Esas No
E. 2022/2893
Karar No
K. 2025/8942
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/2893 E.  ,  2025/8942 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2022/2893
Karar No: 2025/8942
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Madencilik Turizm Tic. ve İnş. A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- ...2- ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Mersin ili, Gülnar ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... sicil sayılı maden işletme ruhsatı ile işletilen ruhsat sahasında yapılan denetim sonucunda 402.129,41 ton madenin sevki yapıldığı halde beyan edilmediğinden bahisle 27.277.867,96 TL idari para cezası verilmesine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; dava konusu işlemin 27.190.026,90-TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden, bu kısma yönelik idari para cezasının, Maden Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca devlet hakkı esas alınarak hesaplandığı, 402.129,41 ton mermerin sevk edildiği halde beyan edilmediği gerekçesiyle hesaplanan 5.438.005,38-TL devlet hakkının tahakkukuna ilişkin işleme karşı açılan davada Mahkemenin E:2019/1203 sayılı dosyasında 22/12/2020 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, dava konusu idari para cezasının Maden Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca tesis edilen kısmının, hesaplanan devlet hakkının (5.438.005,38-TL) 5 katı olarak belirlendiği, dayanak devlet hakkının tahakkukuna karşı açılan davada, tahakkuk işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği görüldüğünden devlet hakkı esas alınarak hesaplanan 27.190.026,90-TL'lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin 62.743,00-TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden, davacı şirketin 402.129,41 ton mermeri üretmesine karşın davalı idareye bildirmemesi fiili gerekçesiyle hem Maden Kanunu'nun 12/4. fıkrası uyarınca hem de 10/8-(e) bendi uyarınca iki ayrı idari para cezasının tesis edildiği, her ne kadar 10/8-(e) bendinde ''Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi," haksız hak iktisabı teşkil eden fiiller arasında sayılıp haksız hak iktisabında bulunan ruhsat sahiplerine idari para cezası verilmesi öngörülmüş ise de, üretimin beyan edilmemesi fiilinin dava konusu olayda tek bir fiil teşkil ettiği, Kanunda fiilin ayrıca ''haksız hak iktisabı'' olarak belirlenen fiiller arasında sayılmasının fiilin tekliğini değiştirmeyeceği, bu nedenle de üretimin beyan edilmemesi fiilinin gerçekleşmesi halinde tek bir fiil olması nedeniyle ''non bis in idem'' ilkesi gereğince sadece Kanun hükümlerinde söz konusu fiile karşılık düzenlenen en ağır idari para cezasının tesis edilmesi gerektiği, davacı şirketin üretip bildirmeme fiili sebebiyle Maden Kanun'un 12/4. fıkrası uyarınca belirlenen idari para cezası tesis edilmiş olduğundan ayrıca bir de aynı fiilin haksız hak iktisabı olarak tanımlandığı gerekçesiyle Maden Kanunu 10/8-(e) bendi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin 62.743,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin 25.098,00-TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden, uyuşmazlıkta ''nezaretçi defterinin uygun tutulmadığı'' fiiline ilişkin olarak herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden dava konusu işlemin ''nezaretçi defterinin uygun tutulmadığı'' fiili sebebiyle tesis edilen 25.098,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu ruhsat sahası ile ilgili tesis edilen tüm işlemlerin 3213 sayılı Maden Kanunu hükümlerine uygun olduğu, anılan hükümler dışında uygulama yapılmasının ilgili Kanunun uygulanamaması sonucunu doğuracağı, verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davacı yanında müdahillerce savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen gerekçeli onanmasına, kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Davacı tarafından işletilen Mersin ili, Gülnar ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... sicil sayılı maden işletme ruhsatı ile işletilen ruhsat sahasında yapılan denetim sonucunda düzenlenen heyet raporuna istinaden, ruhsat sahasında 2010-2017 yılları arasında fazladan üretilen 402.129,41 ton madenin üretilerek satıldığı halde beyan edilmediğinden bahisle hesaplanan devlet hakkı bedelinin (5.438.005,38-TL) beş katı tutarında 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin dördüncü fıkrasına istinaden 27.190.026,90-TL idari para cezası, Maden Kanunu'nun 10. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 62.743,00-TL idari para cezası ve nezaretçi defterinin uygun tutulmadığından bahisle aynı Kanun'un 10. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 25.098,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 27.277.867,96 TL tutarında idari para cezası verilmesine ilişkin olarak tesis edilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği;

3.maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Fikri içtima" başlıklı 44. maddesinde, "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kanun'un "İçtima" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi hâlinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7 numaralı Ek Protokolü'nün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında, "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." kuralı yer almıştır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinde, "(...) Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. (Değişik cümle:14/2/2019-7164/10 md.) İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir. (...) Bu Kanuna göre; (...) e) Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi, (...) haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir." hükmüne;

12.maddesinin 4. fıkrasında da "(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/12 md.) Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde bildirilmeyen miktar için madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun'un "Devlet hakkı" başlıklı 14. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde de, "Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması hâlinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Madenlerden alınan Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl için belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. (...) Ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Genel Müdürlük tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat bedeli kadar Devlet hakkı alınır. (...) Devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına yatırılır." düzenlemesi yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Devlet hakkının beş katı tutarında 27.190.026,90-TL idari para cezasına ilişkin kısmının incelenmesi:

Dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden Mersin ili, Gülnar ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... sicil sayılı maden işletme ruhsatı ile işletilen ruhsat sahasında yapılan denetim sonucunda düzenlenen heyet raporuna istinaden, ruhsat sahasında 2010-2017 yılları arasında fazladan üretilen 402.129,41 ton madenin üretilerek satıldığı halde beyan edilmediğinden bahisle hesaplanan devlet hakkı bedelinin 5.438.005,38-TL Devlet hakkının istenilmesine dair... tarihli ve E... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E... K:... sayılı kararla işlemin iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvuru reddedilmiş; söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Dairemizin 24/11/2025 tarih E:2022/4102 sayılı dosyasında verilen kararıyla, kısmen gerekçeli onama, kısmen bozma kararı verilmiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan Devlet hakkına yönelik Dairemizin yukarıda anılan, dosyasında verilen karar dikkate alınarak (kararın gerekçeli onama kısmı Devlet hakkına ilişkindir.) idari para cezasına ilişkin yeni bir işlem tesis edileceği tabiidir. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 62.743,00-TL idari para cezasına ilişkin kısmının incelenmesi: 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrasında yer alan ve karşılığında idari para cezası yaptırımı öngörülerek yasaklanan davranışın, "gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi" olduğu anlaşılmaktadır. Aktarılan bu kanunî tanım uyarınca, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi halinde ihlâl ortaya çıkacaktır. Davalı idarece, gerçekleştirilen üretimin ve yapılan satışın Genel Müdürlüğe bildirilmediği gerekçesi ile davacı hakkında 62.743,00-TL idari para cezası uygulanmıştır.

Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idarî cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idarî ceza verilmesi durumunda, non bis in idem ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi olası kaotik sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun m.15/1 hükmü özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idarî para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağırı uygulanacaktır. Maden Kanunu ve yönetmelikleri ile madencilik faaliyetleri bir takım izin ve şartlara bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan ve somut uyuşmazlığa uygulanan Maden Kanunu hükümlerinden "Beyan usulü" başlıklı 10. maddesinin 7. fıkrasında, madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporların doğru kabul edileceğinin ancak, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi halinde kanun koyucu tarafından ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası idari yaptırımı öngörülmüştür.

12.maddesinin 4. fıkrasında ise; yaptığı üretim ve sevkiyatı sevk fişi ile kayıt altına almadığı veya bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası düzenlenmiştir. Dolayısıyla, üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi halinde yaptırım uygulanması öngörülmüştür.

Her iki maddede de genel olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bildirim yapılmaması halinde yaptırım uygulanması öngörülmüş ise de;

12.maddesinin 4. fıkrasında yapılan üretim ve sevkiyatın sevk fişi ile kayıt altına alınmaması veya bildirilmemesi nedeniyle oluşan Devlet hakkı kaybı esas alınırken , 10. maddesinin 7. fıkrasında ise; genel olarak idarenin teknik ve mali konularda gerçek dışı beyanda bulunularak yanıltılması halinde idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür. Bu nedenle tüm açıklamalardan hareketle, iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, söz edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilmesi, maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olan devlet hakkının ödenmemesi fiili ile oluşurken; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrasında, maden ruhsat sahiplerinin beyanlarının aksi sabit oluncaya kadar doğru kabul edilmesi sonrasında ise gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi fiilinin kabahat olarak düzenlendiği ve birden fazla farklı fiil ile farklı kabahatin oluştuğu açıktır.

Bu itibarla, maden işletme ruhsat sahasında 2010-2017 yılları arasında fazladan 402,129.41 ton maden üretilerek satıldığı halde beyan edilmediği hususu sabit olduğundan ve dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu kısım yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 25.098,00-TL idari para cezasına ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar bu kısım yönünden usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,

1.Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,

2.... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının,

a)Dava konusu işlemin, ...-TL idari para cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,

b)Dava konusu işlemin, Devlet hakkının beş katı tutarında ...-TL idari para cezasına ilişkin kısmının yukarıda yer verilen gerekçe eklenerek ONANMASINA,

c)Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca ...-TL idari para cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,

3.Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,

4.Kesin olarak, 24/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA DANISTAYKARAR
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog