11. Hukuk Dairesi 2025/3695 E. , 2026/419 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ..
. Et ve Gıda Ürt. Tic. Paz. Ltd. Şti.'nin ortak ve yetkilisi olduğunu, davalı şirketin 2019/58433 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, anılan markaya karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkilinin 84/080136, 2011/29389, 2010/44119, 2010/41718, 2010/33738, 2007/66882, 2007/34060 sayılı markaların sahibi olduğunu, davaya konu marka başvurusuna karşı dava dışı üçüncü kişiler tarafından “...” ibareli markalara dayanılarak yapılan itiraz kabul edilirken müvekkilinin “...” ibareli marka başvurularına dayanarak yaptığı itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) reddedildiğini, davaya konu markaların benzer olduğunun Kurum tarafından tespit edildiğini, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkiline ait markaların esaslı unsurunun “...” olduğunu, markaların aynı sınıfları içerdiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunda kötüniyetli hareket ettiğini ileri sürerek YİDK'in 2020-M-7758 sayılı kararının iptaline, 2019/58433 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; markaların tertip tarzlarının farklı olduğunu, aralarında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarının “...” ibaresinin yanında şekil ve renk unsurları da içerdiğini, “...” ibaresinin davacı tarafından yaratılan fantezi bir ibare olmadığını, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, markalar arasındaki benzerliğin ayırt ediciliği olmayan bileşenler üzerinde gerçekleştiğini, “...” ibaresinin karıştırılmaya sebebiyet vermeyeceğini, tanınmışlığa dayalı tescil engeli şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruya konu 2019/58433 sayılı marka kapsamında bulunan bir kısım mal ve hizmetler ile davacı markalarının kapsamındaki bir kısım mallar arasında benzerlik bulunduğu, zira bu emtianın benzer/aynı tür alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin aynı olduğu, dava konusu 2019/58433 sayılı markanın “... ...” kelime unsurundan oluştuğu, davacıya ait itiraza mesnet markaların bir kısmı, herhangi bir renk yahut şekil unsuru içermeyen “...”, “... ”, “... ” ve “... ” unsurlarından oluşan kelime markaları iken bir kısmının, renk ve şekil unsurları da içeren kompozisyon markalar olduğu, "..." ibaresinin "Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı." olarak ülkemizde oldukça iyi bilinen coğrafi bir alana işaret ettiği, coğrafi alan adları tek başına bir kimse tekeline bırakılamamakla birlikte yanına eklenecek eklerle tescile engel bulunmadığı, taraf markalarının da bu şekilde oluşturulduğu, şu halde sadece “...” ibaresi değil markaya eklenen sair eklerin de göz önüne alınarak inceleme yapılması gerektiği, davalı şirketin tescil başvurusunun “...” ekini de içerdiği, “...” ibaresinin ülkemizde yaygın olarak kullanılan ve tüketicide doğrudan coğrafi bölge olarak algılanacak bir ibare olduğu, tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin bildiği coğrafi yer isimleri kullanılarak oluşturulan markaların baştan itibaren zayıf marka niteliği taşıdığı, iltibas tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı coğrafi mahal bildirici sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalktığı, açıklanan sebeplerle taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin doğmadığı, “...” ibaresinin çekişme konusu mal ve hizmetler için yüksek ayırt edici olmadığı, dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde işaret benzerliği de bulunmadığı, davalı ... başvurusunun, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız faydalanma, onun itibarını lekeleme ya da ayırt ediciliği zedeleme ihtimallerinden birinin gerçekleşmediği, kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, iltibas koşullarının oluşmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin bir coğrafi yer adı olduğu, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olsa da anılan ibarenin coğrafi yer adı olması nedeniyle taraf markalarında bu ibarenin ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, davalı ... başvurusunun, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız faydalanma, onun itibarını lekeleme ya da ayırt ediciliği zedeleme ihtimallerinden birinin somut olayda bulunmadığı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.