T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/27
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 05/10/2023
NUMARASI: 2021/2 E. - 2023/206 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı yan vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” ve “...” esas unsurlu markalarının benzerinin davalı yan tarafından izinsiz olarak kullanıldığını, davalı yanın bu kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, marka hakkına tecavüzün önlenmesini, “...” ibaresinin davalı yanın ticaret unvanından çıkarılmasını, “...” ibaresinin davalı yanın internet sitesinden çıkarılmasını talep ettiği anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ticaret unvanın davacı yanın markasından çok daha önce tescil edildiğini, davalının ticaret unvanın kullanmasının markasal kullanım olmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşıldı.İlk Derece Mahkemesi kararıyla;Tarafların ticari faaliyet alanlarının farklı olduğunu bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının ... ibaresinin markasal olarak kullandığı yönünde 22/02/2022 tarihli rapor sunulduğu, itiraz üzerine aldırılan ek raporda ise kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, davacı şirketin ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, marka tescillerinin ağırlıklı olarak 20-21 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, ilk marka tescilinin ... ismi ile ... numarası ile 08. Sınıfta daha sonra ... numaralı ... + şekil ibaresinin 1,5,8,16,24 ve 27. Sınıflarda ve yine ... ibareli birçok markanın da tescilli sahibinin olduğunun anlaşıldığı, yine davacı şirketin 02/03/1983 tarihinde ... AŞ unvanıyla plastik mutfak eşyaları vs. Alanlarında faaliyette bulunduğunun tespit edildiği, davalı şirketin ise 20/12/2019 tarihinde ticaret sicil müdürlüğünce tescil edildiği, faaliyet alanının Plastik, lastik, kauçuk her türlü mamül ve malzemenin üretimine ilişkin olduğu, bu yönüyle bilirkişi raporlarına göre de faaliyet alanlarının benzer olduğu, davalı yanın kullanımları incelendiğinde Dükkan tabelası üzerinde ... Plastik şeklinde yine internet kullanımlarında da ... Plastik şeklinde ticari unvan kullanımını aşacak şekilde ... Plastik ibaresini kullanmak suretiyle hem davacının ticari unvanına hemde davacının tescilli ... ve ... Plastik esas unsurlu markalara benzer kullanımlar olması sebebiyle markasal kullanımlarda bulunduğu bu kullanımların SMK 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, ticaret unvanının terki talebi yönünde yapılan değerlendirmede ise TTK nun 52/1. Maddesi uyarınca Ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin değiştirilmesi veya silinmesini talep edebileceği, davalı tarafından davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteriyor olması sebebiyle davacı şirkette haberdar olduğu veya olması gerektiği, yine davalı şirketin ticaret unvanında plastik ibaresi yer almamasına rağmen, davacının ticaret unvanında yer alan ... Plastik ibarelerinin bir bütün olarak düşünüldüğünde bu kullanımın ticari dürüstlüğe aykırı olup TTK nun 55/1 a 4 maddesi uyarınca haksız rekabete de sebebiyet verebileceği, tüketiciler nezdinde hem davacı şirketin hem davalı şirketin aynı kaynaktan doğmuş algısı yaratıp karışıklığa sebebiyet verebileceği bu sebeple hem marka hakkına tecavüz iddiası yönünden hem de ticaret unvanının terki talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece "..." ibaresi nedeniyle marka tecavüzü ve haksız rekabetin varlığı kabul edilerek ticaret unvanının terkinine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, tarafların iştigal alanlarının ve marka sınıflarının tamamen farklı olup davacının plastikten mamul mutfak gereçleri, müvekkilinin ise mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca tecavüzden bahsedilebilmesi için gerekli olan mal ve hizmet benzerliği ile halk nezdinde karıştırılma ihtimali şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, müvekkilinin ticaret sicil kaydının 26.12.2019 tarihinde yapılmasına karşın davacının ilgili sınıftaki marka tescilinin 02.03.2020 tarihinde, yani müvekkilinin kullanımından sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin ürünlerinde tescilli "..." markasını kullandığını ve "..." ibaresinin yalnızca ticaret unvanı kapsamında tabela ve web sitesinde yer almasının markasal kullanım teşkil etmediğini, bilirkişi raporunun ise tarafların tescil tarihlerini ve sınıf farklarını irdelemediği gibi uzmanlık alanları belirsiz kişilerce denetime elverişsiz şekilde hazırlandığını belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığı yönündeki iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin "..." esas unsurlu markalarının 1999 yılından bu yana tescilli olduğunu ve ticaret unvanının 1983 yılına dayanan öncelikli hak sahipliği karşısında davalının 2019 yılında tescil edilen unvanının hiçbir haklı gerekçeye dayanmadığını, bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiği üzere davalının "..." ve "... " ibarelerini mağaza tabelalarında ve internet sitesinde ticaret unvanı sınırlarını aşacak şekilde markasal olarak kullandığını, tarafların plastik mutfak ve ev gereçleri alanındaki faaliyetlerinin benzer olması sebebiyle bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkil markalarının ilgili sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığını ve tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet verildiğini, davalı yanın bilirkişi heyetinin uzmanlığına dair itirazlarının ardından heyete yeni uzmanlar eklenerek hazırlanan ek raporla iddialarının sübut bulduğunu ve yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik kötü niyetli beyanlara itibar edilmemesi gerektiğini belirterek davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacı adına tescilli ... ibareli markalara davalının ticari ünvanında ... olması ve yine sosyal medya ve internet sitesinde ... ibaresini kullanması nedeni ile marka hakkına tecavüz tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
22/02/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" davacı tarafça sunulan ticaret sicil gazetesi ve belgelerden davalı yanın ticaret unvanı olarak sunduğu hizmetlerde “...” ibaresinin MARKASAL olarak kullanıldığı, davalı tarafın ticaret unvanı ile tescilli markalarının farklı olduğu, tescilli markalarına dair bir kullanımının tespit edilmediği, davalı yanın “...” ibaresini markasal olarak kullanmasının davacı yanın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davacı yanın markaları ve ticaret unvanın kök unsuru olan “...” ibaresi ile davalı yanın ticaret unvanın kök unsuru olan “...” ibaresinin aynı olması, davacı yan ile davalı yanın faaliyet alanlarının aynı olması, davacı yanın markaları ile ticaret unvanın davalı yanın ticaret unvanından önce tescil edilmesi nedeniyle davalı yanın ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılması gerektiği" belirtilmiştir.
21/11/2022 tarihli bilirkişi (bilirkişilerden bir tanesi farklı) EK raporunda özetle; kök bilirkişi raporunda yapılan tespitlerde değişiklik olmadığı, davalı ile davacı yanın işletme faaliyetlerinin amaçlarının aynı olması, birbirini ikame edebilme olanaklarının bulunması, hitap ettikleri tüketici kitlesinin aynı/benzer olması, davalı yanın “...” ibaresini kullandığı mağaza tabelasının, mutfak gerekçelerinin satışının mağazacılık hizmeti olarak değerlendirileceği , bu kullanımın davacının ... no ile tescilli olan “...” esas unsurlu markasının tescili olduğu uluslararası 35. Sınıftaki “21. Sınıfa dahil elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri; çamaşır madalları, kap-kaçak, vazolari malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmetler ile sınıfsal olarak benzer olduğu davacı tarafça sunulan ticaret sicil gazetesi ve belgelerden davalı yanın ticaret unvanı olarak sunduğu hizmetlerde “...” ibaresinin MARKASAL olarak kullandığı ,Davalı tarafın ticaret unvanı ile tescilli markalarının farklı olduğu, tescilli markalarına dair bir kullanımının tespit edilmediği, davalı yanın “...” ibaresini markasal olarak kullanmasının davacı yanın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, Davacı yanın markaları ve ticaret unvanın kök unsuru olan “...” ibaresi ile davalı yanın ticaret unvanın kök unsuru olan “...” ibaresinin aynı olması, davacı yan ile davalı yanın faaliyet alanlarının aynı olması , davacı yanın markaları ile ticaret unvanın davalı yanın ticaret unvanından önce tescil edilmesi nedeniyle davalı yanın ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılması gerektiği" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davalı ile davacı yanın işletme faaliyetlerinin amaçlarının aynı olması, birbirini ikame edebilme olanaklarının bulunması, hitap ettikleri tüketici kitlesinin aynı/benzer olması, davalıyanın “...” ibaresini kullandığı mağaza tabelasının, mutfak gerekçelerinin satışının mağazacılık hizmeti olarak değerlendirileceği , bu kullanımın davacının ... numarası ile tescilli olan “...” esas unsurlu markasının tescilli olduğu, uluslararası 35. Sınıftaki “21.Sınıfa dahil elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri; çamaşır madalları, kap-kaçak, vazoları malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları,elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmetler ile sınıfsal olarak benzer olduğu, davalı yanın ticaret unvanı olarak sunduğu hizmetlerde “...” ibaresinin markasal olarak kullandığı, davalı tarafın ticaret unvanı ile tescilli markalarının farklı olduğu, tescilli markalarına dair bir kullanımının tespit edilmediği, davalı yanın “...” ibaresini markasal olarak kullandığı, davalının, dükkan tabelası üzerinde ... şeklinde yine internet kullanımlarında da ... şeklinde ticari unvan kullanımını aşacak şekilde ... ibaresini kullanmak suretiyle hem davacının ticari unvanına hemde davacının tescilli ... ve ... esas unsurlu markalara benzer kullanımlar olması sebebiyle markasal kullanımlarda bulunduğu bu kullanımların marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.Davacı yanın ticaret unvanın 06.04.1993 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kayıt edildiği, faaliyet alanın lastik, plastik ve kauçuktan mamul eşyaların üretimi, satımı ve ithal-ihracı olduğu davalı yanın ticaret unvanın ise İstanbul Ticaret Odasına 20.12.2019 tarihinde kayıt edildiği, faaliyet alanın lastik, plastik ve kauçuktan mamul eşyaların üretimi, satımı ve ithal-ihracı olduğu, her iki ticaret unvanın asıl unsurunu “...” ibaresi oluşturduğu, faaliyet alanlarının aynı olduğu ve davacı yanın ticaret unvanın davalı yanı ticaret unvanında daha önce ticaret sicile tescil edildiği, davacı yanın markaları ve ticaret unvanın kök unsuru olan ...” ibaresi ile davalı yanın ticaret unvanın kök unsuru olan “...” ibaresinin aynı olması, davacı yan ile davalı yanın faaliyet alanlarının aynı olması , davacı yanın markaları ile ticaret unvanın davalı yanın ticaret unvanından önce tescil edilmesi nedeniyle davalı yanın ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine karar verilmesi yerindedir.Davalı istinafında bilirkişilerin uzmanlık alanının raporda belirtilmediğini, meslek unvanının yazılmasının uzmanlık alanının yazılması anlamına gelmediğini ileri sürmüş ise de, bilirkişi heyetinde yer alan bilirkişilerin uzmanlık alanlarının yazıldığı, ilk raporda heyette yer alan bilirkişilerden birisinin uzmanlık alanı yazmamakta ise de bilirkişi teslim tutanağında uzmanlık alanının gıda mühendisliği olduğunun belirtildiği, anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında davacıya ait markaların kendi ticaret siciline tescilinden sonrasına ait olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının ticaret siciline tescil tarihinin davalının ticaret siciline tescil tarihinden çok öncesine ait olması sebebi ile bu istinaf sebebi de yerinde değildir. Kaldı ki davalının ticaret sicilinde 2019 tarihinde kayıtlı olması unvanında yer alan çekirdek unsurunu markasal olarak kullanmasını haklı göstermez.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekili istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2023 tarih ve 2021/2 E., 2023/206 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3.Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026