T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ---- tarihinde ---- Esas sayılı dosyası ile Rücuen Tazminat davasının ikame edildiğini, mahkemenin --------- tarihli Ara Kararı ile "Davacı vekiline 6102 sayılı TTK uyarınca tasfiye sonucunda ticaret sicilden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası için dava açmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, 2 haftalık kesin süre içerisinde şirketin ihyası için dava açılmadığı taktirde davanın dava şartı olan taraf teşkili sağlanamadığından reddine karar verileceğinin ihtarına" tarafımıza davalı şirketin ihyası için süre verilmiştir. Davalı şirketin şirketin -------- terkin edildiği ve ------ ----- terkinin yayınlandığı, Ara Kararın tebliği üzerine öğrenildiğini, bahsi geçen davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için işbu ihya davası açılması zorunluluğu doğduğunu, işbu davada ihyasını istedikleri------ terkin edilmeden önceki merkez adresi ----- olduğunu, şirketin --- tarihli ve -------- sayılı nüshasında ilan edildiğini, ihyasını istedikleri şirket ticaret sicilinde resen terkin edildiğinden ötürü bu davada husumeti, sadece--- yönelttiklerini, açıklanan nedenlerle; ----- unvanlı şirketin resen terkin kaydı kaldırılarak, tüzel kişiliğinin ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı------ Cevap Dilekçesinde Özetle; Huzurdaki davanın, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen TASFİYE HALİNDE -------- ek tasfiyesine karar verilmesini kapsadığını, Davacının, husumeti yalnızca yasal hasım olan Müvekkil müdürlüğe yönelttiğini, Oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru -------- yöneltilmesi gerektiğini, Bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirilirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu, Davanın, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkin olduğunu, Şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ---------husumet yöneltilerek açılması gerektiğini ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerektiğini, müvekkilin, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilin, -------- tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek ve sonuca bağladığını; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı vereceğini, Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektitdiğini, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduklarını, Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkilin tespit etmesinin mümkün olmadığını, Sayın Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkilin uyacağını, Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı müvekkilin sorumluluğunun olmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması gerektiğini, TTK m. 536/4'te düzenlenen şartlara göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin ---- gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tasfiye Memuru------Cevap Dilekçesinde Özetle; gönderilen tebligatta ----- ihya edilmesi ve tasfiye memuru sıfatıyla dava açılmasının talep edildiğini, yapılan başvuru aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı esastan reddedilmesi gerektiğini, -----tarihinde tasfiye süreci sonlandırılarak terkin edildiğini, Ayrıca herhangi bir mahkemenin, davacının lehine alacak kararı vermeden şirketin ihyasını talep etmesi, esastan ve usulden hatalı olduğunu,---- numaralı ------ tarihinde tasfiye süreci tescil edildiğini, Kanun gereği ----- bütün alacaklılara çağrı yaparak, şirket adresinde tasfiye memuru olarak tayin edilen ---başvurulmasına dair ----- tarihinde 1. İlana çıkıldığını, Kanun gereği ----- alacaklılara çağrı yaparak, şirket adresinde tasfiye memuru olarak tayin edilen --- başvurulmasına dair --- tarihinde 2. İlana çıkıldığını, Kanun gereği----- bütün alacaklılara çağrı yaparak, şirket adresinde tasfiye memuru olarak tayin edilen ----- tarihinde 3. İlana çıkıldığını, Kanun gereği alacaklara yapılan çağrılardan sonra-------- tarihinde terkin edilerek tamamen kapatılarak sicilden silindiğini, tarafına tasfiye memuru sıfatıyla açılmış olan dava esasa uygun olmadığını, Benim tasfiye memurluğu görevim ------- tarihinde kesin olarak sona erdiğini, Bu tarihten sonra tasfiye memuru ünvanı ve görevinin olmadığını, Tarafıma verilmek istenecek yeni bir tasfiye memurluğu görevi kabul edilmeyeceğini, Tasfiye süreci kanunlara uygun bir şekilde işletilerek terkin edilen ----------- hiç bir mal varlığı, parası, değerli eşyası veya maddi değeri olabilecek hiçbir şeyi olmadığını, Şirket ihya edilerek, davacı tarafın elde edebileceği bir alacak karşılığının olmadığını, Davacı kurum asıl işveren olduğundan, personelin kıdem tazminatları kendilerine ait olduğunu, Personelin kıdem tazminatlarını rücu ettirmek için ihya edilme talebinde bulunulan ------, kıdem tazminatı kalemi olarak ödeme yaptıklarına dair bir kayıt olmadığını, Kıdem tazminatı talebi, bir zamanaşımı süresine tabii olduğunu, Kıdem tazminatı zamanaşımı süresi iş akdinin feshinden itibaren 5 yıl olduğunu, -----tarihinde sona eren personel sözleşmeleri zaman aşımına uğradığından, rücu hakkı kalmadığını, Kanunlara uygun olarak tasfiye süreci sonunda terkin yapılarak ticari sicilden silinen ve vergi dairesine de bildirimi yapılan şirketin yeniden ihyası esasa uygun olmadığını, Şirketin aleyhine borçlu olduğuna dair bir mahkeme kararı olmadığını, Şirketin borç hiçbir malvarlığı, parası veya bir değeri olmadığını, Tasfiye memurluğu görevinin ---- tarihinde kesin olarak sona erdiğini, Şirketin yeniden ihya davasının reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:Dava 6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında dava dilekçesinde belirtilen dava davasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.----- cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin son tescilini ---- tarihinde yaptırdığı, şirket yetkilisinin ve tasfiye memurunun dahili davalı -------- olduğu, şirketin --- tarihinde sicil kaydının tasfiyenin sona ermesi nedeni ile terkin olduğu bildirmiştir.İhyası istenen şirket aleyhinde davacı yanca---------Sayılı dosyasında rucuan tazminat davası açılmış mahkemece şirketin ihyası davası açılması hususunda davacıya süre vermiş eldeki bu dava bu nedenle açılmıştır. Dava dosyası incelendiğinde ihyası istenen şirket işçisine davacının arabuluculuk görüşmelerinde ödeme yapmak durumunda kaldığı,ihyası istenen şirket işçisi ------ İdare tarafından kadroya alınmadan önce ihyası istenen şirket bünyesinde çalıştığı ---tarihi ile sürekli işçi kadrosuna alındığı --- tarihleri arasındaki döneme ilişkin kıdem tazminatı için davacının ihyasını istediği şirketten rücuan alacak talebi ile dava açtığı görülmüştür. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Şirketin devam eden bir hukuki uyuşmazlığı nedeniyle şirketin ihyasına karar verildiğinde, yapılacak ek tasfiye işlemleri, tasfiye üstlenmiş olduğu görevin devamı niteliğindedir.----------TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir.
TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. -------- maddesi gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu , terkin edilen şirketin davacıya borçlu olup olmadığının bu davanın konusunu teşkil etmediği ,yapılan ilanlara rağmen alacağın bildirilmemesinin ihya isteminin reddine gerekçe olamayacağı, davacının derdest davanın sonlandırılabilmesi için ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği esasen davalı tasfiye memurunun istinaf sebeblerine konu ettiği hususların esas davalarda incelenebilecek nitelikte olduğu gözetilerek, mahkemenin dava dosyası ile sınırlı olarak tüzel kişiliğin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin hükmüne yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." belirtilmiştir.
Yapılan yargılamaya göre, her ne kadar dava konusu şirket kendisi tarafından tasfiye sürecine girip tasfiyeyi sonuçlandırmış ve sicilden terkin edilmiş ise de dava konusu terkin edilen şirket hakkında halen devam eden dava bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, şirket borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, -- terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmü dikkate alındığında davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son yetkilisi ve tasfiye memuru olan davalının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. İhyası istenen şirketin devam eden hukuki anlaşmazlıkları olduğu bilinmesine rağmen sicilden terkin edilmiştir. Tasfiye memuru usulsüz tasfiye nedeni ile davacının yaptığı yargılama giderlerini ve vekalet ücretini ödemekle mesul tutulacaktır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirket hakkında derdest dava olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son yetkilisi ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalının tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı -------yasal hasım olması sebebiyle işbu davalı yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. -------- Sayılı ilamı "....Tasfiye sürecinde tasfiyenin gereği gibi yapılmasından davalı tasfiye memuru sorumlu bulunduğundan davada taraf sıfatı bulunduğu, davalı tasfiye memuru aleyhine davanın kabulü nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi HMK 326/1 gereği olduğu gözetilerek; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün davacı yargı gideri bakımından kaldırılarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan tahsiline karar verilmiştir."------ Sayılı ilamı "... Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir.--------Davacının şirket aleyhine açtığı dava sonuçlanmadığına göre tasfiye eksik yapılmıştır. İlanlara başvurulmamış olması sonucu değiştirmez. İhya davası şirketin aktif hale gelmesi için değil, söz konusu hukuk davasına münhasır olmak üzere davanın sonuçlandırılması ve sonrasında tasfiyenin tamamlanmasını temin için açılmıştır. Tasfiye işlemi eksik yapıldığı ve davacının dava açmasına sebebiyet verildiği için yargılama giderlerinin tasfiye memuru üzerinde bırakılmasında ve vekalet ücreti takdirinde bir usulsüzlük yoktur." gerekçeleri ile tasfiye memurunun vekalet ücretinden ve yargılama giderinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.------- Sayılı ilamında "... Somut olayda ; terkin olunan şirketin eski çalışanı olan davacının eksik gösterilen sigortalı hizmet tesbiti davası açıldığı ,davanın sürdürülebilmesi için davacı vekiline davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihya davası açmak üzere süre verildiği, açılan bu davanın görülebilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verildiği , tasfiyeden sonra dava açılmış olsa da davacı bakımından tasfiyenin usulune uygun sonlandığının kabul edilemeyeceği , şirketin alacağı ve borcu bulunmadığı bu sebeble ihyasında hukuki yarar bulunmadığı savunmasının dinlenebilir olmadığı , ,toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddede ki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği kanaatına varan mahkemenin takkdirinde isabetsizlik olmadığı,ihya ve yeniden tasfiye memuru atanmasına ve tasfiye usulune uygun sonlandırılmadığından davalı tasfiye memurunun HMK 326/1 gereği yargı gideri aleyhine hüküm verilen davalıdan alınacağından istinaf sebebleri yerinde bulunmamakla davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." belirtmiştir.---------Sayılı ilamında "...Tasfiye yapıldığı tarih itibariyle usulüne uygun yapılmış olsa bile tasfiye sonrası açılan davanın yürütülmesi amacıyla şirketin ihyası yasal zorunluluktur. Tasfiyede ilanların yapılmış olması, davacının tasfiye memuruna başvurmaması sonucu değiştirmez. Davacının şirketten alacaklı olup olmadığı, İş Mahkemesindeki yargılama sonucu belirlenebilecek bir husustur.
Sonuç olarak;
TTK 547. maddedeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla.." şeklindeki kararında tasfiyenin yapıldığı tarih itibarı ile usule uygun yapılsa dahi tasfiye sonrası açılan davanın yürütülmesi için şirketin ihyasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tasfiye memurundan tahsil edilerek davacısına ödenmesine dair mahkeme kararını onamıştır.Her ne kadar tasfiye memurunca cevap dilekçesinde gerekli ilanların yapıldığı, ihyası istenen şirketin hiçbir malı olmadığı bu nedenlerle davanın reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de gazete ilanlarının yapılması bu davanın reddini sağlamaya yetmemekte olup ihyası istenen şirketin bir mal varlığı kalıp kalmadığı, davacının alacağını tahsil edebileceği bir mal varlığı kalıp kalmadığı da bu davanın konusunu teşkil etmemektedir.
HMK'nın 326. maddesi uyarınca, aksine düzenleme bulunmadıkça yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş, davalı İstanbul ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olması nedeni ile yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamış, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü tasfiye memuru yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutularak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜNE; ----sicil nosuna kayıtlı bulunup ---- tarihinde sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE ----hakkında derdest olan ---------- sayılı dava dosyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA,------- yeniden TESCİLİNE,
2.Tasfiye Memuru olarak şirket son yetkilisi ve tasfiye memuru olan ------- atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine,
3.Kararın ------ ilan edilmesine,
5.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maktu harç peşin alınmadığından 732,0TL başvuru harcı, 732,0 TL peşin harç olmak üzere toplam 1462,00 TL harcın davalı tasfiye memurununda alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
6.Davacı tarafından yapılan 552,50 TL tebligat ve müzekkere masraf ve yargılama giderinin davalı tasfiye memurundan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Davacı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan tahsiliyle davacıya verilmesine,diğer davalı yasal hasım olduğundan onun aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına
9.6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere,davacı vekili ile davalı şirket temsil kayyımının yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2026