Esas No
E. 2025/813
Karar No
K. 2026/183
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/813 Esas
KARAR NO: 2026/183
DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/09/2025
KARAR TARİHİ: 25/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ------ tarafından, davalı şirkete iki ayrı işlemle borç olarak verilen ---- tahsili amacıyla -----Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin---- tarihinde kendisine tebliğ edilmesinin ardından, -------- tarihli dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, davalının bu itirazları üzerine icra müdürlüğü takibin durdurulmasına karar verdiğini, davalının her iki itirazı da haksız, mesnetsiz ve takibi sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, şöyle ki; davalı taraf, şirket merkezinin ----- olması sebebiyle icra dairesinin yetkisiz olduğunu iddia ettiğini ancak bu iddia hukuken geçerli olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca para borçları götürülecek borçlardan olduğunu, alacaklının yerleşim yerinde ödendiğini, müvekkilinin yerleşim yeri adresi -------olduğunu, İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi ise para borçları için takibin, borcun ifa edileceği yerdeki icra dairesinde de başlatılabileceğini hüküm altına alındığını, bu yasal düzenlemeler uyarınca, borcun ifa yeri olan---- takip başlatılması usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının yetki itirazı, kötü niyetli bir şekilde süreci uzatma çabasından ibaret olduğunu, davalı tarafın, müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını iddia ettiğini, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirketin banka hesabına ----- tarihinde iki ayrı işlemle borç olarak para gönderildiği banka dekontları ile sabit olduğunu, dilekçe ekinde sundukları dekontta, yapılan havalenin açıklama kısmında ------ KARŞILIĞI VERİLEN BORÇ" ifadesi ve EK-2'de sundukları dekontta ise "50,000 EURO KARŞILIĞI VERİLEN BORÇ" ifadesi net bir şekilde yer almakta olduğunu, bu açıklamaların, taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığını ve borcun niteliğinin yabancı para borcu olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ayrı ayrı ispatlamakta olduğunu, davalının, "Türk Lirası havale gönderildiği halde döviz alacağı talep edilemez" yönündeki iddiası da haksız olduğunu, her iki dekontta da yer alan "...karşılığı verilen borç" şeklindeki şerhlerin, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin döviz cinsinden kurulduğunu tartışmasız bir şekilde kanıtlamakta olduğunu, nitekim yapılan Türk Lirası ödemelerinin, döviz borcunun o günkü döviz kuruna göre hesaplanarak Türk Lirası karşılığının EFT yoluyla gönderilmesi suretiyle borcun ifasına yönelik olduğunu, bu sebeple davalının borcun esasına yönelik itirazları da tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının haksız ve kötü niyetli itirazları neticesinde duran icra takibinin devam ettirilerek müvekkilinin alacağına kavuşmasının sağlanması amacıyla işbu davanın açılması zarureti doğduğunu, takip konusu alacağın likit (belirli ve hesaplanabilir) olup varlığı sundukları banka dekontları gibi kuşkuya yer bırakmayan güçlü delillerle ispatl olduğunu, davalının, açıkça belli olan bu borcu ödememek ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetle itiraz ettiği anlaşıldığından, İİK m. 67/2 gereğince davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalının ------yetkisine yönelik haksız ve mesnetsiz itirazının reddine, davalının borca yönelik haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline,------- Esas sayılı dosyası üzerinden takibin; 50.000 USD ve 50.000 EUR asıl alacaklara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca devlet bankalarınca döviz cinslerine fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranları işletilerek devamına, asıl alacakların aynen veya fiili ödeme günündeki ----- efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalıdan tahsiline, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, asıl alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasında davacı tarafın davalı şirkete ----- borç para gönderdiğini ve bu nedenle davalı şirketten ------- alacaklı olduğu iddiası ile icra takibi başlattığını ifade etmekte olduğunu, davacının açmış olduğu icra takibi ile onu takip eden itirazın iptali davası haksız ve yersiz olduğunu, icra takibinde yetkili icra dairesi ---------- İcra Dairesi olduğunu, bu hususa ilişkin olarak icra takip dosyasına sunmuş oldukları itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunulduğunu ve dayanağı da açıklandığını, öncelikle, taraflar arasında davacının iddia ettiği üzere herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını ve iddia ettiği miktarda bir alacağı olup olmadığı belli olmadığını, alacağın likit olmadığını, bu nedenle salt TBK m.89 gereğince para alacağı olduğundan bahisle alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğini ve buna bağlı olarak da alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu iddiası yerinde olmadığını, zira iddia edilen alacağın varlığı ya da miktarı da belli olmadığını, bunun yanında borca itiraz dilekçelerinde de ifade ettikleri üzere müvekkili şirketin adres ve ticari merkezi ------- olup icra takibine yetkili yer ---- İcra Daireleri olduğunu, bu nedenle mahkemede açılmış olan itirazın iptali davasında da öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, icra takibine ---- İcra Daireleri ve buna bağlı olarak itirazın iptali davasına bakmaya yetkili yer---- Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın müvekkiline karşı olan alacak iddiasını borç verdiğini söylediği ---------- tarihli iki adet banka dekontuna dayandırmakta olduğunu, dosyaya sunulmuş olan dekontlardan da görüleceği üzere havale bedelleri Türk Lirası olarak yapıldığını, davalı şirket adına, davacı tarafından gönderilmiş olan döviz havalesi mevcut olmadığından tek taraflı olarak kendince yazmış olduğu not ve yapmış olduğu hesaplama ile döviz karşılığını talep edemeyeceğini, bu nedenle icra takibi öncelikle bu yönden usulsüz olduğunu, kaldı ki, davalı şirketin de bu yönde kabulü olmadığını, davacı tarafın, davalı şirkete borç verdiğini ifade etmekte olduğunu, borcu ve borç ilişkisini kabul anlamına gelmemek kaydıyla Türk Borçlar Kanunu m.392 düzenlemesi gereğince davacı tarafın önceden ihtarname göndererek talepte bulunması ve 6 haftalık bekleme süresi geçtikten sonra icra takibi yoluna başvurması gerektiğini, aksi halde açılan takibin usulsüz olduğunu, buna bağlı olarak aynı şekilde açılan itirazın iptali davasının da reddi gerektiğini, Nitekim ------------ sayılı ilke kararında da bu hususa değinildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan alacak iddiasına ilişkin beyan ve taleplerini kabul etmediklerini, davacı ile davalı şirket arasında arasında Türk Lirası alacağın dövize çevrilerek ödeneceğine dair herhangi bir anlaşma ya da bu yönde bir kabul mevcut olmadığını tüm bu nedenlerle öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkiye ilişkin itirazlarının mahkemece kabul edilmediği takdirde açılan davanın usul ve esastan reddine, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce----- Esas sayılı dosyası ---- üzerinden celp edilmiş, ----- davalı şirketin ticaret sicil kayıtları,----- davacının esnaf/ tacir araştırması yapılabilmesi için odada kaydının bulunup bulunmadığı, -----davacının ------ kayıtlı olup olmadığı,---- davacının"işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden, işletme hesabı esasına göre defterlere tabi tutanlardan veya bilanço hesabına mı göre defter tuttuğu, vergiden muaf kişilerden olup olmadığı, 1. sınıf tacir olup olmadığı, son bir yıllık gayrisafi hasılatının ne kadar olduğu ve işletme esasına göre defter tutması halinde ticari faaliyetinin VUK.

