Esas No
E. 2023/1055
Karar No
K. 2026/257
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/61 Esas

KARAR NO: 2026/257

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/11/2025

NUMARASI : 2023/1110 Esas, 2025/1117 Karar

DAVA: Tapu İptali Ve Tescil - Tazminat
KARAR TARİHİ: 19/02/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2005 yılında davalı kooperatife üye olduğunu, davalı kooperatifçe plan ve projeye göre ...nolu adada inşaatına başlanan ... Blok 5 nolu dairenin müvekkiline tahsis edilerek kooperatif ortaklık senedi verildiğini, müvekkilinin daha sonra malik sıfatıyla söz konusu daireyi kiraya verdiğini, ancak yurt dışında yaşaması nedeniyle Türkiye'ye geldiğinde söz konusu dairenin başkasına satıldığını öğrendiğini, davalı kooperatif tarafından müvekkilinin üyelikten ihraç edildiğini, ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edilemediğinden müvekkilinin kooperatif üyeliğinin devam ettiğini belirterek davalı kooperatif tarafından müvekkili adına tahsisi yapılan dairenin öncelikle müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise dairenin rayiç bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesini dosyaya sunduktan sonra, dava konusu taşınmazın "Bahçeşehir... Mahallesi Yürüyüş Yolu ... Tüm Çevre Konutları Sitesi ... B Blok .." olduğunu ve müvekkilinin kooperatife üyelik başlangıç tarihinin 1997 tarihi olduğunu belirterek dosyaya beyan dilekçesi sunmuştur.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kooperatife üye olan ... ile aynı kişi olup olmadığının bilinmemesi nedeniyle husumet itirazında bulunulduğunu, zira kooperatif üyesi olan ...'in kooperatife üye olurken verdiği nüfus cüzdan fotokopisinde TC kimlik numarasının bulunmadığını, nüfus cüzdan bilgileri ile sorgulama yapıldığında ise ...'in TC kimlik numarasının ... olduğunun tespit edildiğini, huzurdaki davanın süresinde açılmadığını, davacının üyelik kaydının dava dilekçesinde belirtildiği gibi 2005 yılında olmadığını, davacının 1998 yılından önce 08.09.1997 tarihinde üye kaydedildiğini, kooperatife üye olduktan sonra herhangi bir ödeme yapmaması nedeniyle her genel kurul toplantısında üyelikten çıkarılmaya ilişkin karar alındığını, ancak davacının adresinin ve kendisinin bulunamaması nedeniyle ihraç işlemlerinin tamamlanamadığını, davalı kooperatifin 08.08.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yeni yönetim kurulunun seçildiğini, eski yönetim kurulu üyelerinin seçilen yeni yönetim kuruluna kooperatif belge ve evraklarını teslim etmediğini, bu nedenle yapılan suç duyurusu neticesinde Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mah 2014/47 E, 2015/161 K sayılı kararı ile eski yönetim kurulu üyeleri hakkında güveni kötüye kullanma suçundan ceza verildiğini, 05.08.2010 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulun kendisine teslim edilen makbuzlar üzerinde yaptığı incelemede, davacının herhangi bir ödemede bulunmadığını tespit ettiğini, kesin olmamakla birlikte genel kurulda alınan ödeme kararları gereği davacıya yönelik borç hesabının çıkarıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla bu hesaba istinaden 2004 yılından başlayarak genel kurullarda oluşturulan bütçeye göre hesaplamanın yapıldığını ve davacının kooperatiften çıkarılma işlemlerine başlandığını, davacının üye olurken bildirdiği ... ... Almanya adresine iadeli taahhütlü ve APS olarak ihtarların gönderildiğini, davacının bu adreste bulunmaması nedeniyle gönderilen evrakların geri geldiğini, davacının Türkiye'deki adresinin tespiti için Esenyurt Kaymakamlığına ve İlçe Nüfus Müdürlüğüne yapılan başvurularda ise kooperatife davacının adresine yönelik hiçbir bilginin verilmediğini, Beyoğlu 22. Noterliği 07.10.2011 tarih ve ... yevmiye numarası ile davacının kooperatife verdiği adrese ilk ihtarın tebliğe çıkarıldığını, ancak ilgilinin adreste tanınmaması nedeniyle tebligatın iade döndüğünü, davacının kooperatife üye olduktan sonra ödemeleri yapmadığını, doğru adres kayıtlarını kooperatife bildirmediğini, kooperatife de uğramadığını, kooperatif nezdindeki ilgili dairelerin diğer üyelerin ödemeleri ile yapıldığını, davacının hiçbir katkısının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; mahkemece dosya kapsamında alınan ve itibar olunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının ibraz edilen hazirun cetveli ve genel kurul tutanaklarına göre kooperatif üyesi olduğu, davacı hakkında ihraç kararı alınmış ise de, ihraç kararının usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilmediği, bu hususun esasen cevap dilekçesiyle de kabul edildiği, bu haliyle usulüne uygun ihraç işleminden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacının kooperatif üyesi olduğunun tespitine; davacının üyeliği gereğince kendisine dairenin tahsisinin ve tesliminin yapıldığı, dairenin kiralanmak suretiyle davacı tarafından fiilen kullanılmaya başlandığı, akabinde davalı kooperatif tarafından dava dışı ...'e satıldığı, davacı tarafın, yargılama aşamasında yaptığını iddia ettiği ödeme makbuzlarının tamamını sunamadığı, akçeli yükümlüklerini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bununla birlikte ticari defterleri ve kayıtları tutmakla, ortaklara ait bilgileri bulundurmakla ve saklamakla yükümlü kooperatifin bu sorumluluğunu yerine getirmemiş olmasının üyeler aleyhine değerlendirilmemesi gerektiği, zira uzun yıllara yayılan üyelik ve ortaklık ilişkisinin gerektirdiği tüm resmi işlemlere ilişkin kayıtların tutulmasının ve saklanmasının üyelerden beklenemeyeceği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 24/01/2018 tarih, 2017/1397 Esas, 2018/109 karar sayılı ilamı), Mahkemece 11/04/2018 ve 13/02/2019 tarihli celselerde, davalıya kooperatif kayıtları ile davacı dışında kendisine konut tahsisi yapılan diğer üyeler tarafından yapılan ödeme belgelerini ibraz etmek üzere kesin süre verildiği, sunulan belgelerin bilirkişi tarafından incelenmesinde diğer ortakların ödemelerine ait makbuzların bulunmadığı veya bu üyelerin de ödemelerini zamanında ve tam olarak yapmadıkları, davacı ile aynı konumda olup eksik ödemesi bulunan diğer ortaklara tapu tahsisinin yapıldığının genel kurul kararıyla tevsik edildiğinin tespit edildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülüklerde eşit olduğunu, kooperatifin aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğu, bu sebeplerle dava konusu dairenin davacı adına tahsisli olduğunun ve davacının akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiğinin kabulü gerektiği, zira davalı tarafça sadece davacıya ait ödeme belgeleri değil, kendilerine tapu tahsis edilmiş diğer ortaklar tarafından yapıldığı iddia edilen ödeme belgelerinin de sunulamadığı, dava konusu bağımsız bölümün dava dışı 3. kişiye satıldığı, bu kişiye karşı açılmış bir dava bulunmadığından tapu iptal tescil talebi yerine terditli tazminat talebinin incelendiği, daire tahsisinin mümkün olmaması halinde daire tahsisi mümkün olmayan ortağa verilen tazminatın hesabına ilişkin yerleşik uygulamada benimsenen altı aşamalı formüle göre hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 23.HD. 2012/2229 E. 2012/3934 K. 05.06.2012 T.), ancak davacı tarafından yapılan ödeme miktarının tespit edilemediği, davalı tarafça kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren üyelere ilişkin ödeme belgeleri de sunulmadığından tazminat hesabı yapılamadığı, bağımsız bölümün tespit edilen rayiç değeri olan 350.000,00 TL üzerinden takdiren yapılan %20 oranındaki hakkaniyet indirimi ile neticeten davacının 280.000,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 100.000,00 TL talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

DAİREMİZİN 2020/446 ESAS 2023/1055 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI

Mahkemece, kooperatif uygulamaları ve mali konularda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığı ile kooperatifin genel kurul ve yönetim kurulu kararları, tüm defter kayıt ve belgeleri, kura ve tahsis belgeleri incelenerek, davacıya tahsisi mümkün başka daire bulunup bulunmadığı, davacının kooperatife tüm ödemelerini yapmış olup olmadıkları araştırılarak tahsisi mümkün daire bulunmadığı ve davacının tüm ödemelerini yapmış olduğunun tespiti halinde talep miktarı da dikkate alınarak dairenin rayiç bedeline, ödemelerin eksik yapılmış olduğunun tespiti halinde ise yine talep miktarı gözetilerek yukarıda açıklanan formüle göre hesaplanacak tazminata hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; somut olayda, davacının üyeliği gereğince kendisine dairenin tahsis ve tesliminin yapıldığı, daire kiralanmak suretiyle davacı tarafından fiilen kullanılmaya başlandığı, akabinde davalı kooperatif tarafından dava dışı ...'e satıldığı, davacı tarafın yargılama aşamasında yaptığını iddia ettiği ödeme makbuzlarının tamamını sunamadığı, akçeli yükümlüklerini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bununla birlikte ticari defterleri ve kayıtları tutmakla, ortaklara ait bilgileri bulundurmakla ve saklamakla yükümlü kooperatifin bu sorumluluğu yerine getirmemiş olmasının üyeler aleyhine değerlendirilmemesi gerektiği, zira uzun yıllara yayılan üyelik ve ortaklık ilişkisinin gerektirdiği tüm resmi işlemlere ilişkin kayıtların tutulmasının ve saklanmasının üyelerden beklenemeyeceği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. Hukuk Dairesi, 24/01/2018 tarih, 2017/1397 Esas, 2018/109 karar sayılı ilamı), mahkemece 11/04/2018 ve 13/02/2019 tarihli celselerde, kooperatif kayıtları ile davacı dışında kendisine konut tahsisi yapılan diğer üyeler tarafından yapılan ödeme belgelerini ibraz etmek üzere davalıya kesin süre verildiği, sunulan belgelerin bilirkişi tarafından incelenmesinde diğer ortakların ödemelerine ait makbuzların bulunmadığı veya bu üyelerin de ödemelerini zamanında ve tam olarak yapmadıkları, yine davacı ile aynı konumda olup eksik ödemesi bulunan diğer ortaklara tapu tahsisinin yapıldığının genel kurul kararıyla tevsik edildiğinin tespit edildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi gereğince kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülüklerde eşit olduğu, kooperatifin aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğu, bu sebeplerle dava konusu dairenin davacı adına tahsisli olduğunun ve akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiğinin kabul edildiği, zira davalı tarafça sadece davacıya ait ödeme belgelerinin değil, kendilerine tapu tahsis edilmiş diğer ortaklar tarafından yapıldığı iddia edilen ödeme belgelerinin de sunulamadığı, dava konusu bağımsız bölümün dava dışı 3. kişiye satıldığı, bu kişiye karşı açılmış bir dava bulunmadığından tapu iptal tescil talebi yerine terditli tazminat talebi incelendiği, mahkemece ödemelerin tamamının yapıldığının kabul edildiği, bununla birlikte tahsisi mümkün daire bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine, 350.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; ıslah dilekçesi sunulmadan ve tamamlama harcı yatırılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacının ödemelere ilişkin sunduğu tek belgenin 1.500,00 Euro'luk dekont fotokopisi olduğunu, bilirkişi incelemesinde bu ödemenin ... adına havale yoluyla yapıldığının tespit edildiğini, bu ödemenin alıcısının müvekkili kooperatif olmadığını, dolayısı ile bu ödemenin kooperatifle bir ilgisi bulunmadığını, davacının ödemeye ilişkin ispat yükünü yerine getiremediğini, kooperatife borcu olan davacının tapu iptal ve tescil talebinde bulunamayacağını, 1997 yılında kooperatife üye olan ve ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının kooperatif üyeliğinin sonlandırıldığını, ödeme yapan başkaca bir üyenin üyeliğinin sonlandırılmadığını, 22.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun 7. sayfasında davacının iddia ettiği 25.000,00 USD tutarındaki ödeme ile aidat ödemelerini yaptığına dair bir delilin bulunmadığının tespit edildiğini, yine aynı sayfada davacının sabit ödeme ile kooperatife üye kaydedilmediği tespit edildiği, aylık ödeme ile üye kaydedildiğinin tespit edildiğini, davacının diğer ortaklar gibi ödeme yükümlülüğünün varlığının raporda tespit edildiğini, davacının ödediği bedelin kooperatife olan borcunun kesinlikle tamamı olmadığını, tapu tahsisini sağlayabilmek için tüm yükümlülüklerini yerine getiren üyeler söz konusu iken, hiçbir ödeme yapmayan davacı lehine tapu tahsisine karar verilmesini mahkeme gerekçesinde bahsedilen eşitlik ilkesine de aykırı olacağını, ayrıca eşitlik ilkesi iddiasının hiçbir hukuki dayanağının ve dinlenebilirliğinin olmadığını, davacının yerine getirdiğini iddia ettiği ödemelerini gerçekleştirmemesi ve iddia ettiği ödemelerin dekontlarını dosyaya sunamaması sebebiyle tazminat istemi haksız olduğunu, mahkeme tarafından kooperatif defterlerinin bulunduğu Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/52 Esas ve Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/1952 Esas sayılı dosyalarının incelenmesi hususunda bilirkişilere yetki verilmiş olmasına rağmen bilirkişilerin defterleri incelemediğini, bu bağlamda eksik ve yetersiz inceleme neticesinde oluşturulan bilirkişi raporunun mahkeme kararına gerekçe oluşturamayacağını, mahkeme gerekçeli kararında diğer ortaklara ilişkin ödeme belgelerinin sunulmadığını belirtilmiş ise de, 03.09.2018 tarihli dilekçe ile bu belgelerin mahkemeye sunulduğunu ve ilgili belgelerin tutanak ile mahkeme kasasına alındığını, davacının kooperatife hiçbir ödeme yapmadığını, ödeme yaptığını iddia etse de iddiasını ispatlayacak belgeleri dosyaya sunmadığından tazminatın hesaplanmasının olanaksız olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi olduğunun ve borçlu olmadığının tespiti, davalı kooperatif tarafından tahsis edilen dairenin öncelikle adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde ise rayiç bedeli karşılığı olan tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

Davacının, kooperatife üye olduğu, ihraç işleminin tamamlanamadığı, tescili talep edilen bağımsız bölümün adına tahsis edildiği hususlarının taraflar arasında tartışmalı olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında ki uyuşmazlık, davacının ne kadar ödeme yaptığı, davacının kooperatife bir borcunun olup olmadığı, taşınmazın tescili olmazsa bedelinin tazminine ilişkin davacı talebinin şartlarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır."...Yapı kooperatiflerinde kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başka bir anlatımla kooperatife borcu bulunan ortakların, tapu iptali ve tescil isteme hakları bulunmamaktadır. Ancak kooperatife genel gider borcu bulunan ortağın kooperatiften tapu istemeye hakkı vardır. Başka bir ifadeyle genel gider borcu tapu istemine mani değildir..." (Yargıtay 23. HD 2016/2284 Esas 2019/1046 Karar sayılı ilamı).Kaldırma ilamı sonrasında, mahkemece kaldırma ilamına uygun olarak gerekli araştırmalar yapılmış olup dosyaya gelen belgelere göre, davacı üye olmakla birlikte davacıya verilecek ayrı bir dairenin bulunmadığı, peşin bedelli üye olmadığı, üyeliğinin normal üye olduğu, davacının davalı kooperatife ne kadar ödeme yaptığının davacı delillerinde ve davalı kooperatif kayıtlarında tespit edilemediği anlaşılmıştır.Bilirkişilerce kooperatif ticari defter ve kayıtların incelenmesi için kayıtların bulunduğu belirtilen ceza mahkemesi dosyasının incelendiği, ancak yerinde yaptıkları araştırma sonucunda ticari kayıtlarının ceza dosyasında bulunmadığının tutanak altına alındığı dikkate alındığında davalı kooperatif vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ıslah edilen 350.000,00 TL bedele hükmedilmesini mahkemeden talep ettiğinden ve daha sonra bu bedel üzerinden ıslah harcını ikmal ettiğinden davalı kooperatif vekilinin ıslaha yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı ödemelerinin eksik olduğunun tespiti halinde dahi davacıyla aynı durumda olan diğer kooperatif ortaklarına konut tahsis edilip edilmediği (15.02.2015 tarihli genel kurulda eksik ödeme yapan üyelerin borçlarına karşılık tapuya şerh verileceği yönünde karar alınmıştır.) ve davalı kooperatifçe davacıya tahsis edilebilecek daire bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle bedeline hükmedilmesi yerindedir.

Davalı kooperatifin kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmaması ve davacının üyeliğinin başlangıcı olan 1997 yılından dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye devir tarihi olan 05.06.2014 tarihine kadar borcunun olduğu davalı kooperatif tarafından ispatlanamadığından ödemenin tam olarak yapıldığı kanaatine varılmakla bu yönüyle de mahkeme kararının isabetli olduğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1110 Esas, 2025/1117 Karar sayılı ve 26/11/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 5.977,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.245,13 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,

3.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog