Esas No
E. 2020/94
Karar No
K. 2026/313
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/49

KARAR NO: 2026/313

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/94
KARAR NO: 2022/618
DAVA TARİHİ: 27/12/2016
KARAR TARİHİ: 13/09/2022
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/03/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesi özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği davacı müvekkilinin iş makinalarını davalı şirkete 2016 yılında kiraladığını, kira bedelini davalı şirkete faturalandırılmasına rağmen davalı tarafca her hangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin 29/08/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin ihtarnameye cevaben borcun 37.199,50 TL'sini kabul ettiklerini ancak geçmişte davacı müvekkiline fazla ödeme yapıldığından bahisle borcun 256.567,40 TL'sini ödemeyeceklerini beyan ettiklerini, bunun üzerine İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin icra takibi başladıktan sonra davacı müvekkili hesabına 18.000,00 TL ve 18.972,00 TL ödeme yaptıklarını ve borcun bakiyesine itiraz ettiklerinden bahisle borçlu davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile tabin devamına, alacağın likit olması sebebiyle haksız itiraz eden borçlunun %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 06/09/2013 yılında müvekkil şirket faaliyet bölgesinde yapılan vinç ve kamyon taşımacılığı işleri için şifahi olarak vinç ve araç kiralama sözleşmesi yapıldığını, 2013 yılından itibaren davacı firma tarafından yapılan hak edişlerin müvekkili şirketin ... tarafından incelenmesinde davacı firma tarafından tutulan günlük fişler ile toplam icmallerin farklı olduğunun, toplam ödemenin 21277 saat üzerinden yapıldığının fakat yapılan işin toplamının aslında 18165 saat olduğunun tespit edildiğini, bu durum sonucu ortaya çıkan 217.430,00 TL’lik fazla ödeme davacı firmaya bildirilerek 3112 saatlik farka ilişkin ellerinde evrak varsa ibrazının istendiğini, davacı tarafça bu farka ait evrak ibraz edilmediğinden son hak edişinden 217.430,00 TL kesinti yapıldığını, davacı taraf aslında yapmadığı işlerin karşılığı bir bedeli tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini, cevap dilekçesi ekinde ... İnceleme raporu bulunduğunu, CD halinde ... Hakediş Dosyası (Excel dosyası) ise kapsamlı olup fiziken teslim edileceğini, Beyoğlu ...Noterliği aracılığıyla 02/09/2016 tarih ve ... yevmiye no ile davacı şirket tarafından keşide edilen ihtarnameye müvekkili şirketçe verilen cevapta yapılan iş ile faturalandırılan miktar arasında müvekkil şirket aleyhine 217,430,00 TL + KDV tutarında fark bulunduğunun tespit edildiği, aradaki farkın kasden müvekkil şirketi zarara uğratmaya yönelik olduğu, sehven yapılamayacak kadar çok miktarda hak edişte davacı firma lehine kötü niyet olarak nitelendirilebilecek şekilde fazla hak ediş gösterildiği, bunun karşılığında hak edilmeyen bir tutarın faturalandırıldığı ve talep edildiğinin görüldüğü bildirilerek tespit edilen bu farkın (256.567,40 TL) davacı tarafça keşide edilen ihtarname ile gönderilen fatura tutarı olan 293.766,90 TL’den mahsup edildiğinde davacı taraftan alınan hizmet karşılığı hak edişi olan 37.199,50 TL'nin ödeneceği kalan kısma ise itiraz edildiğinin bildirildiğini, davacı tarafça başlatılan icra takibine de aynı gerekçelerle itiraz edildiğini, kabul edilen ve ödeneceği bildirilen kısmın ödendiğini, davacı tarafça açılan haksız ve yersiz davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin takibe itirazının haklılığı yanında, davanın niteliği dikkate alındığında var ise davacı alacağının miktarı ancak yargılama ile tespit edilebileceğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını beyan ederek haksız ve yersiz davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''..Taraflar tacir olup mahkememizce taraf delilleri toplanıp icra dosyası celp edilerek SMM bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişinin yeterli ve hüküm kurmaya elverişli bulunan raporuna göre; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve her iki tarafın ticari defterinde takip konusu faturaların kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarı ile ticari defterlere göre davacının davalıdan 293.766,90TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafın savunması ve rapora karşı itirazları delilleri ile birlikte incelendiğinde; davacının hakedişinden mahsubu gerektiğini iddia ettiği 217.430TL'lik hatalı ödemenin takipten önceki işler yönünden (2014 ve 2015 yılları için) davacıya yapılan ödemelere ilişkin olduğu, ilgili ödemeler yapıldıktan sonra tarafların karşılıklı uzlaşması yahut kesinleşmiş bir alacak olmadan takip konusu faturalardan tek taraflı mahsup yapılmasının yerinde olmadığı, davalı tarafça iade faturası kesilmediği, tarafların tacir olup takip konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alınarak itirazları kabul edilmemiştir.Davalının 08.09.2016 Tarihinde 18.272,30TL, 19.09.2016 Tarihinde 18927,60TL olmak üzere toplam 37.199,90TL ödeme yaptığı ticari defter kayıtlarında sabittir.İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; 293766,90TL asıl alacak, 643,00TL işlemiş faiz olmak üzere toplam; 294.409,90TL talep edilmiştir.Davacı vekilinin 14.11.2017 tarihli dilekçesi ile sunduğu makine çalışma saatleri ile davalı şirket günlük fiş kayıtlarının karşılaştırıldığı; davacı kayıtlarında 51848 saat olan çalışmanın davalı şirket kayıtlarında 44077 saat olmakla arada 7771 saatlik bir çalışma saat farkı ortaya çıktığı; davacı kayıtlarının her iki taraf görevlilerinin imzalarını taşıması, buna karşılık davalı şirket kayıtlarının dava konusu işin tamamını kapsayıp kapsamadığı, başka bir ifade ile eksiksiz ve tam olup olmadıklarının tespit edilmesinin mümkün olmaması karşısında davacı yanca sunulan imzalı belgelerin kabul edilmesi gerektiğine dair kanaat oluştuğu; zira davacı yan kayıtlarının günlük fiş kayıtları incelenip doğrulukları kabul edildikten sonra davalı şirket görevlilerince onaylandığı, yüklenicinin de buna dayalı olarak hakkediş bedeli tutarında fatura keşide etmesinin istenilmesinin beklendiği; kaldı ki davalı şirket tarafından fazla ödeminin 3122 saat farka ilişkin olduğu beyan edilmesine rağmen tutanaklar ile günlük fiş kayıtları arasındaki farkın 7771 saat olarak tespit edilmesinin davalı yanca sunulan belgelerin tam ve eksiksiz olmadığı kanaati oluşturduğu İş bu sebeple davacı yanın sunmuş olduğu ve taraflarca imza altına alınmış tutanaklara itibar edilmesi gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş, nitekim dosya kapsamına alınan 14/06/2022 tarihli heyet raporunda da bu husus vurgulanmış olup;

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça 18000TL ve 18972TL ödeme yapıldığını (toplam 36972,00TL) beyan etmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 256.794,70TL üzerinden dava açmış, bu değer üzerinden harç yatırılmış, takipteki faiz talebi davada harçlandırılmamıştır. (293.766,90-36.972TL=256.794,00TL) Taleple bağlılık ilkesi ve davalının takibe kısmi itirazı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının takibe kısmi itirazının kısmen iptali ile, takibin itiraz edilen kısım yönünden 256.567,00TL (293766,90TL- 37199,90TL defterlerdeki kayıtlı ödeme=256.567,00TL) asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı İİK 67/2.maddesi gereğince icra inkar tazminat talebinde bulunmuştur. İcra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için alacağın belirlenebilir nitelikte olması ve borçlunun itirazında haksız olması gereklidir. Davalı itirazında haksız olup alacak likit nitelikte olduğundan davacının icra inkar tazminat talebinin kabulüne... Davalı yan her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de; davacının takibi başlatmasında kötüniyetli olduğu hususu ispatlanamamış olup, anılan sebeple reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun alternatifli olarak hazırlandığını, mahkemenin gerekçelendirmeden davacının sunduğu belgelere üstünlük tanıdığını, bilirkişi raporunda müvekkil şirket delilleri yönünden gerekli tespitin yapılmadığını, davacı tarafından sunulan ve taraflarca imzalanan belgelerden sonra yapılan incelemelerde çalışma saatleri arasında fark olduğu hususunun tespit edildiğini ve buna ilişkin olarak davacı yana bildirimde bulunularak farka ilişkin evrakların ibraz edilmesinin istenildiğini ancak belge sunulmadığını, müvekkili delillerinin neden görmezden gelindiğinin gerekçelendirmediğini, bilirkişi raporu incelendiğinde davacı tarafından sunulan makine çalışma saatleri ile müvekkil şirketçe sunulan günlük fiş kayıtlarının karşılaştırıldığı ve buna göre davacı tarafın kayıtlarındaki çalışma saatinin 7771 saat fazla olduğu belirlendiğini, oysa müvekkili şirketin karşılaştırdığı ve fazla ödemeye esas aldığı hususun günlük fişler vasıtasıyla hazırlanan icmaller ile işletme toplamlarının karşılaştırılmasıyla bulunduğunu, bilirkişi heyetinin müvekkili şirketin yöntemi üzerine bir araştırma yapmadığını, mahkemenin gerekçesi ve hükme esas aldığı bilirkişi raporunda faturaya esas aşamalardan yola çıkılmak suretiyle davacının sunduğu imzalı tutanaklara itibar edilmesi gerektiği kanaatinin dayanaktan yoksun olduğu gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yanlış anlaşıldığını gösterdiğini, müvekkil şirket tarafından davacıya savunma hakkı tanınmasına rağmen belirlenen fazla hizmetin gerçekte verildiğine dair bir delil sunamadığını, şartları oluşmadığı halde davacı yararına icra inkar tazminatına hükmolunmasının ve kötüniyet tazminatı taleplerinin ise reddinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile; davacı tarafından 293.766,90 TL asıl alacak, 643,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 294.409,90 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle 08/09/2016 tarihinde takip başlatılmıştır. Borcun sebebi olarak; 29/02/2016 tarihli 21.240,00 TL, 30/04/2016 tarihli 88.818,60 TL, 22/06/2016 tarihli 152.220,00 TL, 23/06/2016 tarihli 13.216,00 TL, 17/08/2016 tarihli 18.282,30 TL faturalar gösterilmiştir. Ödeme emrinin 19/09/2016 tarihinde tebliğinin ardından davalı vekili 23/09/2016 tarihli dilekçesi ile toplam borcun 37.199,90 TL olduğunu, 08/09/2016 tarihinde 18.272,30 TL, 19/09/2016 tarihinde 18.927,60 TL olmak üzere 37.199,90 TL ödendiğini kalan kısma itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Davalının borca itirazı üzerine, dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede 256.794,70 TL üzerinden açılmıştır. Taraflar arasında iş makineleri ile hizmet verilmesi hususunda sözleşme ilişkisi olduğu ihtilafsızdır. Dava konusu ihtilaf, takibe konu olmayan daha önce düzenlenip davalı defterlerinde yer alan ve davalının da ödemesini yaptığı faturaların aslında davacı tarafından verilemeyen hizmete dair düzenlenip düzenlenmediği ve bu faturalar nedeniyle davalı tarafından yapılan ödemelerin, dava ve takip konusu yapılan fatura tutarlarından mahsup edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır..Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlamasıgerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2023/1909 E. 2024/5226 K. sayılı ilamı; "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir.Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32-TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup,

HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96-TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış..." şeklindedir.Davalı taraf her ne kadar önceki dönemlerde fazladan ödeme yapıldığını, bu ödemelerin davacının mevcut alacağından mahsup edildiğini ileri sürmüş ise de, Mali müşavir, makine yüksek mühendisi ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 17/06/2021 tarihli raporda teknik inceleme kısmında; davalı vekili tarafından dosyaya sunulan dava konusu hakkedişlerde tarafların imzasının bulunmadığı, hakediş ve uygulamaları esaslarında "Hakediş ödemelerinde sözleşme kapsamında yapılan iş miktarı, tutulan puantajlar üzerinden ve kontrol teşkilatı ile yüklenici/vekilinin karşılıklı uzlaşmasıyla birlikte hesaplanır. Bulunan miktarlar hakkediş raporuna geçirilir. Bu raporların karşılıklı imzalanması şarttır." ifadeleri bulunduğu, dosyaya davalı vekili tarafından sunulan 05/05/2017 tarihli Ek 1 ... Hakediş dosyası - Günlük Fişler, Ek 2 ... Hakediş Dosyası Tablolar, Ek 3 ve Ek 4'te tarafların imzasının bulunmadığı, bu sebeple davalı firmanın iddia ettiği, davacı firma tarafından geçmişte fazla hakkediş gösterildiği ve davacıya fazla ödeme yapıldığından bahisle delil olarak dava dosyasına sunulan Ek 1 ve Ek 2'nin her iki tarafın kabul ettiği nitelikteki belgeler olmadığı, sunulan bu belgeler üzerinden sözleşme konusu iş makinesinin çalışma saatinin tespit edilemeyeceği, davacı vekilinin dosyaya sunduğu delillerde ise davacı ve davalı şirket yetkililerinin imzasını taşıyan, çalışma saati, birim fiyat ve tutarları gösteren dava konusu iş makinesi kiralama işlerinin tutanaklarının mevcut olduğu, bu tutanakların altında davacı yüklenici ... Şti. imzası ve davalı ... dört işletme müdürünün imzasının yer aldığı, yani bu tutanakları taraflar karşılıklı kabul ettiğinden sözleşme konusu iş makinalarının çalışma saati, birim fiyat ve tutarlarını gösteren belgeler olarak nazara alınmasının gerektiği belirtilmiştir. Yine elektrik elektronik mühendis, mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı vekilinin 14/11/2017 tarihli dilekçesi ekinde sunulan kayıtlardaki makine çalışma saatleri yukarıda çizelge içeriğine işlenmiş olup toplamda 2014/01 - 2015/12 dönemler arasında 51848 saatlik makine çalışma süresi tespit edilmiştir. Bu kayıtlarda her iki taraf yetkililerinin imzası bulunmaktadır.... vekilince sunulan günlük fiş kayıtları incelendiğinde, 44077 saatlik toplam çalışma süresi tespit edilmiş olup 51848 saat - 44077 saat = 7771 saatlik bir çalışma saat farkı ortaya çıkmaktadır.Davacı vekilinin 14/11/2017 tarihli dilekçesi ekinde sunulan kayıtlar ile ... vekilince sunulan günlük fiş kayıtları arasında 7771 saatlik çalışma saat farkı tespit edilmiş olmakla birlikte, davacı yanın sunmuş olduğu kayıtlarda her iki taraf görevlilerinin (işletme ve bölge müdürleri) imzalarının yer alması, buna karşılık davalı yanca sunulan belgelerin (günlük fiş kayıtları) dava konusu işin tamamını kapsayıp kapsamadıklarının, bir başka ifade ile eksiksiz ve tam olup olmadıklarının tespit edilmesinin mümkün olmaması karşısında, davacı yanca sunulan imzalı belgelerin kabul edilmesi gerektiği kanaati oluşmuş olup, takdiri mahkemeye aittir.Nitekim, davacı yanın sunmuş olduğu tutanakların, zaten günlük fiş kayıtları incelenip doğrulukları kabul edildikten sonra davalı görevlilerince onaylanması ve yükleniciden buna göre hazırlanmış hak ediş bedeli tutarında fatura keşide etmesinin istenmesi beklenir. Dolayısıyla günlük fiş kayıtlarının tamamının dosyaya sunulup sunulmadığının teknik yönden de tespiti mümkün olmadığından, imzalı tutanaklara itibar edilmesi gerektiği yönündeki kanaatimiz mahkemenin takdirindedir.Kaldı ki davalı yan davaya cevap dilekçesinde, ortaya çıkan 217.430,00-TL'lik fazla ödemenin 3112 saatlik farka ilişkin olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen, heyetimizin teknik üyesi tarafından yapılan hesaplamada tutanaklar ile günlük fiş kayıtları arasındaki farkın 7771 saat olarak tespit edilmiş olması da davalı yanca sunulan belaelerin tam ve eksiksiz olmadığı kanaatini uyandırmaktadır.Tüm bu tespit ve değerlendirmeler ışığında; Davacı yanın sunmuş olduğu, taraflarca imza altına alınmış tutanaklara itibar edilmesi halinde davacı yanın takip alacağının yerinde olacağı..." hususlarında kanaat bildirilmiştir. Somut olayda yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 293.766,90 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 293.766,90 TL borçlu olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 37.199,90 TL ödeme yapıldığı, davacının dava tarihi itibariyle bakiye alacağının 256.567,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar uyarınca, davacı takip tarihi itibariyle 293.766,90 TL, dava tarihi itibariyle 256.567,00 TL alacaklı olduğunu ispat etmiştir.Davalı önceki dönemlerde fazladan ödeme yapıldığından, bu ödemelerin davacının mevcut alacağından mahsup edildiğini ileri sürmüş ise de, davalı tarafça sunulan kayıtların her iki taraf imzasını taşımadığı gibi ispata elverişli olmadığı aksine davacı tarafından davalı ...yetkililerinin de imzasının yer aldığı, yani tarafların ortak tuttukları kayıtların ibraz edildiği, bu kayıtlara göre faturaların düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında hizmetin verildiği davacı tarafça ispatlanmış ve alacaklı olduğu sabit hale gelmiştir. Aksi yöndeki hususlar davalı tarafından ispat edilemediğinden mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı). Somut olayda; alacağın faturaya konu likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi içinse takibin haksız olması tek başına yeterli değildir ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması gerekmektedir. Reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyetli olduğu tespit edilmediğinden, kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Açıklanan nedenlerle; kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir.

İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcının davalı tarafından yatırılan 4.382,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.650,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

3.İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/03/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog