T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 09.05.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, davalı şirketin ana yüklenicisi olduğu ------Yapım işine ilişkin olarak, yol yapımında kullanıla----- temin işini üstlenmiştir. Davalı şirket tarafından müvekkili şirkete üstlenilen ve yapılan işlerin karşılığı olarak hak ediş raporları düzenlenmiş, düzenlenen hak ediş raporları doğrultusunda müvekkile tarafından hak ediş raporlarında belirtilen tarihlere uygun bir şekilde faturalar düzenlenerek davalı şirkete gönderilmiştir. Müvekkili tarafından davalı şirkete hak ediş raporlarında belirtilen işlerin tamamı teslim edilmiş olmasına ve davalı şirket tarafından kısmi ödemeler yapılmış olmasına karşın davalı-borçlu şirket tarafından fatura bedellerinin tamamı tüm müracaatlara rağmen ödenmemiştir. 08.03.2024 tarihinde davalı-borçlu şirkete ----. Noterliğinden gönderilen -------- yevmiye numaralı ihtarname ile söz konusu işten kaynaklanan bakiye 13.237.419,48 TL borcun ödenmesi ihtar edilmiş ve bahse konu ihtarname davalı-borçlu şirkete 08.03.2024 tarihinde ------- yolu ile gönderilmiştir. Ancak davalı-borçlu şirketçe ihtarnamede verilen süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine müvekkili alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde ---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, ancak davalı şirketçe borca itiraz edilmiş olduğundan, icra takibi durmuştur. Davalı-borçlu şirket müvekkiline borcunun olmadığını iddia etmişse de durum gerçeği yansıtmamaktadır. Zira müvekkilinin alacağı davalı-borçlu şirket tarafından ödenmemiştir. Müvekkiline ait ticari defteler gerekse davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere, davalı tarafça müvekkili tarafından düzenlenen ve mevcut ticari ilişkinden kaynaklanan faturalara ve içeriğine hiçbir şekilde itiraz edilmemiştir. Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve 257 nci maddeleri ile 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile; mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiştir. Dolayısıyla ticari defterler dışında vergi dairesi kayıtlarından da bu durum açıkça anlaşılabilecek niteliktedir. Dava dilekçesinde açıklamaya çalıştıkları itirazın iptali talebi ile müvekkili adına zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, ------ Arabuluculuk Dosya Numarası kapsamında yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamamıştır. Açıklanan nedenler ile icra takibine yapılan haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazın iptali ve alacak miktarının %20'si oranında tazminata hükmedilerek icra takibinin devamı istemli bu davanın açılması zorunlu olduğundan bahisle davalı-borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, borçlunun alacak miktarının %20 oranında icra-inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 24.09.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve süregelen bir ticari ve cari hesap ilişkisi bulunmamaktadır.
Davacı tarafından müvekkiline verilmiş alacak doğurur bir hizmet bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine düzenlenen ---- numaralı, 31.10.2023 tarihli, 6.252.869,52 TL bedelli, ----- numaralı, 30.11.2023 tarihli, 3.353.762,88 TL bedelli, ----- numaralı, 30.12.2023 tarihli, 621.927,72 TL bedelli, üç adet fatura -----Noterliği'nin 08.03.2024 tarihli ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle iade edilmiştir. Yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere fatura tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğindedir. Faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlıdır. Faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu değildir. Bu nedenle faturada yazılı bedelin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece teamül haline geldiği de düşünülemez. Yargıtay HGK 28.02.2018 tarihli ve------ sayılı ilamı; “Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturayı düzenleyen kişinin, ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir. Fatura, sözleşmenin yapılması ile değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, eser ve benzeri bir sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.” denilerek faturanın, tek başına, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ispatı için yeterli olmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüş mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olur. Somut olayda taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı çekişmeli olduğu için davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Fatura düzenlenmesi tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli değildir. Fatura bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesi; ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması (TTK.m.21.) gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlıdır. Faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu değildir. Geçersiz bir sözleşmeye 8 gün içinde itiraz etmeme muteber olmayan sözleşmeye geçerlilik de sağlamaz. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksundur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının araştırılması zorunludur. Temel borç ilişkisi fatura tanzim eden davacı firma tarafından kanıtlanmalıdır. Fatura sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanmalıdır. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir. Ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı için düzenlenen belge fatura sayılmaz ve bu belgeye itiraz edilmemesi de TTK m.21/2 fıkrası anlamında bir sonuç doğurmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Davacı ile davalı müvekkili arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi de bulunmamaktadır.
Davacı tarafından gerek sözleşmesel gerekse de cari ilişki nedeniyle teslim ve/veya ifa edilmiş bir mal/hizmet bulunmamaktadır ve sonuç itibariyle de bir teslim/ifa edilmeyen ve var olmayan ticari ilişki mesnet gösterilerek talep edilebilecek bir alacak da söz konusu değildir. Bununla birlikte davaya dayanak yapılan faturalardaki hizmetin ifa edilidiği de davacı tarafından ispatlanamamıştır. Huzurdaki davada hizmetin yerine getirilmiş olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekmekte olup davacı taraf bu hususu ispata elverişli hiçbir delil ibraz edememiştir. Yargıtay -----HD'nin 10.12.2013 tarihli ve -------Sayılı ilamı; Davalı, mal satıp teslim ettiğini iddia ederek icra takibi yapmış, davacı ise akdi ilişkiyi ve mal teslimini inkarla borçlu olmadığını iddia etmiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 207. maddesi uyarınca satım sözleşmesinde satıcı davalı, satılan malların davacıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Mahkemece, ispat külfetinde yanılgıya düşülerek, davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatılması ve alacaklı davalı şirket temsilcisinin de faturada belirtilen ürünleri davacıya teslim ettiği hususunda icapsız davete istinaden yemin etmiş olması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Yargıtay -----. HD'nin 29.11.2021 tarihli ----- Sayılı ilamı; Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen faturalar malın teslim edildiğini göstermez. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Dava dosyasında yer alan servis fişlerinden ----- ilişkin olan servis fişi incelendiğinde; davalının imzasının yer almadığı anlaşılmaktadır. Yine dava konusu yapılan buzdolabı, saç düzleştirici ve elektrik süpürgesi bakımından teslim belgesi ve birbirini doğrulan servis fişleri de bulunmamaktadır. Mahkemece, dava konusu yapılan ürünlerin davalıya tesliminin yasal delillerle ispatlanamadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere salt fatura düzenlenmesi davacıya alacak hakkı vermemektedir. Davacının fatura konusu hizmeti müvekkile karşı ifa ettiğini usulüne uygun deliller ile kanıtlaması gerekir. Davacının İşlemiş Faiz Talebi, Faiz Oranı Ve Türü De Hatalıdır. Borcun varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında davacı-alacaklının davalı müvekkil şirketi takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname veya başkaca bir belge bulunmadığından temerrüdün, takip tarihi itibariyle gerçekleştiği kabul edilmelidir. Temerrüt gerçekleşmeden faiz talep edilemeyeceğinden cihetle davacının işlemiş faiz talebinin reddi gerekmektedir. Yargıtay------Sayılı İlamı; "mahkemece hüküm altına alınan alacağa fatura tarihinden sonraki 30. gün sonunda faiz başlatılmış ise de belirtilen bu tarih alacağın istenebilir (muaccel) tarihi olup TBK'nın 117. maddesinde öngörülen temerrüt niteliğinde değildir. Hal böyle iken dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtar olmadığından hüküm altına alınan alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ve önceki döneme ilişkin işlemiş faiz taleplerinin reddedilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." Bununla birlikte taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup davacının avans faizi talebi de hukuka aykırıdır. Davacı Yanın İcra İnkar Tazminat Talebinin Reddi Gerekmektedir. Hiç bir suretle alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, itiraza konu alacak likit olmamakla yargılamayı gerektirmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu belirleneceği takadire icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yönünde hüküm kurulmaktadır.
İİK.nun 67/II. maddesi uyarınca itirazın iptali davalarında alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için diğer koşulların varlığının yanında alacağın likit olması da gereklidir. Somut olayda alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu bilirkişi incelemesi ile saptanacağından likit değildir. Bu nedenle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi gerekmektedir. Sonuç itibarıyle, takibe vaki itirazımının haklı ve hukuka uygun olması karşısında, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik talebini içeren huzurdaki davanın tümden reddine, aksine davacının haksız ve hukuka aykırı olarak takip yapmış olmasından dolayı davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Dosyası: -----İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, 13.237.419,48 TL asıl alacağı ve 32.096,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.269.515,69 TL alacak için 18/03/2024 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 23.03.2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 25.03.2024 tarihinde süresi içinde borcun tamamına, takip dayanağına, talep edilen faiz oranına, faiz türüne, işlemiş faize ve takibin tüm fer’ilerine ilişkin itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekçeleriyle borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür.Davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmasına, bu kapsamda mahallinden mali müşavir bilirkişi görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------- 12.03.2025 tarihli raporunda özetle; "IV. SONUÇ VE KANAAT Dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, rapor içeriğinde detaylarına yer verildiği üzere ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 1-) ------ 2023-2024 yıllarına ait Ticari Defterlerinin, Envanter Defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapılmış olduğu, Yevmiye Defteri, Defteri Kebir, yönünden E-Defter Mükellefi olduğu, E-Defterlerin Yasal süresinde Maliye Bakanlığının Sistemine yüklenerek beratlarının alındığı, Ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliklerine haiz olduğu, 2-) ---2023-2024 yılları Ticari defter kayıtlarında; ---- numaralı cari hesabın incelenmesinden sonra -----13.237.419,48-TL Alacaklı olduğu, 3-) ’----Davaya konu ticari ---- ticari defter ve kayıtlarında belge üzerindeki tarihler itibariyle kayıtlı olduğu, 4-) ’nin düzenlemiş olduğu ticari faturaların ilgili dönem beyannamelerinde hasılat ve kdv yönünden beyan edildiğinin görülmüş olduğu, 5-)----- tarafından düzenlenmiş olan faturalarda senaryo tipinin “ticari fatura” olarak kullanılması ile --------yasal süresi içinde faturaları kabul etmesi ya da reddetmesi için bilgilerine sunulduğu, yasal süresi içerisinde faturalara itirazın olmadığının görülmüş olduğu, Görüş ve kanaatine varılmıştır. İş bu bilirkişi raporu 4 (Dört) sayfa ve 1 nüshadan ibarettir. Görüş ve Kanaatlerimi Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla sunarım." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmasına, bu kapsamda nitelikli hesaplamalar uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi görevlendirilmesine, bilirkişilerin taraf ticari defter ve kayıtlarını göz önünde bulundurarak taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin heyet raporu hazırlamalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ----, SMMM ----- ve İnşaat Mühendisi ------ tarafından sunulan 10.07.2025 tarihli raporda özetle; "SONUÇ VE KANAAT: Takdir ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davalı işletmenin sayın Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.'sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı ----- Ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler doğrultusunda, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, Davacı------tarafından tanzim edilen ve dava konusu olan 3 adet faturanın ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, Cari hesap muavin dökümü incelemesinde başka düzenlenen faturalar ve davalı işletme tarafından yapılan ödemelerin yer aldığı, fiyat farkı faturası veya iade faturası düzenlenmediği/kayıtlara geçirilmediği,
Davacı tarafından düzenlenen dava konusu fatura karşılığında ödeme kaydı oluşturulmadığı, Davalı ---- ticari defter kayıtlarına göre Davacı ----- toplam 3.008.859,67 TL borçlu olduğu, 2021 Temmuz ayı sonrasında elektronik belgelere ilişkin (e-Arşiv ve e-Fatura gibi) bildirim zorunluluğu kalmadığından hareketle; davacı işletmenin de düzenlemiş olduğu elektronik alış ve satış faturaları için BA ve BS formları ile bildirme yükümlüğü bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü uyarınca davacı yanca tanzim edilen faturalara davalı işletmeden herhangi bir itirazın söz konusu olmadığı, ancak; Davalı Şirket tarafından dava konusu faturaların----Noterliğinin 08.03.2024 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesiyle iade edildiği, Dava konusu faturalar “e-Arşiv Faturası” olup, Davalı yanca fatura bedellerinin tamamen ya da kısmen ödenmesine ilişkin kayıt veya belgenin yer almadığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, davacının ticari defter kayıtları, noter ihtarnamesi ve fatura içerikleri dikkate alındığında, davalının süresinde itiraz etmeyerek zımnen kabul ettiği faturalar bakımından ortaya çıkan bir para borcu olduğu, bu borcun ifası konusunda temerrüde düştüğü değerlendirilmiştir. İşbu raporu HMK 282. Maddesi “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim'inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Taraf vekillerinin itirazları ayrıca ihtilaf konusu ----- numaralı, 31.10.2023 tarihli, 6.252.869,52 TL bedelli, ----- numaralı, 30.11.2023 tarihli, 3.353.762,88 TL bedelli ve ----- numaralı, 30.12.2023 tarihli, 621.927,72 TL bedelli faturaların davalı ticari defterlerine işlendikten sonra mı çıkartıldığı, e-fatura sisteminde itiraz süresi geçtikten sonra faturaların ticari defterlerden çıkartılabilip çıkartılamayacağı, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin hangi usulle (Eft, havale, nakit ve benzeri) yapıldığı, ödeme emrinde talep edilen işlemiş faiz miktarının doğru olup olmadığı, ihtilaf konusu faturaların dayanağı hak ediş raporları incelenerek davacı tarafın alacak hakkı doğup doğmadığı hususlarında ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ----SMMM --- ve İnşaat Mühendisi ------tarafından sunulan 20.01.2026 tarihli ek raporda özetle; "SONUÇ VE KANAAT > Kök raporumuz da belirtmiş olduğumuz üzere Davacı tarafından düzenlenen ve e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiği belirtilen, 31.10.2023 tarihli 6.252.869,52 TL bedelli, 30.11.2023 tarihli 3.353.762,88 TL bedelli, 30.12.2023 tarihli 621.927,72 TL bedelli faturalara ilişkin olarak; davalı şirketin muhasebe kayıtlarında, yevmiye defteri, büyük defter ve muavin defterlerde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmamıştır. Ayrıca: Söz konusu faturalar için muhasebe fişi oluşturulmadığı, bu faturaların ticari defterlere kaydedilmediği, defter kayıtlarında bu faturalara karşılık gelen bir borç kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. > e-fatura sistemine ulaşan faturaların, teknik ve hukuki olarak ticari defterlere otomatik ve kendiliğinden kaydedilmediği, ticari defter kaydının ancak muhasebe birimi tarafından yapılan iradi ve usulüne uygun kayıt işlemiyle mümkün olduğu, e-Fatura itiraz süresinin geçirilmiş olmasının defter kaydının varlığı anlamına gelmeyeceği, Muhasebe kayıtlarında yer almayan faturalar yönünden, “ticari defterlere kaydedildikten sonra çıkarılma” veya “defterlerden silinme” olgusundan söz edilmesi fiilen mümkün değildir. > Dosya kapsamında yapılan incelemede---- yapılan ödemelerin, bir kısmının ---- Bankası nezdindeki hesaplardan EFT yoluyla, bir kısmının ise ------ nezdindeki hesabından havale yöntemiyle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
İncelenen banka dekontlarında, söz konusu ödemelere ilişkin açıklama bölümünde “- cari hesap ödemesi” ibaresinin yer aldığı, ödemelerin taraflar arasındaki cari hesap ilişki kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. > Faiz oranının, 3095 sayılı Kanun hükümleri uyarınca avans faizi olarak belirlendiği, uygulanan %44,25 oranının takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan avans faizi oranına uygun olduğu, faiz süresinin 16.03.2024-18.03.2024 tarihleri arasındaki 2 günlük dönem için hesaplandığı ve basit faiz esasına göre yapıldığı tespit edilmiştir. > Kesilen faturaların hakkediş raporları ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
İşbu raporu HMK 282. Maddesi "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir" hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim'inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, satış sözleşmesine istinaden tanzim edilen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça faturalara konu satışın gerçekleştirildiği ancak bakiye borcun ödenmediği iddia edilmekte, davalı tarafça ise taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı savunulmakta olup uyuşmazlık ihtilaflı faturalara konu satışın gerçekleşip gerçekleşmediği ve bakiye borcun ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, davacı taraf ticari defterlerinin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve davalı taraf ticari defterlerinin de, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı görülmekle birlikte ihtilaf konusu ---- numaralı, 31.10.2023 tarihli, 6.252.869,52 TL bedelli, ----- numaralı, 30.11.2023 tarihli, 3.353.762,88 TL bedelli ve ------ numaralı, 30.12.2023 tarihli, 621.927,72 TL bedelli faturaların davalı taraf ticari defterlerinde yer almadığı, bu suretle davacı taraf ticari defterlerinin sahibi lehine delil olamayacağı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişki bsk, ----satışına ilişkin olup davalı tarafça yapılan kısmi ödemeler taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu göstermektedir. Taraflar arasında tanzim olunan hakkediş raporları ihtilaf konusu ----- numaralı, 31.10.2023 tarihli, 6.252.869,52 TL bedelli, --- numaralı, 30.11.2023 tarihli, 3.353.762,88 TL bedelli ve ------ numaralı, 30.12.2023 tarihli, 621.927,72 TL bedelli faturalarla uyumlu olduğu anlaşıldığından davacı tarafın satış sözleşmesi gereği yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucunu doğurur.
Davalı tarafın ise satış bedelini ödediğini ispatlaması gerekmektedir.
Davalı taraf satış bedelini ödediğini kesin delillerle ispat edemediği, işlemiş faiz hesabının doğru olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava kabul ile sonuçlandığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın KABULÜ ile, - ---- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ...'nin yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 13.237.419,48 TL asıl alacak ve 32.096,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.269.515,69 TL toplam alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA, - Asıl alacak 13.237.419,48 TL'nin %20'si olan 2.647.483,90 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ...'nden alınarak davacı/alacaklı ...'ne verilmesine,
2.Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 906.440,62 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 66.347,58 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 160.262,58 TL peşin harç olmak üzere toplam 226.610,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 679.830,46 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4.Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 160.262,58 TL peşin harç ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 37.683,00 TL olmak üzere genel toplam 198.373,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.124.085,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.