177.maddesindeki sınırı aşıp aşmadığı hususu sorulmuş ve gelen belgeler incelenmiştir.Dava; ödünç ilişkisine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ------- esas sayılı icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir.

Celp ve tetkik edilen ---- Esas sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından ---- tarihli takip talebi ile-----tutarlı alacağın tahsili amacıyla, davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna ------ tarihinde tebliğ edildiği. takip borçlusu vekilinin ---- tarihinde yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Davacının, davalı şirkete iki ayrı işlemle borç olarak verilen -- süresinde iade edilmediği iddiasıyla alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emri üzerine borçlunun borca itiraz ettiği, itirazın iptali için işbu davanın açıldığı görülmektedir.İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekmektedir. Mahkemenin yetkisine yönelik itirazın olup olmaması bu sonuca etkili değildir. Bir başka deyişle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. Açıklanan nedenlerle mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır -------2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun yetkiyi düzenleyen 50/1. maddesi, "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir." hükmünü içermekte olup ilgili madde uyarınca para ve teminat borçlarına dair icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenmektedir. HMK'nın "Genel yetkili mahkeme" başlıklı 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklinde; HMK'nın “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesi ise, "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." şeklinde düzenlenmek suretiyle sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup bu hükümde özel yetkiye ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tarafların açık veya örtülü olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesine göre belirlenecektir.TBK'nın 89. maddesi, "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir." hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre, borç bir miktar paradan ibaret ise ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır. Para borçları kural olarak götürülecek borçlardandır. Aynı zamanda para borcunun kaynağı önemli değildir. Para borcunun kaynağı, sözleşme olabileceği gibi, haksız eylem veya sebepsiz zenginleşme veya başka bir neden de olabilir. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açmasında (veya 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Görülmektedir ki sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, TBK'nın 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir.Yetki itirazının incelenmesi neticesinde mahkeme yetkili olduğuna karar verirse borçlunun icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazının reddine karar verilecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesinde takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirdiği takdirde ise “Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından davanın reddine” karar verecektir ------------Somut olayda, davalı borçlunun takibe itirazında yetki itirazında bulunduğu, ayrıca cevap dilekçesi ile de Mahkememizin yetkisine de itiraz ettiği görülmekle öncelikle bu husus incelenmiş; davacının sözleşmesel ilişki kapsamında TBK'nın 89. maddesine göre para borcu bakımından ödeme zamanındaki kendi yerleşim yeri olan---- İcra Müdürlüğünde davalı aleyhine icra takibi başlatmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle, davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Tüketim ödüncü 6098 sayılı TBK'nın 386. maddesinde; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır.6098 sayılı TBK'nın 555. vd. maddelerinde havale düzenlenmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, havale kural olarak bir borcun ödenmesi için yapılır. Bu karinenin aksini yani havalenin borç ödemek dışında yapıldığı havale yapanın kanıtlaması gerekir.Uyuşmazlığın esasına girilmesinden önce, ödünç verilen bir paranın geri verme zamanının belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 392. maddesinde ödüncün geri verilme zamanı; "ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir" şeklinde belirlenmiştir. Taraflar arasında, paranın geri ödenmesi gereken tarihinin belirlendiğine dair bir sözleşme olmadığı gibi tarafların bu yönde bir açıklamaları da yoktur. Bu durumda; davacının, bu paranın tahsili için takip başlatmadan ve eldeki davayı açmadan önce, paranın ödenmesi içinde davalıya bildirimde bulunması (ihtarname göndermek vs.), bu ilk bildirimin üzerinden de altı haftanın geçmesini beklemesi gerekmektedir.------ Eldeki davada; davacı tarafından yukarı da belirtildiği gibi davalının hesabına ---- karşılığı verilen borç" ve ------ karşılığı verilen borç" açıklamasıyla paralar havale edildiği görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 392. maddesi uyarınca yukarıda açıklandığı üzere ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü olmadığı ve icra takibinin bu altı hafta geçmeden başlatılmasının olanaklı olmadığı, davacı tarafın dosyaya sunduğu whatsapp yazışması ekran görüntülerinin dava konusu edilen paraların ödenmesi içinde davalıya bildirimde bulunulduğunu açıkça kanıtlamadığı, söz konusu yazışmayı gerçekleştiren kişi bizzat davacı olmadığı gibi, onun adına borcun ödenmesini talep eden kişinin bahsettiği borcun işbu davanın konusu olup olmadığının da açık ve net olarak anlaşılmadığı, davacının paranın icra takibinden altı hafta önce istendiğini ispat edemediği, bu nedenle eldeki icra takibi ile davanın erken açıldığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):

1.Davanın usulden REDDİNE, (Davacının ileride dava açma/ takip yapma hakkı saklı kalmak kaydı ile)

2.Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın peşin yatırılan harçtan mahsubu sonucu kalan 51.833,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

6.Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde------------ Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog