T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememiz 01/06/2021 tarih, ... E.... Karar sayılı Kararı, İstanbul BAM 44.HD'nin ... Esas ve ...Karar ve 06/06/2024 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla, taraflara kaldırma ilamı tebliğ edilmiş, kaldırma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan KALDIRMA ilamı uyarınca yargılamaya devam olunmuş, KALDIRMA sonrasında dava dosyası mahkememizin 2024/176 esas sırasına kayıtlanmış olmakla ve yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 17.01.2017 tarihli Ortaklık Tasfiye Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin Marka Hakları başlıklı 5.2 maddesi uyarınca davalı ... AŞ’nin, ... Ltd. Şti’nin mülkiyet sahibi olduğu “..., ... ve ... markalarının 3 yıl süre ile kullanma hakkına sahip olduğunu, sözleşmede markaların kullanımı ile ilgili herhangi bir ücretin davacıdan talep edilmediğini, davalı ... Ltd. Şti’nin ..., ... ve ... markalarının kullanımını engellemeye çalıştığını, davalının davacının müşterilerine ihtarname çekerek davacının söz konusu markalarını kullanmasını engellemeye çalıştığını ihtarnameler nedeniyle davacının müşteri kaybettiğini ve kaybetmeye devam ettiğini, bu nedenle maddi zararı olup bilirkişi marifeti ile tespitini, tespit edilen bedel üzerinden harç tamamlanarak zararın tazminini talep ettiklerini, davalının davacı müşterilerine çektiği ihtarnamelerde ..., ... ve ... markalı oyuncakların TPE’ndeki tek maliki olduğunu başta ... AŞ olmak üzere ... Ltd. Şti. haricindeki hiçbir 3. Kişinin markalara ilişkin üretim dağıtım, pazarlama ve satış hakkına sahip olmadığını ihtarnamenin tebliğinden itibaren markalara ilişkin faaliyetlerini sonlandırmasını aksi halde yasal yollara başvuracaklarını beyan ettiğini, müşterilerin ürünleri davacıya iade etmek istediklerini davacının müşteri kaybettiğini, ticari itibarının zedelendiğini, davalının söz konusu eylemlerinin davacının şeref ve haysiyetine tecavüz niteliği taşıdığını belirterek 25.000 TL manevi fazlaya dair haklan saklı kalarak şimdilik 500 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin yetkisiz olduğunu, esas bakımından davalı tarafından davacının dayanmış olduğu sözleşmeden haklı nedenle dönüldüğünü, bu kapsamda 3. Kişi firmalara gönderilen ihtarnamelerin davacının kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket pay sahibi ... ile davacı şirket pay sahipleri ... ile ... arasında 17.01.2017 tarihinde... ile ... AŞ, ... üzerindeki pay sahipliklerini sonlandırmak üzere sözleşme bağıtlandığını, davacı şirket pay sahiplerinin sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirmediklerini, ...’in ...
25.Noterinin ...tarih ... y. no’hı ihtarnamesi ile davacı pay sahiplerine edimlerini yerine getirmeleri aksi halde sözleşmeden haklı nedenle dönüleceğini ihtar ettiğini, davalı yetkililerinin sözleşmeye aykırı eylemlerini devam ettirdiğini, ...
25.Noterinin ... tarih ... y. no’lu ihtarnamesi ile sözleşmeden dönüldüğünü, ihtarnamede ayrıca ... adına tescilli, tescil aşamasındaki tüm marka, patent vs. fikri hakların tebliğden itibaren üretim, pazarlama ticari herhangi bir unsurun veya tamamen kullanılmaması üretim, pazarlama, vs ticari faaliyetlerin tamamına derhal son verilmesinin aksi halde yasal yollara başvurulacağı, ..., ..., ... markalarının... kalmaya devam edeceğinin ihtar edildiğini ancak davacı şirket ...’in sözleşmenin yürürlükte olduğuna ilişkin beyanlarda bulunduğunu, gizlilik ilkesini hiçe saydığını, sözleşmeyi 3. Kişilerle paylaştığı ihtarlara ve uyarılara rağmen davacının davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerine devam ettiğini, 3. kişi firmalara gönderilen ihtarnamelerde davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde ifadeler bulunmadığını, davacının manevi tazminat talebine dayanak olarak İleri sürdüğü kişilik haklarına hiçbir şekilde saldırı gerçekleşmediğini, davacının dayanağını açıklamadığı maddi tazminat talebi şartlarının da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; 17/01/2017 tarihinde ortaklık tasfiye sözleşmesinin akdedildiğini , davalının sözleşme hükümlerine aykırı hakaret ederek ilgili markaların kullanımını engellemeye çalıştığını, bu durumun davacının ticari itibarının zedelediğini, bu nedenle 25.000- TL manevi tazminatın ve şimdilik 500 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesine ilişkin olarak açılmıştır. KALDIRMA İLAMI ÖNCESİ YARGILAMA : Kaldırma ilamı Öncesi Alınan Raporlar:
Bilirkişiler ..., ..., ..., 04/09/2019 tarihli bilirkişi raporlarında; ... numaralı toybon ibareli, ...numaralı bonitop ibareli ve ... numaralı taybaş ibareli markaların dosya durumları incelendiğinde, markaların tescilli olduğu, 10 yılık koruma süresinin devam ettiği, herhangi bir lisans ve devir sözleşmesi girişi olmadığı ve davaya konu ..., ... ve ... ibareli markaların tanınmış olmadığı, Davacı şirketin 2017 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketin manevi tazminat talebine ilişkin ortaklık tasfiye sözleşmesine konu ..., ... ve ... markalarına ilişkin 2015-2016-2017 yıllarında ilgili ürünlerin satış tutarları ile davacı Şirketin yıllık satış tutarı karşılaştırılmak suretiyle ciro içindeki payı incelenmiş ve raporda tespit değerlendirme bölümünde gösterildiğini, davacı şirketin mali verileri incelenmiş ve işletmenin gerçekte karlı bir işletme olmadığı , 2015-2016-2017 yıllarında satışlarının artmasına karşılık kar elde etmediği, faaliyet zararının satışlarla orantılı şekilde artmaya devam ettiği görüldüğü, olması gereken şirketlerin satışlarının artması ile başa baş noktasını yakalayarak nihai sonuçta kar elde etmesi olduğunu ancak, Şirketin faaliyetine devamında karlılığın oluşmadığı, zarar kalemlerinin artarak devam ettiğini, davacının talep edebileceği manevi tazminatın hesaplanması mümkün olmamakla birlikte takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ...., 13/03/2020 tarihli bilirkişi raporlarında; TBK m. 114/2 atfı ile TDK m.50, m.51 çerçevesinde taraflar arasındaki 17.01.2017 tarihli sözleşmenin davalı ...Ltd. Şti tarafından haklı nedenle feshedildiğinin ispata muhtaç olduğunu, davacı .... AŞ’nin üç yıllık süreyi kapsayan sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle yaklaşık kazanılan kazancın firmanın faaliyet zararının yüksek olduğundan hesaplanamadığını, davacının manevi tazminat talebinin takdirinin mahkeme ait olduğunu bildirmişlerdir.
Mahkememiz ... E. ... Karar sayılı 01/06/2021 tarihli Kararında "Toplanan deliller, ... tarafından, ...
25.Noterliği’nden ... tarih, ... yevmiye numarasıyla gönderilen ihtarname , ...
25.Noterliği’nin... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Sözleşme tarihi itibariyle ... adına tescilli olan “...” (...), “...” (...) ve ... (...) markalarının kurum kayıtlarında davalı adına tescilli olup, bir başkası adına lisans verilmediğine dair yazı içeriği, mali kayıtlar , ...
1.FSHHM’nin ... eses-... karar ve 2.10.2020 tarihli ilamı , ...
25.Noterliği’nin .. tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gözetildiğinde; feshin muhatabına ulaşması ile hukuki sonuçlarının doğduğu, sunulu delillere göre davacının bu fesih nedeniyle ticari itibarının zedelendiği yada maddi olarak zarara uğradığını ispat hukuku kurallarına göre ispat edilemediğinden'' ; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul BAM 44.HD'nin ... Esas ve... Karar ve 06/06/2024 tarihli KALDIRMA İLAMINDA : -Somut olayda taraflar arasında 17/01/2017 tarihinde ortaklık tasfiye sözleşmesi tanzim edildiği sözleşmenin 5.2 maddesine göre markaların kullanım hakkının 3 yıl süre ile davalıya bırakıldığı sözleşme süresi dolmadan önce davalı tarafından düzenlenen ...
25.Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği, Ortaklık tasfiye sözleşmesinin alıcı ve satıcı sıfatıyla gerçek kişilerce imzalandığı, sözleşmeyi imzalayanların şirket yetkilisi olduklarının anlaşıldığı, 26/05/2017 tarihli temerrüt ihtarı ve sözleşmeden dönme iradesinin bildirildiği,07/07/2017 tarihli ihtarnamenin gerçek kişilere tebliğ edilmesinin ihtarnameleri geçersiz hale getirmeyeceği, 26/05/2017 tarihli ve 07/07/2017 tarihli ihtarlarda davacı tarafça ödenmesi gereken tutarların davalı tarafça ödendiği, ve davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediği, 26.041,80 TL ödemenin yapılmadığı ileri sürülmekle, öncelikle sözleşmeden dönmenin haklı nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi, daha sonra davacı tarafın maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığının değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmediği ,mahkemece taraf defterleri üzerinde inceleme yaptırılmış ise de; bu hususlar üzerinde durulmadığı, eksik inceleme ile karar verildiğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Mahkememiz 2018/194 E. 2021/239 Karar sayılı 01/06/2021 tarihli Kararında kararının KALDIRILMASINA, Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, “şeklinde karar verilerek dava dosyası mahkememize gönderilmiştir. KALDIRMA İLAMI SONRASI YARGILAMA ve DELİLLERİN İNCELENMESİ
Davacı şirketin sicilden 9.6.2022 tarihinde terkin olduğu, ...
1.ATM’nin ... esas ... karar ve 18.4.2024 tarihli dosyasında huzurdaki davalı tarafından davacıya ihya davası açıldığı ve davacı şirketin ihyasına karar verildiği ve mahkeme kararının 24.1.2025 tarihinde kesinleştiği ve Mahkememizce tasfiye memuru Asil Yılmaz Yıldırır adına da davetiye tebliğ edildiği ancak davacı vekili ile tasfiye memurunun sözlü yargılama oturumuna iştirak etmedikleri, davalı vekilinin ise duruşmaları takip ettiklerini ve davanın reddini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Mahkememiz 19/11/2024 tarihli duruşma ara kararında : ''Mahkememizce res’en seçilen 4 kişilik BİLİRKİŞİ heyetine ( sektör gıda bilirkişisi ..., sözleşmeler hukukundan uzman bilirkişi ..., Mali bilirkişi ..., Marka vekili ... )'ın seçilerek kaldırma kararı uyarınca sözleşme hükümleri incelenerek ayrıca tarafların sunduğu beyan ve deliller incelenerek, mali bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi de verilerek sözleşmeden dönmenin haklı nedene dayanıp dayanmadığı varsa davacı yanın zarara uğrayıp uğramadığı hususlarında kaldırma kararı uyarınca inceleme yapılmasına, önceki sunulan raporların da heyetçe değerlendirilmesine, Bilirkişilerin sarf edeceği emek ve mesai karşılığında 8.000’er -TL ve bilirkişi tebligat ücreti 300-TL toplam 32.300 TL ‘nin davacı tarafından 2 haftalık kesin sürede mahkeme veznesine depo edilmesine'' şeklinde ara karar kurulmuş olduğu ancak davacı vekilinin belirtilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmıştır,
HMK m.194 hükmüne göre; davacı veya davalı, dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdır. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Somut bir şekilde ortaya konulmadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen taraf sonuçlarına katlanmak durumundadır.(Kuru, Baki&Arslan, Ramazan&Yılmaz, Ejder (2013) Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24.Baskı, Ankara, Yetkin, s.279)
Bir davada haklı çıkmak için yalın bir şekilde genel hatlarıyla bir iddiayı veya savunmayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların ispata elverişli hale getirilecek zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. (HMK m.194/1) Bir vakıa somutlaştırılmadan, o vakıa hakkında ispat faaliyetine girişilmesi, savunma yapılması veya mahkemece değerlendirme yapılması mümkün değildir. Genel bir iddia yeterli değildir. İddia hakkında yeterli somutlaştırma yapılmadan ispat yükünü taşımayan tarafın savunması için, karşı ispat faaliyetine girişilip girişilemeyeceği hakkında da karar verilemeyecektir.
Somutlaştırma yükümünün yerine getirilmemesi, adeta ispat yükünün yerine getirilmemesi ile benzer sonucu doğurur. Somutlaştırma yükü altında bulunup iddia veya savunmasını somutlaştırmak durumunda olan, bu yükü yerine getirmezse talebi esastan reddedilecektir. Çünkü, taraf ortaya koyduğu iddia ya da savunmayı ispata elverişli şekilde ortaya koyamamış demektir. İspat edilemeyen bu iddia ya da savunma hakkında ise esastan aleyhe karar verilecektir. Bu bağlamda iddiayı somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinin sonucu, iddianın somutlaştırılmaması durumunda, iddia olunan vakıanın ispata elverişli kabul edilmemesi ve dolayısıyla belirsiz kalarak ispat yükü kuralları gereği talebin reddedilmesi olacaktır. (Pekcanıtez H., Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15.Bası, İstanbul 2017, s.1673-1691)
Yukarıda izah edilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan yargılamada; mahkememizce 19.11.2024 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verilmiş,
Mahkememizce davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen, davacı vekili, kendisine verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde, HMK m.194/1 hükmü uyarınca üzerine düşen somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirecek nitelikte herhangi bir beyanda bulunmamıştır. 6100 sayılı HMK m.94/2 hükmüne göre; Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. HMK m.94/3 hükmüne göre; Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Söz konusu hükme göre; kesin sürenin kaçırılması halinde, bundan böyle o usûl işleminin yapılması mümkün değildir. HMK m.94/3 hükmü uyarınca, daha sonra bu konuda tekrar süre isteme hakkının ortadan kalktığı, dolayısıyla davacının huzurdaki davada ispat yükü kendisinde olmasına rağmen iddiasını ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
1.DAVANIN REDDİNE,
2.732 TL ilam harcının yatırılan 435,48 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 269,52 TL harcın davacıdan tahsiline,
3.manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 500- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 300 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin ve tasfiye memurunun yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 10/02/2026 Katip ... ¸ Hakim ... ¸