Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

7. Hukuk Dairesi         2025/1939 E.  ,  2025/5619 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/642 E., 2023/1142 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/195 E., 2022/784 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahiller vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.

Davacı vekili; 1 29... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kârgir bina bulunup ev olarak kullanıldığını, yapılışının 100 seneden fazla olduğunu, kârgir binanın kök muris ... tarafından sağlığında yapıldığını, kök muris tarafından yapılan dava konusu kargir binanın her nasılsa mirasçılardan davalı ... adına tespit yapıldığını ileri sürerek davalı ... adına yapılan muhdesat şerh kaydının iptaline, tüm hissedarlara ait olduğunun tesciline karar verilmesini istemiştir.

2.Asli müdahiller vekili; müdahale talep edenlerin kök muris ...'un mirasçıları olduğunu, bu davanın davacısı olan davacının da davaya katılmak isteyen ...'ın kardeşi olduğunu, diğerinin de ... kızı ve ... ile ... teyzeleri olduğunu, 1 29... parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan binanın tapusunda muhdesat olarak "davalı ... adına olduğuna dair" şerh kaydının iptaline ve asli müdahillerin miras payları oranında adlarına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacının böyle bir davayı tek başına açamayacağını, diğer paydaşların olurunun alınması gerektiğini, davacının tespitin neden geçerli olmadığına yönelik bilgi ve belge sunamadığını, davacının dava konusu ettiği binanın tamamen yenilendiğini ve bir hayli masraf edildiğini çok iyi bildiğini, binanın yenilenmesi için alınan malzeme ve yapılan işler bedelinin davalının kız kardeşi ve annesi tarafından ödendiğini,davacının bu güne kadar itirazı olmadığı gibi 1 ve 5 yıllık süreler içinde de talepte de bulunmadığını, yüz yıla aykın zamandır bina olduğu davacı tarafça söylenen binaya yapılan masraflarla yeni hâle getirildiği göz önündeyken bunlardan bahsetmemenin haklı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Rize ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 29... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde, kadastro tutanağının 23.05.2009 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olduğu, kesinleşen kadastro tutanağındaki tespitlere karşı on yıllık hak düşürücü sürenin 23.05.2019 tarihi itibarıyla sona erdiği, işbu davada asli müdahale yoluyla öne sürülen talebin 01.09.2022 tarihinde başvurma harcı yatırılarak ileri sürüldüğü, başvurma harcının yatırıldığı tarih itibarıyla açıkça on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, her ne kadar asıl davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması nedeniyle asli müdahale yoluyla öne sürülen talebin de hak düşürücü süre içerisinde açıldığı iddia edilebilir ise de, asli müdahale davasının başkaca bir hak talebine dayalı bağımsız bir dava niteliğinde olduğu, mirasçıların birbirlerine karşı birlikte veya tereke adına hareket etmesinin gerekmediği, her mirasçının bir diğerinden bağımsız şekilde hak talebinde bulunabileceği, bir mirasçının diğer mirasçıya karşı kendi ad ve hesabına bağımsız dava açabileceği, asli müdahale yolunun özde bağımsız bir dava olduğu da dikkate alındığında hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile Rize ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 29... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan "Bu parsel üzerindeki yığma ev ... oğlu ...'a aittir'' şerhinin, kök muris ...'a ait .... Noterliğinin 31.07.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı mirasçılık belgesi uyarınca davacı ...'a (TC: 2 58...96 ) ait 16/96 hisse yönünden iptali ile; 16/96 hissesinin davacı ...'a ait olduğunun tespitine, asli müdahale yoluyla açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilli ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Asli müdahiller ...ve ... vekili; davacının iştirak halinde malik olup, başvurusunun diğer malikleri de kapsadığını, 10 yıllık hak düşürücü süreden ret kararının hatalı olduğunu, yapının eski olup, kök muris tarafından yapıldığını, davalının tadilat yapmasının hak bahşetmeyeceğini zaten yıllardır kullandığını, bunu hesaplamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyizinde; yeniden keşif yapılmasına yönelik talebin reddinin hatalı olduğunu, evin tadilat sürecini ... kişilerin dinlenmediğini, yapılan tadilatın basit nitelikte olmayıp, evin yeniden yapımı niteliğinde olduğunu, davacının talebi tüm hissedarlar adına tespit iken Mahkemece yalnızca davacı yönünden hüküm kurulduğuna göre kısmen kabul-kısmen ret kararı verilmemesinin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de bu doğrultuda değişmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;

kadastro tespiti sırasında oluşturulan muhdesat kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

Tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyan” imkanı veren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi "sahibi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına" imkan sağlamaktadır. Anılan hüküm uyarınca “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir”. Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Ancak, Yasa'nın 33. maddesinde Kadastro Kanunu'nun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiştir. Maddede sayılan genel hükümleri arasında 19. madde bulunmamaktadır. Ancak, kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan öncesi nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davada muhdesatın arzdan ayrı olarak beyanlar hanesine yazılması istenebilir. Bir başka anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak, genel mahkemelerde açılan davada, Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi dava edilemez.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın taraflarının muhdesat sahibi olduğu iddia edilen kök muris ... mirasçıları olduğu anlaşılmaktadır. Muhdesat şerhi, lehtarına şahsi hak sağlayan şerhlerden olup mirasçılardan biri tarafından tüm mirasçılar adına dava açılabileceğinden muhdesat şerhinin kök muris ... adına düzeltme istekli davanın davacı ... tarafından tüm mirasçılar adına açılmasında yasal engel bulunmamaktadır.

Mahkemece davacı ...'ın açtığı dava üzerine davalı ... lehine yazılı olan muhdesatın kök muris ... tarafından meydana getirildiği ve ona ait olduğu şeklindeki tespiti ve davanın kabulüne karar verilmesi ilke olarak doğru ise de; yalnızca davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ve davacı ... tarafından tereke adına açılmış bu davanın kök muris ... mirasçısı olan asli müdahiller yönünden de süresinde açılmış olduğu gözetilmeksizin hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca; davanın kök muris ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle verilen kararın bozulması gerekmiştir. VI KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog