Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait dava dışı araç şoförü ...kontrolündeki ...plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ...plakalı dorse aracın bir kısım beyaz eşya taşıması halinde seyir halinde iken motor kısmında çıkan alev nedeniyle aracın yandığını, mevcut sigorta poliçe kapsamında davalı tarafa Konya .Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas-...Karar sayılı dosyası ile davalının yanan tır'ın bedelini tazminat olarak ödemeye karar verildiğini ve kararın 16.04.2025 tarihinde kesinleştiğini, Konya .İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile toplamda 46.813,34 TL olarak tahsil edildiğini, davaya dayanak zararın (yangın) 02.02.2016 tarihinde meydana gelmesi ve aynı yıl dava açılmış olmasına rağmen davalı tarafın işi uzatması nedeniyle ancak 2025 yılı içerisinde yani yaklaşık 9 yıllık süreçle tahsil edilebilindiğini, aradan geçen uzun yıllar, paranın alış gücü, enflasyon, düşük faiz vs gibi tüm nedenlerle müvekkilinin alacağının değerinin düştüğünü, tazminata konu tırın fiyatının yangının çıktığı tarihte 100.000,00 TL civarında şimdi ise 2.000.000,00 TL olduğunu, bu nedenlerle ek dava, bedel ve harç artırmaya yönelik tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL aşkın zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İşbu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, belirsiz alacak olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının munzam zararını somut bir şekilde ispat edemediğini, müvekkilinin davacının talebi olan munzam zarar ile sorumluluk sigortası kavramının uyuşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte munzam zarar talep edilmesinin şartlarından biri de borçlunun kusurlu olması olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin aleyhine hükmolunan ilama istinaden 83.000,00 TL tutarında hasar tazminatı ve ferilerini ödediğini, davacının munzam zararının meydana gelip gelmediğinin tespitinde önem taşıyabileceğinden dava konusu araç üzerinde yerinde inceleme yapılmasını ve aracın güncel durumunun tespit edilmesini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin 17/10/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi sunduğu görülmüştür. (II) YARGILAMADA TOPLANAN DELİLLER:

Mahkememizce Konya . İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.

Nitelikli Hesaplama Uzman Bilirkişi ...mahkememize sunmuş olduğu 04/08/2025 tarihli kök raporunda özetle; 20.02.2017 tarihindeki 83.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince 02.04.2025 son ödeme tarihi itibariyle ulaşacağı toplam değerin 1.093.998,58 TL olacağı, Sigorta şirketi tarafından 02.04.2025 tarihinde 83.000,00 TL asıl alacak + bu alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek avans faiz miktarı olan toplam 139.804,40 TL ki toplam 222.804,40 TL ödeme yapıldığından, 1.093.998,58 TL - 222.804,40 TL = 871.194,18 TL munzam zarar miktarı olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.

Nitelikli Hesaplama Uzman Bilirkişi ...mahkememize sunmuş olduğu 17/09/2025 tarihli ek raporunda özetle; 04.08.2025 tarihli kök raporda her hangi bir hesaplama hatası bulunmadığından 04.08.2025 tarihli kök rapor aynen tekrar edildiği, Talep edilen alacağın sigorta poliçesi kapsamında kalmadığı, zaman aşımına uğradığı yönündeki iddiaların bilirkişi olarak değerlendirmesinin mümkün olmadığını görüş ve kanaatini bildirmiştir. (III) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; munzam zarara ilişkin tazminat davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesiyle, müvekkiline ait ...plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ...plakalı dorse aracın seyir halindeyken alev yapıp yandığını, bu zarara ilişkin olarak Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas, ...Karar sayılı dosyası açılan rücuen tazminat davası sonuçlandığını, Konya . İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası ile 46.813,34 TL tahsil edildiğini, ancak dava konusu yangın olduğunda tır'ın yaklaşık değerinin 100.000,00 TL olduğunu, şimdiki değerinin 2.000.000,00 TL olduğunu, bu ödemenin müvekkilinin zararını karşılamadığını, bu nedenle müvekkilinin zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle, işbu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Kasko Poliçesi Genel Şartları uyarınca teminat dışı olduğunu, davacının munzam zararının oluştuğunu ispat etmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

Nitelikli Hesaplama uzmanı bilirkişisinin 04/08/2025 tarihli kök raporunda neticeten; 20.02.2017 tarihindeki 83.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince 02.04.2025 son ödeme tarihi itibariyle ulaşacağı toplam değerin 1.093.998,58 TL olacağı, Sigorta şirketi tarafından 02.04.2025 tarihinde 83.000,00 TL asıl alacak + bu alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek avans faiz miktarı olan toplam 139.804,40 TL ki toplam 222.804,40 TL ödeme yapıldığından, 1.093.998,58 TL - 222.804,40 TL = 871.194,18 TL munzam zarar miktarı olduğu tespit edilmiştir.

17/09/2025 tarihli ek raporunda neticeten; 04.08.2025 tarihli kök raporda her hangi bir hesaplama hatası bulunmadığından 04.08.2025 tarihli kök rapor aynen tekrar edildiği, Talep edilen alacağın sigorta poliçesi kapsamında kalmadığı, zaman aşımına uğradığı yönündeki iddiaların bilirkişi olarak değerlendirmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir bilirkişi raporları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır.

Davacı vekili 17/10/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile, müvekkilinin zararını 871.194,18 TL'ye artırdığını beyan etmiştir.

Ayrıntıları; Anayasa Mahkemesinin 29/9/2025 tarihinde REsmi Gazetede yayınlanan 8/7/2025 tarihli ...başvurusu ve Yargıtay . Hukuk Dairesinin ...E ...Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112-126. maddeleri arasında, aşkın zarar dahil, borçların ifa edilmemesinin sonuçları düzenlenmiştir. Aşkın zarar, borçlunun temerrüdünün bir sonucu olduğu için temerrüt hükümleri aşkın zararın hesaplanmasını önemli ölçüde etkilemektedir. Kanun'un 112. maddesinde borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu hükmü bulunmaktadır.

Bilindiği gibi temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine 818 sayılı BK’nın 103. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 120. madde) gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresinde varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içerisindedir. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın sonuçta borç alacaklıya zamanında ödenmemiş demektedir.

Türk hukukunda alacaklıya zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanımıştır. Ayrıca faiz yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu para miktarından yarar sağlaması şart olmadığı gibi, bu yararların iadesi amacını da taşımaz.

Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK. m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli ve ...E. .... sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir.

20.10.1989 gün ve ...esas ...karar sayılı İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “para her zaman kullanılması mümkün ve temettü meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın varlığı kesindir.” denilerek para borcunu ödemekte geciken borçlunun bu eyleminden dolayı alacaklının zararının doğacağı kabul edilmiştir.

Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsar (AYM, E...., K..., 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarla bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (...ve diğerleri [2. B.], B. No: ..., 1/2/2017, § 60). İşbu somut davada da davacının alacağının varlığı mahkeme kararı ile kesinleşmiştir. Kesinleşmiş alacaklar icra edilebilir nitelik kazandığından Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil etmektedir.

Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi; borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte, böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak almak düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır (AYM, E..., K... 15/12/1998). Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda aradan geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınmayla mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da yoktur. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E..., K..., 10/2/2011).

Borçluların yargılama sonunda ödemekle yükümlü tutulacakları faizin enflasyon oranının önemli ölçüde altında kalması ve bu zararın başka bir hukuki yolla telafi edilmesinin mümkün olmaması hâlinde, borçların zamanında ödenmemesi olasılığı artacaktır. Bu durum, özel hukuk kişilerinin taraf olduğu uyuşmazlık ve dava sayılarında önemli bir artışa sebebiyet verecektir. Borçlular zamanında ödemedikleri borçlar nedeniyle enflasyonun altında faiz ödemesi yapacak, dolayısıyla borcu ödememekle kârlı çıkmış olacaktır.

Alacaklının alacağını geç tahsil etmesi halinde, enflasyon karşısında meydana gelen değer kaybının giderilmemesi, alacağına gerçek değeriyle ulaşmasını engellemekte; borçlunun ise borcunu gerçek değerinin altında ödemesine yol açmaktadır. Bu durum, taraflar arasındaki adil dengeyi alacaklı aleyhine bozmakta ve alacaklıya ölçüsüz bir külfet yüklemektedir. Adil dengenin kurulabilmesi için borçlunun borcunu gerçek değeri üzerinden ödemesi gerekir. Nitekim bu yükümlülüğün borçluya orantısız veya aşırı bir külfet yüklemeyeceği açıktır.

Her ne kadar davalı işbu davadaki taleplerin doğrudan zarar olmadığını ve dolaylı zararlardan sorumlu olmayacağını savunmuş ise de; davacının daha evvelki yargılamada kesinleşen ve hakkı olan bedeli ödeme yükümlülüğü davalı sorumluluğunda olduğundan ve mezkur açıklamalarda belirtildiği üzere, bu bedelin ödenmesinin geciktirilmesinden faydalanan davalı olduğundan bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir.

Mezkur açıklamalar ve Yüksek Mahkeme kararları ile birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporları, bedel artırım dilekçesine göre; 871.194,18 TL munzam zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

(IV) HÜKÜM SONUCU, YARGILAMA GİDERLERİ VE KANUN YOLU: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın KABULÜ İLE;

871.194,18 TL munzam zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

2.Alınması gereken ‭59.511,27 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin alınan 615,40 TL, 14.707,05 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik yatırılan ‭‭44.188,82 karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 14.707,05 TL tamamlama harcı, 615,40 TL peşin harcı olmak üzere toplam ‭16.025,35 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama gideri 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 215,00 TL posta tebligat gideri toplamı olan 5.715,00 TL'nin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 136.679,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).

7.Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nın 341-345 maddeleri uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/11/2025

Katip Hakim

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog