T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA:
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin pay sahibi olduğu şirketin iyi yönetilmediğini, zarara uğratıldığını, pay sahibi olarak müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, şirket temsilcileri ..... ve ...... ’ın pay sahiplerine şirketin iş ve işlemleri hakkında bilgi verilmediğini, usulüne uygun olarak gerekli toplantıların yapılmasının sağlanmadığını, bu hususta gönderilen ihtarnameye rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, 05/04/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...... esas sayılı davasının ikame edildiğini, şirket müdürlerinin şirketi zarara uğrattıklarından bahisle yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları nedeniyle Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, bu sebeplerle şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesini, fesih kararı verilmediği taktirde müvekkilinin davalı şirketten çıkarılmasına, şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: şirketin feshini talep etmeyi gerektirir haklı sebebin bulunmadığını, feshin son çare olması nedeniyle alternatif çözümlerin uygulanmasının gerektiğini, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması için imkanların davacıya sunulduğunu, davacının kendi kusuru ve tercihi neticesinde bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmadığını, bu sebeple şirketin feshini talep edemeyeceğini, şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, davacı tarafından müdürler ve şirket aleyhine açılan davaların bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müdürlerin şirket hesabından kendi şahsi hesaplarına para aktarımı yaptığı iddiasının gerçek olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava,
TTK 636/3 gereğince limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın; limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı sebep olgusunun bulunup bulunmadığı, haklı sebep bulunmakta ise istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, duruma uygun başka bir çözüme hükmedilip hükmedilmeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosyanın 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile davalı şirketin ticari defter ve belgeleri ile kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporu tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM ..... ve Hukukçu Prof. Dr. .....'nın 24/09/2024 tarihli kök raporunda özetle; Davalı şirketin TTK m. 64/3, VUK m. 182 hükümlerine göre bilanço esasına tabi olduğunu, ticari defterlerinden yevmiye ve kebir defterinin elektronik ortamda tutulduğunu, açılış ve kapanış defter beratlarının zamanında gönderildiğini, ticari defterlerinin HMK m. 222 gereğince davalı şirket lehine delil takdirin Mahkemede olduğunu, davalı şirketin müdürler tarafından 2023 yılı finansman giderlerinden kaynaklı 1.581.725,95-TL zarara uğratıldığını, şirketin sosyal güvenlik kurumuna borcu olmadığını, rapor tarihi itibariyle vergi dairesine vadesi geçmiş 295.844,18-TL borcu olduğunu, 2021 yılında 16.961,74-TL ve 2023 yılında 6.978,24-TL olmak üzere ödenen toplam 23.939,98-TL vergi gecikme zamlarının müdürler tarafından karşılanması gerektiğini, ......'ın 2023 yılı sonu itibariyle 4.712.815,09-TL borçlu olduğunu, davalı şirketin borca batık olmadığını, muhasebe işlemlerinde usulsüz kayıtlar olduğunu, davalı şirketin feshi yerine (alternatif bir çözüm olarak) davacının ortaklıktan çıkarılmasının TTK m. 636/3 çerçevesinde duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüm olduğunu bildirmişlerdir.
Taraf itirazları irdelenmek üzere ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM ..... ve Hukukçu Prof. Dr. ......'nın 14/01/2025 tarihli ek raporunda özetle; Tarafların mali itirazları bakımından kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, tarafların hukuki itirazları bakımından kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, ayrılık akçesi bakımından TTK m.641/1 çerçevesinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin, davalı şirketin rayiç değer özvarlıklarının uzman bilirkişiler tarafından tespit edilmesinden sonra hesaplanabileceği bildirmişlerdir.
Bilirkişi SMMM ....., Hukukçu Prof. Dr. ......, Tekstil Mühendisi ......, Makine Mühendisi ..... ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı .....'ın 08/07/2025 tarihli kök raporunda özetle; Tarafların mali itirazları bakımından kök rapordaki ve ek rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, tarafların hukuki itirazları bakımından kök rapordaki ve ek rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, ayrılık akçesi bakımından şirketin 31.03.2025 tarihli kaydi değerler yönünden özkaynaklarının 18.422.173,78-TL olduğunu, şirketin 31.03.2025 tarihli rayiç değerler yönünden özkaynaklarının 34.231.360,52-TL olduğunu, rayiç değer özkaynakları olan 34.231.360,52-TL'nin, davacı ......'nın %25 payına isabet eden kısmının 8.557.840,13-TL olarak hesaplandığını bildirmişlerdir.
Dosyanın yeniden aynı bilirkişi heyetine tevdi ile taraf itirazları irdelenerek ek rapor tanzime karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM ....., Hukukçu Prof. Dr. ......, Tekstil Mühendisi ......, Makine Mühendisi ..... ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı .....'ın 29/08/2025 tarihli ek raporunda özetle; Davalının değerlemeye ilişkin itirazları bakımından ek rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, davalının mali ve hukuki itirazları bakımından kök rapordaki ve ek raporlardaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, bekletici mesele bakımından; takdirin Mahkemede olduğunu bildirmişlerdir.
Dosyanın yeniden aynı bilirkişi heyetine tevdi ile taraf itirazları irdelenerek ek rapor tanzime karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM ...., Hukukçu Prof. Dr. ....., Tekstil Mühendisi ....... ve Makine Mühendisi ......'ün 18/11/2025 tarihli ek raporunda özetle; Davacının itirazları bakımından, 2. ve 3. ek rapordaki görüşlerinde genel hatlarıyla bir değişiklik olmadığını, ancak işletme kayıtlarında yer aldığı halde inceleme esnasında işletmede bulunmayan “.... Mak. Jakarlı Örme Makinası (....) (havlu Makinası)” açıklamalı 5.411.006,26-TL değerli sabit kıymetin kaydi değerinin, heyetçe daha evvelce tespit edilen rayiç değer özkaynaklarına ilave edilmesinin yerinde olacağı ancak bu konudaki takdirin Mahkemede olduğunu, heyetçe daha evvelce tespit edilen rayiç değer özkaynakları tutarı olan 34.231.360,52-TL'ye 5.411.006,26-TL değerli sabit kıymetin kaydi değerinin ilave edilmesiyle rayiç değer özkaynaklarının 39.642.366,78-TL olarak hesaplandığını, yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında hesaplanan rayiç değer özkaynakları olan 39.642.366,78-TL'nin, davacı ..... Ovadya'nın %25 payına isabet eden kısmının 9.910.591,70-TL olarak hesaplandığını, davalının itirazları bakımından kök rapordaki ve ek raporlardaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, bekletici mesele bakımından takdirin mahkemede olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili 16/02/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile; Dava değerinin 9.910.591,70-TL'ye yükselttiğini beyanla tamamlama harcını da yatırmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir.
Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir.
Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.
Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir.
Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294). Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir.
Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir.
Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir. Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717).
Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar).
Somut olayda, davacı tarafça davalı şirketin şirket ortakları tarafından zarara uğratıldığının iddia edildiği, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde şirketin maddi duran varlıklarını azaltıcı bir işleme rastlanmadığı, stokların eritildiğine ilişkin bir tespit yapılmadığı, ortak .....'ın kullandığı hesabın 2023 yılı sonu itibariyle 4.712.815,09 TL borç bakiyesi verdiği, davalı şirketin 2023 yılları arasında kar payı dağıtmadığı ve müdürler tarafından 2023 yılı finansman giderlerinden kaynaklı olarak 1.581.725,95 TL zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. Yine tespit edildiği üzere davacı ile davalı şirket ortakları arasında çeşitli davalar bulunmaktadır.
Mahkememizce alınan ve itibar olunan bilirkişi raporu ile tespit edilen hususların şirketin feshi için haklı sebep oluşturmadığı anlaşılmakla birlikte duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çözüme hükmedilmesi gerektiği, zira haklı sebep bulunmadığı gibi davalı şirketin borca batık olmadığı, şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan doğru olduğu ve çözümün davacının şirket ortaklığından çıkarılması olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacının ortaklıktan çıkma payı hesaplanmış olmakla davacının davalı şirketin feshi talebinin reddi ile fesih yerine davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacının çıkma payı olarak belirlenen 9.910.591,70-TL'nin karar tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: -Davacının davalı şirketin feshi talebinin REDDİ İLE fesih yerine davacının davalı şirket ortaklığından ÇIKARILMASINA, -Davacının çıkma payı olarak belirlenen 9.910.591,70-TL'nin karar tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
1.Alınması gereken 676.992,52-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile tamamlama harcı 169.250,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 507.314,92-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir KAYDINA,
2.Davacı tarafından yatırılan dava ilk açılış harç gideri olan 170.105,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak toplam 70.789,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 1.005.529,59-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 11/02/2026 Başkan .....
(e-imzalıdır)
Üye ......
(e-imzalıdır)
Üye ....
(e-imzalıdır)
Katip .....
(e-imzalıdır)