Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

"TÜRK MİLLETİ ADINA"

T.C. GEREKÇELİ KARAR

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVALI: 1-
DAVALI: 2-
DAVALI: 3-
DAVA: TAZMİNAT
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 10/05/2021 tarihinde ... adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, kırmızı ışık ihlali yaparak ... yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu ağır yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müteveffanın birçok tıbbi müdahale sonrası bitkisel hayata girdiğini ve tamamen makineye bağlı yaşamını sürdürdüğünü, yiyecek–içecek dahil tüm temel ihtiyaçlarını başkasının desteğiyle karşılamak zorunda kaldığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda ve savcılık mütalaasında davalı sürücünün kırmızı ışık ihlali yaparak kazaya sebebiyet verdiğini, asli ve ağır kusurlu olduğunu, eylemin bilinçli taksir kapsamında değerlendirildiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin kaza sonrası ekonomik olarak tamamen güçsüz duruma düştüklerini, ...’ın berberlik gelirinin ortadan kalktığını, çocukların küçük yaşta olmaları sebebiyle tüm ihtiyaçların davacı eş tarafından tek başına karşılanamadığını, aile bireylerinin yardım kuruluşlarından ve hayırseverlerden sağlanan desteklerle yaşamlarını idame ettirmeye çalıştığını, Davacıların, TBK m.49, KTK m.85/1 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun E:... , K:... sayılı kararı gereğince zararın tazmini yükümlülüğünün davalılarda olduğunu, destekten yoksun kalma ilişkisinin mevcut olduğunu, HMK m.107 uyarınca belirlenemeyen maddi zarar kalemlerinin toplanacak deliller, kusur raporu ve hesap bilirkişisi incelemesiyle belirleneceğini, maddi kayıpların tamamından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ...’ın kalıcı sakatlığının, yaşam kalitesindeki dramatik düşüşün, aile fertlerinin yaşadığı ağır psikolojik yıkımın ve davalının %100 kusurlu davranışının dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, KTK uyarınca sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin “anlaşamama” ile sonuçlandığından bahisle şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL faturalandırılabilen ve faturalandırılamayan tedavi gideri, 10,00 TL bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 40,00 TL MADDİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi konumunda olan davalılar yönünden poliçede belirtilen limitler dâhilinde başvuru tarihinden itibaren) müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 2.000.000,00 TL manevi tazminat, ... için 1.000.000,00TL, küçük çocuk ... için 1.000.000,00TL, küçük çocuk ... için 1.000,000,00TL ve küçük çocuk ... için ise 1.000.000,00TL olmak üzere TOPLAM 6.000.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı sigorta şirketi haricindeki davalı ... ile ...` ten müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, alacağın tahsil edilememe riskine karşı davalı sürücü ve işletenin taşınır–taşınmaz malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını, bu talep reddedilirse taşınmaz ve araç kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi verilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin ağır ekonomik koşulları sebebiyle tüm yargılama giderleri bakımından HMK m.334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, ayrıca ceza dosyası mündericatı, kaza görüntüleri, hastane kayıtları, sigorta poliçeleri, bilirkişi incelemesi, keşif ve tanık beyanları dahil tüm delillere dayanıldığını, netice itibariyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, sigorta davalarında yetkili mahkemenin sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olması nedeniyle davanın Beykoz Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken yetkisiz mahkemede açıldığını, bu sebeple davanın usulden reddinin talep ettiklerini, davacıların taleplerini belirsiz alacak davası olarak açmalarında hukuki yarar bulunmadığını, zarar kalemlerinin basit hesaplarla belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, vesayet altında bulunan davacı ... yönünden vesayet makamından dava açma izni alınıp alınmadığının dosyada bulunmadığını, TMK 462/8 gereğince vesayet makamı izni zorunlu olduğu hâlde buna ilişkin belge sunulmadığını, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, aksi hâlde davanın reddedilmesi gerektiğini, sigortaya başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, sigorta şirketinin zararı tespit edebilmesi için gerekli evrakların eksiksiz sunulmadığını, bu nedenle KTK m.97 gereğince dava şartı olan ön başvurunun gerçekleşmediğini, başvurunun salt bildirimle tamamlanmış sayılamayacağını, eksik evrakla yapılan başvurunun tahkime ve dava açmaya elverişli olmadığını, HMK m.121 gereğince davacının tüm delillerinin kendilerine tebliğini talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe limiti ile sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesinin gerektiğini, ceza davasındaki kusur tespitinin hukuk hâkimini bağlamadığını, kusur incelemesinin uzman bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, maluliyet raporlarının kaza tarihine göre ilgili yönetmeliklere uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini, Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarının da bu yönde olduğunu, sürekli bakıcı ihtiyacı bulunduğunun ancak Adli Tıp tarafından tespit edilebileceğini, sürekli bakıcı giderinin genel şartlara göre “sakatlanma teminatı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, poliçe limitinin tek teminat üzerinden işletileceğini, bakıcı gideri hesaplamasında net asgari ücretin esas alınması ve genel şartlarda belirtilen oranların uygulanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin KTK m.90’a ilişkin iptal kararlarının somut olay bakımından uygulanamayacağını, genel şartların yürürlükte olduğunu ve tazminat hesabında esas alınması gerektiğini, trafik sigortasında gerçek zarar hesabının aktüeryal kurallara göre TRH-2010 yaşam tablosu ve teknik faiz (%1,8 / %1,65) dikkate alınarak yapılmasının zorunlu olduğunu, bu doğrultuda hesaplamanın genel şartlara uygun şekilde aktüer tarafından yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinin, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin KTK m.98 gereğince SGK sorumluluğunda olduğunu, 6111 sayılı Kanun sonrası sigorta şirketinin tedavi teminatı kapsamındaki giderler yönünden sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle bu taleplerin reddi gerektiğini, ayrıca davacının kaza nedeniyle başka yerlerden (SGK, 2330 sayılı Kanun kapsamında kuruluşlar vb.) ödeme alıp almadığının araştırılması ve mahsup edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik ödemelerinin tazminat hesabından düşülmesinin zorunlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere faiz talebinin sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, ıslah edilen kısımlar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini, temerrüdün dava tarihinden önce oluşmadığını, davacının müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, kask veya koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının, kusurun zarara etkisinin belirlenmesinin zorunlu olduğunu, bu durumda TBK m.52 uyarınca tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, aleyhlerine hüküm kurulacaksa teminat limitinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacılar tarafından ileri sürülen tüm iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu, öncelikle tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, kazanın 10/05/2021 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle iki yıllık sürede dava açılmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkili hakkında Konya . Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, ceza davasının sonucunun eldeki davayı etkileyeceğini, bu sebeple ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili aleyhine kesinleşmiş bir kusur bulunmadığını, meydana gelen kazanın davacının kırmızı ışık ihlali yapması sonucu gerçekleştiğini, müvekkilinin yeşil ışıkta kavşaktan geçişini tamamladığını ve olayın görgü tanıkları ile müvekkilinin aynı doğrultuda beyanda bulunduğunu, tanık ifadeleri ile davacının aşırı hızla ve kırmızı ışıkta kavşağa girdiğinin ve müvekkilinin ise yeşil ışıkta geçmekte olduğunun sabit olduğunu, ayrıca davacının kaza sırasında koruyucu kask ve ekipman kullanmadığından yaralanmanın ağırlığının arttığını, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dosyadaki bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mahallinde keşif yapılmasını ve dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, yaralanma ile kaza arasındaki illiyet bağının netleştirilmesi amacıyla davacının kaza öncesi tüm hastane kayıtlarının celbini istediklerini, davacının mesleğinin dava dilekçesinde berberlik olarak gösterildiğini, ancak kolluk araştırmasında temizlik görevlisi olduğunun tespit edildiğini, davacının gelir durumu ve kazanç kaybına ilişkin somut bir belge sunulmadığını, HMK m.194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmediğini, maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, SGK’nın yaptığı ödemelerin tazminattan mahsubunun zorunlu olduğunu, aksi hâlde müvekkilin mükerrer ödeme tehlikesi altında kalacağını, maddi tazminat taleplerinin ZMMS genel şartları gereğince sigorta şirketinin teminatı kapsamında bulunduğunu, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin öncelikle sigortadan karşılanması gerektiğini, maluliyet oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na gönderilmesini talep ettiğini; manevi tazminat taleplerinin ise fahiş, hakkaniyete aykırı ve müvekkilinin ödeme gücünü aşar nitelikte olduğunu, müvekkilinin asgari ücretle çalışan bir işçi olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı hâline getirilemeyeceğini, manevi tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, faiz başlangıcının kaza tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davasında faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, avans faiz talep edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız davanın tamamen reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.

Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.

Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.

Somut olayda davacı ..., davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Davacı ...'ın eşi davacı ... ile çoçukları davacı ..., davacı ... ve davacı ... da, davacı ...'ın yaralanmasına dayalı olarak manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davaya konu 10/05/2021 tarihli trafik kazasının davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... istikametinden ... caddesini takiben ... cadde istikametine seyredip ... caddesi kavşağında yolun devamına kendisine yanan kırmızı ışığa rağmen seyir hızı ile geçiş yaptığı esnada aracının sol yan kısmıyla, gidiş yönüne göre solundan Mengene caddesini takiben gelen kamera görüntülerine göre ... caddesi ışıklarda kırmızı ışıkta durup yeşil ışık yandıktan sonra hareket ederek karşıya ... caddesi istikametine geçiş yapan sürücü davacı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın ön kısmıyla çarpışması sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.

Soruşturma dosyasında tanzim edilen 23/05/2021tarihli bilirkişi raporu ile, kazanın oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiş, 08/07/2021 tarihli ATK raporu ile ise kazanın oluşmasında davalı ...'in asli, davacı ...'ın ise tali kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Her iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla alınan 17/04/2025 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporu ile kazanın oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Ceza dosyasında tarih olarak daha sonra tanzim edilen 02/07/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacının tali kusurlu olduğu mütalaa edildiğinden 17/04/2025 tarihli raporu düzenleyen heyetten ek rapor aldırılmasına karar verilmiş ve 09/10/2025 tarihli ek rapor ile de kazanın oluşmasında ...'in tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir.

Mahkememizce, 09/10/2025 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir.

Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı)

AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.

Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR.

Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur.

Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 10/05/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı ...'ın kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.

Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 28/02/2025 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 99 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının ömür boyu başkasının yardımına muhtaç olduğu ve tedavi gideri zararının 50.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.

Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.

Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)

TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.

Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.

Dosya kapsamına uygun olduğundan TRH 2010 yaşam tablosuna göre tanzim edilen kısmı hükme esas alınan 04/08/2025 tarihli hesap raporu ile davacının sürekli iş göremezlik zararının 9.125.239,85 TL, geçici iş göremezlik zararının 18.307,23 TL, bakıcı gideri zararının 10.828.968,14 TL ve tedavi gideri zararının 50.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.

Somut olayda, davacının kaza esnasında kaskının takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Her ne kadar ceza dosyasında davalı ...'in eşi tarafından davacı ...'ın kaza esnasında kaskının takılı olmadığı ifade edilmiş ise de, kazadan hemen sonra ya da soruşturma aşmasında bu yönde bir beyanın bulunmaması ve bu beyanın başkaca tanık beyanlarıyla desteklenmemesi nedeniyle bu beyana değer verilmemiştir. Bu nedenle de, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.

Bu kapsamda davacı ...'ın talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının (davalı ...

Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu sakatlanma klozu teminat limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 9.125.239,85 TL olduğu, yine (davalı ...

Sigorta A.Ş.'nin geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri tazminatı toplamından sorumluluğu sağlık gideri klozu teminat limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 18.307,23 TL, bakıcı gideri tazminatı tutarının 10.828.968,14 TL, tedavi gideri tazminatı tutarının ise 50.000,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, davacı ...'ın eldeki davadaki talebinin her bir zarar kalemi yönünden 10,00'ar TL olması nedeniyle taleple bağlılık ilkesi gözetilerek maddi tazminat davasının 40,00 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.

TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... )

Somut olayda, kazanın oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olması, davacı ...'ın yaralanmasının % 99 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olması, yine ömür boyu başkasının yardımına muhtaç olması, diğer davacıların ... ile olan bağları, yaşları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1.DAVACI ...'IN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 10,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 40,00 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 13/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... yönünden ise 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

2.DAVACI ...'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

3.DAVACI ...'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

4.DAVACI ...'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

5.DAVACI ...'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

6.DAVACI ...'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 10/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

7.Alınması gereken 409.862,73 TL harçtan, peşin alınan 20.629,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 389.233,11 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 2,59 TL ile sınırlı olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

8.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.640,00 TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

9.Davacı tarafından yapılan 20.629,62 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 0,13 TL ile sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

10.Davacı tarafından yapılan 2.842,50 TL harç gideri ve 36.527,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 39.370,00 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 0,26 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

11.Maddi tazminat davası yönünden; davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 40,00 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

12.Manevi tazminat davası yönünden, a-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 298.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, b-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 156.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, c-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 156.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, d-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 156.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, e-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 156.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

13.Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 255,00 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 0,01 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

14.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair ; davacılar vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/12/2025

Başkan Üye Üye Katip

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog