Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/13424 E.  ,  2025/15920 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/186 E., 2024/87 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 3... sicil numarası ile SSK ve 1... sicil numarası ile Bağ-Kur'a tabi sigortalılığın bulunduğunu, 24.12.2012 tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumuna yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, sadece SSK prim ödeme gün sayısı ile buna hak kazanabilecek durumda olduğunu, müvekkilinin emeklilik talep tarihi itibariyle 5227 gün SSK prim ödeme gün sayısına haiz olduğunu, SSK'ya tabi olarak ilk işe girişinin 01.12.1983 tarihi olduğunu, buna göre müvekkilinin 25 yıl sigortalılık süresi, 48 yaş, 5225 gün prim ödeme gün sayısı şartlarını taşıyarak SSK'dan emekliliğe hak kazandığını, davalı kurumun 2829 sayılı kanunu sebep göstererek Bağ-Kur prim ödeme sürelerini de hizmetine eklediğini, müvekkiline SSK'dan emekli aylığı bağlanmadığını, emeklilik için aranan şartların 24.12.2012 tarihli başvurusu itibariyle müvekkilinde mevcut olduğunu, SSK'dan emekli olabilmek için yapılan başvuruda, 2829 sayılı Kanun'a göre Bağ-Kur hizmetlerinin dikkate alınması zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin SSK'dan emekli olması istemi üzerine ve gerekli yasal şartları taşıması doğrultusunda istem dahilinde olmayan Bağ-Kur hizmetleri dikkate alınmadan tahsis talebinin değerlendirilmesinin ilgili yasanın konuluş amacına uygun olacağını belirterek, müvekkilinin 1479 sayılı Bağ-Kur kapsamında hizmetleri dikkate alınmadan sadece 506 sayılı kanun kapsamındaki hizmetleri ile SSK'dan 24.12.2012 tarihi itibariyle emekliliğe ve izleyen ay başı itibari ile emekli aylığına hak kazandığının, mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunmuş, esasa ilişkin beyanlarında ise; davacının 21.12.2012 tarihli tahsis talep ve beyan taahhüt belgesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, 11.03.2013 tarihli cevap ile davacının 2829 sayılı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin yasa gereğince, son 7 yıllık fiili hizmet süresinin (1260) müvekkili Kuruma tabi olarak geçmesi gerektiğinin, ancak davacının son 7 yılda müvekkil Kuruma tabi olarak 650 prim ödeme gün sayısının mevcut olduğunun, ilgili şartı yerine getirmediğinin, bu nedenle tahsis talebine göre davacıya yaşlılık sigortası yönünden aylık bağlanamadığının ve dosyanın işlemden kaldırıldığının, davacıya bildirildiğini, 2829 sayılı hizmet birleştirme kanunu madde-7 gereğince müvekkil Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 05.05.2016 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemiz kararında; Mahkemece, 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın söz konusu olmaması nedeniyle, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı hususunda, vergi ve maliye kayıtları getirtilmek, belirtilen dönemde beyan edilen gelirler saptanmak suretiyle bu çerçevede davacı; emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyorsa, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa o çalışmaya üstünlük tanınmalı, davalı Kuruma 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen hizmetlerin eylemli olup olmadığı araştırılmalı, davacının ekonomik yönden yaşamına etkin olan çalışmanın hangisi olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu belirlemeden sonra, 01.10.2008-01.03.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise anılan tarihte yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı belirtilmiş olup, 01.10.2008 öncesi yukarıda açıklanan ilkelere göre belirlenen gerçek ve fiili çalışmanın tabi olduğu sigortalılık gözetilerek önce başlayan sigortalılığa değer verilerek, varılacak sonucuna göre çakışan dönemde davacının tabi olduğu sigortalılık belirlenerek, tahsis şartlarının varlığı bu çerçevede değerlendirilerek karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır, gerekçesiyle Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 23.02.2024 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, müvekkilinin 21.01.2009-11.08.20 09... .01.2011-28.02.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının dinlenen bordro tanıkları da fiili ve baskın çalışmanın 4/a kapsamında olduğunu ortaya koyduğunu, ayrıca bordro tanık beyanlarının 01.10.2007-26.11.2008 tarihleri arasında 4/a'lı (SSK) olması gereken müvekkilinin, 21.01.2009-11.08.20 09... .01.2011-28.02.2011 tarihleri arasında da 4/a'lı olması gerektiğini gösterdiğini, müvekkilinin yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi itibarıyla 4/a (SSK)'lı olması gerektiğini ve ardından da çalıştığı diğer iş yerlerinde SSK kapsamında sigortalılığının kabul edilmesi gerektiğini, bu durumda müvekkilinin tahsis talep tarihi itibarıyla SSK kapsamında aylık almaya hak kazanacağını beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile 01.01.2013 tarihinden 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog