T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle, davacının davalı banka ile yüksek hacimli işlemler gerçekleştirildiğini, davalı bankadan krediler kullandığını ve kredilere ilişkin ipotekler verildiğini, ipotek verilen gayrimenkullerden birisinin --------- adına kayıtlı -------- İli --------- mahallesi -------- cad. ------- ada -------- parsel de kayıtlı dairesi olduğunu, taşınmazın deprem rizikolarına karşı zorunlu deprem sigortasının ---------Ş. aracılığı ile --------- tarafından 2019 yılında düzenlendiğini, bu poliçenin primlerinin davalı tarafından müvekkili şirket hesaplarından tahsil edildiğini, poliçelerin süresi dolduğunda davalı banka tarafından resen yenilendiğini, 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen deprem sonucu taşınmazın ağır hasarlı olarak zarar gördüğünü ve yıkıldığını, akabinde gayrimenkulün zorunlu deprem sigortasının yapıldığı düşünülerek dava dışı --------- kurumuna hasar ihbarında bulunmak için davalı bankaya başvuru yapıldığını, banka tarafından yapılan araştırmalar neticesinde --------- poliçesinin yenilenmediğinin belirlendiğini, poliçe yenilenme süresinin banka tarafından kaçırıldığının beyan edildiğini, davalının poliçeyi yenilemediği gibi, poliçe süresinin dolmasından önce yazılı veya sözlü ihbar bildiriminde de bulunmadığını, poliçenin süresinin 22 Ocak ta sona erdiğini, depremin ise yaklaşık 2 hafta sonra 6 Şubat tarhinde meydana geldiğini, müvekkillerinin poliçenin yenilenmediğini fark etme ihtimalinin bulunmadığını, davalının mevzuat gereği poliçeyi yenileme yükümlülüğü bulunduğunu, davalının kredi süresince poliçeleri otomatik yenileyerek uygulamayı teamül haline getirdiğini, davalının zarardan sorumlu bulunduğunu, müvekkillerinin taşınmazdan mahrum kaldığını ve zarara uğradıklarını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00.-TL. zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle, müvekkilinin sigorta acentesi konumunda bulunduğunu, sigorta sözleşmesinin taraflarına ilişkin yükümlülüklerinin bulunmadığını, davanın esastan reddi gerektiğini, zorunlu deprem sigortası yaptırma yükümlülüğünün malik ve intifa hakkı sahiplerine ait olduğunu, kredi kullandıran kuruluşun sadece ihbar bildirimi yapmakla yükümlü kılındığını, bankanın sorumluluğunun bireysel kredilere yönelik olduğunu, davacının ticari kredi kullandığını, davacılar bakımından hasar oluştuğu tarihte -------- poliçesinin olmadığının belirlendiğini, davacının ilgili kredisi ile eşleme bağı kopmuş olduğundan son olarak üretilen 22.01.2023-2024 vadeli --------- poliçesinin oluşturulduğu fakat otomatik tahsil edilemediği ve tahsilatsızlıktan iptal olduğunun görüldüğünü, davacının ticari kredi kullananı olduğunu, ---------Ş. den primin tahsil edilememesi sebebiyle iptal edildiği bilgisi alındığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ticari kredi kapsamında taşınmazını ipotek gösteren davacının --------- poliçesi yenilenmediği ve bilgilendirilmediği iddialarıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı şirket tarafından davalı bankadan kullanılan krediler nedeniyle diğer davacıya ait ve teminat olarak gösterilen ------- ili, ------- Mahallesi, ------- Caddesi, ------ ada, ------- parselde bulunan taşınmaza konulan ipotek işlemi gereğince ileriki yıllarda --------- sigorta poliçesinin düzenlenmemesi ve bu hususta davalı banka tarafından yenileme işleminin de yapılmamış olması nedeniyle 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem rizikosu nedeniyle taşınmazın ağır hasarlanması ve yıkılması nedeniyle oluşan zararına binaen şimdilik 10.000,00-TL dava değeri gösterilerek eldeki dava ikame edilmiştir.-------- sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gönderilmiştir.Öncelikle Mahkememizin görevli olduğu hususunda açıklama yapmak gerekmiş, bankacılık işlemleri TTK'da düzenlenmiş olup TTK'nın 4/1-a maddesi uyarıca mutlak ticari davadır.
TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir. Bu durumda, uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığının incelenmesi ve görev konusunda aksine hüküm içeren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olup olmadığına bakılması gerekir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." Tanım başlıklı 3. maddesinin "(1) sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (k) Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi." düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir.Davacı ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi ticari kredi sözleşmesi mahiyetindedir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (mutlak ticari dava) sayılır.Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir.--------- sayılı ilamında;"...Bir uyuşmazlığın tüketici uyuşmazlığı niteliğinde olması için taraflardan birinin tüketici, taraflardan birinin profesyonel satıcı (sağlayıcı) ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir tüketici işleminden kaynaklanıyor olması gerekmektedir. Getirtilen kredi evrakları, geri ödeme planında açıkça yazdığına göre, davacının davalı bankadan geri ödemesi taksitler halinde yapılacak kooperatif kredisi kullandığı, davacının da --------- ekmek bayisi olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili de davacının kullandığı kredinin esnaf kredisi olduğunu bildirmiştir. Buna göre somut olayda davacı ticari ve mesleki amaçla hareket ettiği anlaşılmakla tüketici, icra takibine ve davaya konu kredi de tüketici işlemi sayılamayacaktır. Taraflardan birinin tüketici olmadığı bankacılık sözleşmelerinden kaynaklanan davalar asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğinden..." şeklinde gerekçe ele alınmıştır. --------- sayılı ilamında ; "...bankaların ticari kredi kullandırırken kredi kullanıcılarına hayat sigortası poliçesi yaptırmasının zorunlu olduğu yönünden yasal düzenleme bulunmadığı, davacıların murisine kullandırılan kredilerin bireysel kredi olmadığı, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin ticari krediler yönünden uygulanmasının söz konusu olmadığı, bankanın ticari nitelikte kredi kullandırırken hayat sigorta poliçesi düzenleme zorunluluğu bulunmadığı hususları birlikte dikkate alındığında, uyuşmazlığın 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. şeklinde gerekçe ele alınmıştır.Somut olayda, ipoteğe konu taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi vasfında olduğu, bankadan kullanılan krediye ilişkin dava mutlak ticari dava olup, bu nedenle davacının tüketici olmadığı ve davanın TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmakla, davada TTK'nın 5. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi olarak Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmış işin esasının incelenmesine geçilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, raporda özetle; dava konusu taşınmazın 22.01.2022-2023 vadeli -------- poliçesi --------Ş. tarafından tanzim olunduğu, Poliçenin tanziminde--------Ş. nin acentesi davalı aracılık ettiği, dolayısı ile bildirim yükümlüsünün dava dışı --------Ş. Olduğu, dava dışı ---------Ş. tarafından davacıların 07.01.2023 tarihinde --------- no.lu telefonuna gönderilen mesaj ile 15 gün sonra vadesi dolan --------- poliçesinin yenilenmesinin unutulmaması beyanını ile bilgilendirildiği, 2016 yılında yayınlanan -------- Tarife ve talimatlar 6. maddesi “(1) Sigortanın süresi bir yıldır. Süresi dolan poliçe sigortalı veya sigorta ettiren tarafından her yıl yenilenir.” Şeklinde düzenlendiği, 22.01.2022-2023 vadeli -------- poliçesi incelendiğinde; poliçede sigorta ettirenin İçten Enerji, sigortalının ise --------- olduğu, dava konusu kredinin ticari kredi olduğu ve taşınmazın da kredi teminatı kapsamında davalı tarafından ipotek edildiği dikkate alındığında “Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği” nde yer alan hükümlerin dava konusu Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin olayda uygulanamayacağı, bu yönetmeliğin amacı 1. Maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen bireysel kredilerle bağlantılı olan zorunlu veya ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, ilgililerin hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” Olarak tanımlandığı, dava konusu kredinin Tüketici kredisi ya da konut kredisi kapsamında olmayıp, ticari kredi sözleşmesine dayanması sebebiyle iş bu yönetmeliğin uygulama alanına girmediği, dava dışı --------Ş. tarafından davacıya 07.01.2023 tarihli mesaj ile poliçenin yenilenme bilgisinin iletildiği ve Doğal Afet Sigortaları Çalışma Esasları Yönetmeliği 23. Madde kapsamında yükümlülüğün yerine getirildiği, dolayısı ile davalı bankanın, poliçenin yenilenmemesi sebebiyle zarar sorumluluğunun bulunmayacağı, davalı bankanın zarar sorumluluğunun bulunmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiş, ek raporda kök rapor görüşleri tekrarlanmıştır.--------- sayılı ilamında ; "...Dava, Esnaf ve Sanatkarlara Kooperatif Kefaletiyle Kullandırılan Hazine Destekli Kredi sözleşmesine dayanan ihtiyari hayat sigortasından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur...Mahkemece de belirtildiği üzere; davacılar murisi ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi, Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin kefaleti ile esnaf ve sanatkarlara kullandırılan hazine destekli kredi olup, ticari kredi sözleşmesi mahiyetindedir. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği ile kredi kuruluşuna getirilen ihbar yükümlülüğü tüketici kredisi niteliğindeki bireysel kredilere ilişkin olup sözkonusu yönetmeliğin ticari krediler yönünden uygulanması sözkonusu değildir. Mahkemece davalı bankanın sigortanın yenilenmesi hususunda ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi, kararın mahiyeti ve uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirmediğinden bilirkişi raporu alınmaması usul ve yasaya uygundur..." hususu belirtilmiştir.--------- sayılı ilamında ; "...Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği ile kredi kuruluşuna getirilen ihbar yükümlülüğü tüketici kredisi niteliğindeki bireysel kredilere ilişkin olup sözkonusu yönetmeliğin ticari krediler yönünden uygulanması sözkonusu değildir. Mahkemece davalı bankanın sigortanın yenilenmesi hususunda ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir.
Dava konusu kredi sözleşmesi tarihinde yürürlükte olan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 2. Maddesinde yönetmeliğin kapsamının, -------- faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsayacağı belirtilmiş, 4/f maddesinde yönetmelikte bahsi geçen kredinin ise "Kredi kuruluşları tarafından verilen ve ticari nitelik taşımayan bireysel kredi" olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle sözkonusu yönetmelik ticari nitelik taşımayan bireysel kredilerle ilgili düzenlemeleri içermekte olup yönetmeliğin ticari kredilere uygulanması mümkün olmadığı gibi poliçenin yapıldığı tarihte veya yenilenmesi gerektiği istenilen tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre sigorta poliçesinin yenilenmesi işlemlerinin takibinde ve yapılmasında sigorta şirketi ve şirketin acentası olan davalı bankanın herhangi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki ipoteğe konu kredi ticari kredi sözleşmesi mahiyetindedir. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği ile kredi kuruluşuna getirilen ihbar yükümlülüğü tüketici kredisi niteliğindeki bireysel kredilere ilişkin olup sözkonusu yönetmeliğin ticari krediler yönünden uygulanması sözkonusu değildir. Davalı bankanın sigortanın yapılması/yenilenmesi hususunda yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının davasının reddine,
2.Alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yapılan 135,00.TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
7.Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 1.680,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6831 sayılı Kanun'a göre yargılama gideri olarak tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..10/02/2026