7. Ceza Dairesi 2023/6704 E. , 2025/14351 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu vekilinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi yönünden; sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu vekilinin 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na (5809 sayılı Kanun) muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi, katılan ... İdaresi vekilinin münhasıran sanık ... hakkında kurulan hükme ve nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz istemi ile sanık ... müdafiin temyiz istemi yönünden; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin olduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin münhasıran sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüile nakil aracının iadesi kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin kararın, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.09.2021 tarihli ilâmı ile onanması suretiyle kesinleştiği gözetilerek, temyize konu kararda araç hakkında yeniden hüküm kurulması hukuki değerden yoksun olup, katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır. I-Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'nun sanıklara atılı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmediği cihetle, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'nun 5271 sayılı Ceza Muhekemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davalarında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II- Katılan Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Beraat Kararlarına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Suçtan zarar gören Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu vekilinin katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılama sonlandırılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesi gereğince, Dairemizce katılma talebi kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III- Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanık hakkında kurulan hükümde 5607 sayılı Kanunu'nun 4/2. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hükmün tekerrüre ilişkin 8 numaralı fıkrasının ikinci paragrafından "cezanın" ibaresi çıkartılarak yerine "hapis cezasının" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV- Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1.Diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği ile hareket eden sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi gereğince toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bireysel kaçakçılıktan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2.05.05.2014 olan suç tarihinin Gerekçeli Karar başlığında 02.05.2014 olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.