T.C. ..... BAM ...... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..../...- ..../....
T.C.
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
...... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ..../...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile, 24.09.2016 tarihinde davacı şirkete ait ....... plakaLı aracın ........ yol ayrımına geldiği sırada ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davalının Zorunlu mali mesuliyet Sigorta Poliçesine istinaden yaptığı ödemeleri müvekkili şirketten sürücünün ağır kusuruna dayalı olarak talep ettiğini, yapılan tüm ödemelere ilişkin müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında “15.12.2017 tarihli Sulh Protokolü ve İbraname” imzalanarak sigorta şirketine 15.01.2018 tarihinde 427.000,00 TL ödeme yapıldığını, .......... plakalı araç sürücüsü ......... aleyhine .............Ağır Ceza Mahkemesinin ....../......... Esas ve .../... Karar sayısı dosyasında sanıktan alınan kan numunelerinin birinde 0,64 promil alkollü olduğu, aynı gün alınan diğer numunede ise alkole rastlanmadığı, çelişkinin sanık lehine değerlendirilerek sanığın alkolsüz olduğu sonucuna varıldığı denilerek sürücü ............’ın alkolsüz olduğu kanaatine varıldığının açıkça belirtildiğini, ........ Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile ağır kusurun ortadan kalktığını, müvekkili şirketçe davalıya protokol kapsamında yapılan ödemelerin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ile alacağın % 20’sinden aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı yanın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, kazaya karışan ....... plaka sayılı araç için müvekkili sigorta şirketi nezdinde kaza tarihi itibariyle Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunduğu, sigortalı aracın ........... tarihinde sürücü ........ sevk ve idaresinde iken söz konusu ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, bu kapsamda kaza sebebiyle poliçe kapsamında müvekkili şirket tarafından 427.000,00 TL ödeme yapıldığı, gerek sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra alınan kan örnek testinde yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunun saptanması gerekse de sigortalı araç sürücüsünün kazaya ağır kusuru ile sebebiyet vermesi sebebiyle müvekkili şirketin davacı yana rücu hakkının doğduğu, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından davacı yan aleyhine açılan ............ Ticaret Mahkemesi’nin ......../........ Esas ve ...../..........Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davacı tarafın dava içi ikrar sayılan söz konusu ibranameyi mahkemeye sunduğu, dava içi ikrarın geri alınmasının mümkün olmadığı ve kesin dellil niteliğinin de tarafları ve mahkemeyi bağlayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile, ........Ağır Ceza Mahkemesinin .../...Esas .../.... Karar sayısı dosyasının 11.09.2018 tarihli kararında; sürücü ..........'ın alkolsüz olduğu kanaatine varıldığının açıkça belirtildiğini, taraflar tacir olsa da iadesi talep edilen ödemenin kazadan kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesine yönelik olduğunu, Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile olayın seyrinin değişebileceğinin öngörülmesinin mümkün olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, hata sebebine dayalı rücuen alacak bakımından yapılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. TBK'da esaslı hatanın tanımı yapılmamıştır. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi,girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (Subjektif unsur), hemde iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf,isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi BK’nın 34 ve TMK’nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. İptal hakkının kullanılması da hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
Ancak somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan otobüsün Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının davalı tarafından düzenlendiği, ....... tarihinde meydana gelen kazada sürücünün hastanede yapılan ölçüme göre 0,43 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sonucu öğrenen sürücü .......'un itirazı üzerine yeniden yapılan ölçümde alkolsüz olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ise 0,41 promil alkol ve tolüen olduğu tespit edilmekle tolüenli tüpten kaynaklanmış olabileceği gerekçesi ile ihtiyatla yaklaşılması gerektiğinin belirtildiği, ..... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede kaza sırasında sürücünün 0,41 promil alkollü olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilerek çelişkili durumu Mahkemenin taktirine bırakarak bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan dava açıldığı, .......... Ağır Ceza Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayısı dosyasında alkolle ilgili çelişkili durum sanık sürücünün lehine değerlendirilerek bilinçli taksir hükümleri uygulanmamış, karar ..... Bölge Adliye Mahkemesi ...... Ceza Dairesi tarafından istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.d maddesi uyarınca, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri sırasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış almaları nedeniyle aracı güvenli sürme yetenekleri kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa zarar nedeniyle yapılan ödemenin ''sigorta ettirenden'' rücuen talep edilebileceği düzenlenmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .../.... Esas ve .../...Karar sayılı dosyasında, Davalı sigorta şirketinin, davacı aleyhine, sürücünün alkollü olduğu gerekçesi ile mağdurlara yapılan ödemelerin tahsili amacıyla rücuen alacak davası açılmış olup, yargılama sırasında tarafların dava dışı sulh olması nedeniyle, sigorta şirketi vekilinin bu sebeple, davadan feragat ettiği ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, ..... Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, Trafik Kazası Tespit Tutanağında sürücü ...........’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52 / 1 – b maddesini ihlal ettiğinin belirtildiğini, yoğun yağış ve yol durumunun eylem ile oluşan zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini, ........... Ağır Ceza Mahkemesi ..../....
E. Sayılı dosyandan sürücü ile ilgili yargılamanın sonuçlanmadığını, müvekkilinin Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında taraf olmadığını, keşif sonucu yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, sürücü hakkında kesinleşmiş bir alkol raporu, kusur raporu ve bunlara ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını, kazada vefat eden ............'ın yakınlarına alkol ve kusur raporları kesinleşmeden varsayımsal delillerle yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyceğini beyanla davanın reddini talep etmiş ancak deliller toplanmadan, kusur raporu alınmadan 427.000,00 TL ödeyerek dosyamız davalısı sigorta şirketi ile uzlaşmıştır.
Bu durumda, sürücünün alkol raporuna ilişkin çelişkinin iddianamede yer aldığı, buna rağmen ceza dosyası sonucu beklenilmeden veya ...... Asliye Ticaret Mahkemesinden kusurla ilgili rapor alınmadan, sigorta şirketinin rücuen alacak davasına sunulan cevap dilekçesindeki hususlar araştırılmadan, kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana geldiği kesinleşmeden 15.12.2107 tarihli sulh protokolü ve ibraname gereği 15.01.2018 tarihinde 427.000 TL ödeme yapan basiretli tacir olan davacının, hata hükümlerinden yararlanamayacağı, kaldı ki ceza dosyasında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği alkolle ilgili artırıcı sebebin uygulanmadığı, kesin olarak sanığın alkolsüz olduğuna karar verilmediği, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... tarih, .../.... esas, .../... sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gerekli 179,90-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 120,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından istinaf sırasında yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Karar tebliğ ve harç tahsil işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 25/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. .......
Başkan
......
.....
Üye
.......
......
Üye-......
.........
Katip
...............