42.000 adet kutu, 315.000 adet amerikan servis yine 30.03.2024 tarihinde 200.000 bardak, 200.000 bardak kapak alındığına dair faturalar kesilmiştir. Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki Müvekkil Şirket, ... Belediyesi'nin iştirak şirketidir. 31.03.2024 tarihinde yerel seçimlerinde ... Belediyesi el değiştirmiştir. Faturaların kesildiği tarih itibarıyla işlemlerin şüpheli yapıldığı aşikardır. Zira ilgili malların teslim edildiğine dair sevk irsaliyeleri de bulunmamaktadır. Ayrıca temin edildiği söylenen malın cinsi ve adeti de sorunludur. Müvekkil Şirket...'ın broşür bastırmak gibi bir faaliyet alanı bulunmamaktadır. Tam seçim döneminde bastırılan broşürlerin, dönemin yöneticileri tarafından seçim çalışması için bastırıldığı şüphesi yüksektir ki bu amaçla bastırılan broşürler Müvekkil Şirket'e fatura edilemeyecektir. İlgili broşürlerin ne amaçla bastırılmış olduğu izaha muhtaçtır. Davacının bu konuya açıklık getirmesi gerekmektedir.
Ayrıca 30.03.2024 tarihinde 315.000 adet amerikan servis bastırıldığı, bundan yaklaşık 3 ay sonra 25.06.2024 tarihinde 50.000 adet ve 28.06.2024 tarihinde 50.000 adet olmak üzere toplamda 100.000 adet daha bastırıldığı yönünde fatura kesilmiştir. İlgili amerikan servislerinin bu kadar çok temin edilmesi mümkün değildir. Müvekkil Şirket sosyal tesisleri işletmektedir. Kabaca bir hesapla günde 1000 adet yemek satışı yapılsa neredeyse bir yıllık amerikan servis ihtiyacı tek bir faturada temin edilmiş, daha sonra 100.000 adet daha temin edilmiş gibi bir sonuç çıkmakta ki bu hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmektedir. Üstelik en yoğun yemek tüketilen tesisimizde amerikan servis kullanılmamaktadır. Bu konuda gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederiz. Yine 200.000 adet bardak, 200.000 adet bardak kapak ve 42.000 adet kutu ne amaçla bastırılmıştır bunun izahı bulunmamaktadır zira bu sayılar da Müvekkil Şirket'in işlettiği sosyal tesislerin ihtiyaçlarının çok üzerindedir. Bu konuda tekrar vurgulamak isteriz ki ilgili malların sevk irsaliyeleri de bulunmamaktadır. Haliyle kesilen faturalardaki miktarlar ve malların ne amaçla basıldığı belli değildir. Müvekkil Şirketçe bu mallar temin edildi mi edilmedi mi bu da belli değildir. Zira ilgili ürünler depolarımız kontrol edildiğinde depolarımızda da bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Davacı icra takibine dayanak olarak cari hesap alacağı göstermiştir. İtirazın iptali davası, icra takibinde gösterilen dayanaklara sıkı sıkıya bağlı olan davalardır. Haliyle Davacının sunduğu faturaların ve diğer tüm evrakların davaya esas alınmasına muvafakatimiz bulunmamaktadır. Davacı ile Müvekkil Şirket arasında bir cari hesap anlaşması olmadığı için Davacı alacağını ispatlayamamıştır. Davanın öncelikle bu sebeple reddi gerekmektedir. Yine de Sayın Mahkeme aksi kanaatte olursa, hak kaybına uğramamak adına hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber faturalarda belirtilen ürünlerin cinsi ve adeti hakkında yukarıda detaylıca izah ettiğimiz üzere büyük soru işaretleri bulunmaktadır. Ürünlerin tesliminin sağlandığı konusu da sevk irsaliyesi olmaması açısından ayrıca sıkıntılıdır. İşbu sebeplerle davanın reddini ve %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ederiz. ...
30.İcra Dairesi ...E. kayıtlı dosyası ile başlatılan takip haksız ve dayanaksız olmakla itirazın iptali davasının reddine, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı ile davalı arasında devam eden ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından edimlerin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin ... mahallesi -... olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri Sultanbeyli/İstanbul, davalının ikamet adresi İzmir olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça İstanbul mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla ...'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ...Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.
Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır.
Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman mali bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle 1.309.000,00 TL davalı şirketten alacaklı olduğu, İkitelli Vergi Dairesinden gelen Davacı ... Ltd. Şti.'ne ait 2024 Yılı BS Formunda, davalı ... A.Ş.'ne 4 Adet fatura ile KDV hariç 1.632.500,00 TL (KDV dahil 1.959.000,00 TL) miktarında satış yaptığı, Cari hesap ekstresindeki fatura miktarları ile BS formlarındaki miktarlarla uyumlu olduğu, Davalı ...A.Ş. ile ilgili 2024 yılı BA/BS kayıtları için yazılan müzekkere cevabı gelmediği, İnceleme gün ve saatinde davalı şirket ticari defter kayıtlarını sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. .. Vergi Dairesi'nin yazı cevabı incelendiğinde davalının BA/BS formlarında "Mal veya hizmet satın alınan kişilere ilişkin bilgiler" başlığı altında davacıdan 4 adet fatura karşılığı 1.632.500,00 TL'lik(KDV hariç) alım yapıldığının beyan edildiği görülmüştür.
Mahkememizce 27/06/2025 tarihli celsede tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi amacıyla defter incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve belirlenen defter inceleme gün ve saatinde defter ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları taraflara ihtar edilmiştir.
Davalı tarafça inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgeler sunulmadığı gibi geçerli bir mazerette bildirilmemiştir.
Bilirkişi tarafından incelenen davacı defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. Ancak emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin... E... K sayılı ilamında da belirtildiği üzere her ne kadar fatura tek başına alacağı kanıtlamaya yetmez ise de bahse konu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olması, davalının defterlerini ibrazdan kaçınması ile birlikte davacı ve davalının yapmış oldukları satış/alışları vergi dairelerine bildirdikleri, davalının kendi bildirimine göre davacıdan 4 adet fatura karşılığında 1.632.500,00 TL'lik alışının bulunduğunu beyan ettiği, davalının beyanı ile davacının beyanının ve defterlerinin uyuştuğu, davalı tarafça borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürülmediği dikkate alındığında davacının takip tarihi itibariyle bakiye 1.309.000,00 TL'lik alacağının bulunduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, davacının alacağının likit ve muayyen olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davanın KABULÜNE,
1.Davalı tarafından ... 30. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,
2.Alacağın % 20'si olan 261.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 89.417,79 TL harçtan peşin alınan 15.809,45 TL'nin mahsup edilerek bakiye 73.608,34 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5.Davacı tarafından yatırılan 15.809,45 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 16.424,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 1.309,000,00 TL üzerinden hesaplanan 201.260,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan 125,00 TL tebligat, posta gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.625,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/03/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)