9. Hukuk Dairesi 2025/9206 E. , 2026/37 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 20. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bankada 01.12.1991-30.09.2018 tarihleri arasında çalıştığını ve son görevinin müşteri temsilcisi olduğunu, haksız fesih nedeniyle İstanbul 9. İş Mahkemesinin 2018/373 Esas, 2019/226 Karar sayılı dosyası ile işe iade davası açtığını, davada verilen kararın kesinleştiğini, müvekkilinin işe başlamak için süresi içinde başvurmasına rağmen işe başlatılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı farkı, boşta geçen süre ücreti farkı, işe başlatmama tazminatı farkı ve yıllık izin ücreti farkının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan işe iade davasının kesinleşmesi sonucunda davacının tüm hak ve alacaklarının hesaplanarak ödendiğini, davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait bankada 01.12.1991 tarihinden haksız fesih tarihi olan 30.09.2018 tarihine kadar çalıştığı, İstanbul 9. İş Mahkemesinin 2018/373 Esas, 2019/226 Karar sayılı dosyasında işe iade davasının kabulüne karar verildiği ve hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/2259 Esas, 2020/1503 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği, kesinleşen işe iade davası sonrası davalı Banka tarafından davacıya henüz kesinleşme şerhi düzenlenmeden 12.02.2021 tarihinde net 85.151,09 TL tutarında ödeme yapıldığı, ödeme miktarının işe başlatmama tazminatı olan 46.120,50 TL ile boşta geçen süre ücreti olan 39.015,36 TL toplamı olduğu, bu itibarla davalı işverenin davacıyı işe başlatmama yönünde iradesini ortaya koyduğu, davalı işveren tarafından yapılan ödemeler nazara alındığında davacının bakiye boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı alacağının bulunmadığı ancak bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal işçilere yapılan zamların davacının geçersiz fesih tarihinde almış olduğu ücrete uygulanarak haksız fesih tarihindeki ücret miktarının tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ihbar tazminatında ödenen miktarın mahsubu ile kalan miktarın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, alacak taleplerinin zamanaşımına uğramadığı, kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanırken işveren tarafından karşılanan sağlık sigortası, hayat sigortası ve bireysel emeklilik sistemine işveren tarafından işçi için ödenen miktarın eklenmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.İşe iade kararı sonrasında alacakların ödendiğini,
2.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücretin fahiş hesaplandığını,
3.Geçersiz fesih sırasında ihbar tazminatı ödendiğinden fark ihbar tazminatı istenemeyeceğini,
4.Alacakların zamanaşımına uğradığını,
5.Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanırken işveren tarafından karşılanan sağlık sigortası, hayat sigortası ve bireysel emeklilik sistemine işveren tarafından işçi için ödenen miktarın eklenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işe iade kararına rağmen işe başlatılmayan işçinin talep ettiği işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.