Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2023/4294 E.  ,  2025/7211 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2013/7 E., 2016/1 K.

Taraflar arasında genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili, bir kısım davalılar vekili ve davalı ... .... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Kadastro sırasında, Erzincan ili ... ilçesi .....köyü çalışma alanında bulunan 819, 827, 832, 840, 853, 854, 856, 857, 858, 860, 861, 862, 863, 8 64... parsel sayılı sırasıyla 13.125, 6.250, 10.875, 4.250, 1.5000, 9.000, 36.250, 16.875, 9.000, 10.000, 34.750, 7.750, 14.375, 18.3 75... .125 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 819, 827, 832, 840, 8 53... parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ayrı ayrı bir kısım davalılar adına; 856, 857, 858, 860, 861, 862, 863, 8 64... parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı ve vergi kaydı nedeniyle ayrı ayrı bir kısım davalılar adına tespit edilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar ... mirasçıları tarafından... mirasçıları ve .... ... aleyhine açılmış olan elatmanın önlenmesi ve tapuda ferağa icbar davasıyla ... ve arkadaşları tarafından ..... aleyhine açılmış olan elatmanın önlenmesi davası görevsizlikle kadastro mahkemesine devredilmiştir. ..... ve ... tarafından 8 19... parsel sayılı taşınmazlara yönelik ayrı ayrı harici satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespite itiraz davaları açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "...toplanan deliller, tapu tutanak dayanakları, mahkeme kararları, vergi kayıt ve tapulama tespit tutanak ve inceleme komisyon kararları, keşif ve mahalli bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamından davacıların açmış oldukları davayı ispat edemedikleri anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2002/451 Esas ve 2002/1549 Karar sayılı ilamıyla; "...İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Tespitten önce Asliye Mahkemesinde açılmış derdest davalar bulunduğuna göre tutanakların malik hanelerinin doldurulmuş olması hukukça değer taşımaz. Asliye Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi ve ferağa icbar davaları görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarıldığına göre uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arz ettiğinde duraksamamak gerekir. Diğer taraftan aynı kanunun 27/3 maddesinde henüz kesinleşmemiş olan bu tür davalara kaldıkları noktadan bu kanunda öngörülen esas ve usul dairesinde devam olunacağı hükme bağlanmıştır. Kanunun bu açık hükmü karşısında mahkemece öncelikle davaya konu parsellerin Asliye Mahkemesinden aktarılan davalara konu olan yerler olup olmadıklarının kesin olarak saptanması zorunludur. Açıklandığı biçimde bir belirleme yapılmamıştır. Tapuya dayalı elatmanın önlenmesi davasında davanın konusu, tapu kapsamında kalan yerlerdir. Ne var ki yerel bilirkişilerin tapu kayıtlarının uygulanmasıyla ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmadığı gibi yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde krokide düzenlettirilmemiş, her bir taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimi de gereği gibi araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde taraflardan dava konusu taşınmazları ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dayanılan Mayıs 1341 tarihli 52... numaralı tapu kayıtları gereği gibi yerlerine uygulanarak taşınmazlara uyup uymadıkları, uymaları halinde kapsamları kesin olarak saptanmalı ve ona göre davalı taşınmazların Asliye Mahkemesinden aktarılan davaların konusu olup olmadıkları belirlenmeli, bilirkişilere kayıtlarda okunan sınırlar arazi üzerinde göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, tarafların miras bırakanları arasında daha önce Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası sonunda verilen ve kesinleşen 1944/21-35 sayılı ilamın uygulaması yapılarak taşınmazlarla ilgisi belirlenip ona göre davaya etkisi ve taraflar yönünden bağlayıcı olup olmayacağı üzerinde durulmalı, bilirkişi ve tanılardan ...'in tapu dışı olarak kimlerden pay satın aldıkları, her bir parselde kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, zilyetliğin süresi ve sürüdürülüş biçimine göre kayıtların hukuki değerlerini koruyup korumadıklarının karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, ayrıca tutanaklarda yazılı vergi kayıtlarının uygulaması yapılarak taşınmazlara uyup uymadıkları saptanmalı, davanın 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arz ettiği gözönünde bulundurularak gerçek hak sahibinin belirlenmesi yönünden İlk Derece Mahkemesince lüzum görülecek deliller resen toplanarak tapu kayıtlarının taşınmazlara uymaması ve herhangi bir kişininde zilyetliğinin 20 yıla ulaşmaması halinde gerçek hak sahibi Hazine adına tescil kararı verilebileceği düşünülmeli ve yine tapunun uymaması halinde taşınmazların mera yahut Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı konusunda bilirkişi ve tanıklardan yeterli bilgi alınmalı, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, yapılan keşif ve bilirkişi raporlarıyla toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde dava konusu 856, 857, 858, 860, 861, 862, 863, 8 64... numaralı parsellerin Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1944/21 Esas sayılı kararında belirtilen taşınmazlar olduğu ve yine Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1944/21 Esas sayılı kararına konu olan Mayıs 1341 tarih, 52 - 58 sıra numaralı tapu kaydının sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmış, davacıların Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamına ve Mayıs 13 41... -58 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak açmış oldukları taşınmazların mahkeme ilamı doğrultusunda kabul etmek gerekmiş, bu sebeple malik hanesi boş bırakılması gerekirken, sehven kadastro çalışmaları sırasında malik hanesi doldurulan 856, 857, 858, 860, 861, 862, 863, 864, 874 numaralı parsellerin malik hanesi iptal edilerek davalılar ve davacılar arasında mahkeme ilamı ve tapu kaydı esas alınarak söz konusu parsellerin malik hanesi doldurulmuş, yine dava konusu 853, 854, 8 40... numaralı parsellerin Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/92 Esas, 1987/58 Karar sayılı dosyasında dava konusu edilen taşınmazlar olduğu her ne kadar malik haneleri doldurulmuş olsa dahi hukuki geçerliliği bulunmadığından malik hanesinin mahkememiz tarafından doldurulması gerekmiş, yapılan keşifte söz konusu taşınmazların davacıların dayanmış olduğu Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamını ve tapu kaydının sınırları dışarısında kalmış olduğu anlaşıldığından davacıların davasının reddine karar verilerek, söz konusu taşınmazların malik hanelerinin yapılan keşif doğrultusunda doldurulması gerekmiş ve yine dava konusu, 827, 819 parsel sayılı taşınmazların Çayırlı Kadastro Mahkemesinde davalı hale getirildiği, yapılan yargılama sonucunda taşınmazlarında Tercan Asliye Hukuk Mahkemesi, Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesi ve davacıların dayanmış olduğu tapu kaydının sınırları içerisinde kalmadığı anlaşıldıklarından yapılan malik tespitinin geçerli olduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 856, 857, 858, 860, 861, 862, 863, 8 64... parsel sayılı taşınmazların 1/2 hissesinin davacı ... mirasçıları adına, 1/2 hissesinin (taşınmazların kadastro tutanağında geçen tapu kaydı ve taksim bilgilerine göre) karar yerinde belirtilen kişiler adına tapuya tesciline, 832, 840, 8 53... parsel sayılı taşınmazların (kadastro tutanaklarında belirtilen taksim bilgilerine göre) karar yerinde belirtilenler adına tapuya tesciline, 8 19... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tespite itiraz davalarının reddi ile bu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar vekili, bir kısım davalılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım davacılar vekilinin, bir kısım davalılar vekilinin ve davalı ...'in temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 586,20 TL'nin temyiz eden bir kısım davacılardan alınmasına, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 584,00 TL'nin temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog