Esas No
E. 2024/170
Karar No
K. 2026/44
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/170
KARAR NO: 2026/44
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/07/2024
KARAR TARİHİ: 19/02/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket uzun yıllardır gıda alanında bilhassa unlu mamuller, şerbetli tatlılar, baklavalar, burmalar ve sair ürünler alanında faaliyet göstermekte olup ------ şubeler zinciri oluşturduğunu, Esasen kökeni 1905 yılına kadar eskiye dayanan müvekkil şirket 1985 yılında ------ kurulmuş olup 38 senedir ------ farklı ilçelerinde şubeler açarak markalaşmıştır. Müvekkil şirket, nam saldığı isim ile birlikte müşterilerine yaygın şube servis hizmeti ile dünya standartlarında sürdürülebilir karlılık ve verimlilikle üretim yapan ana fabrikası ---- bulunan ve halen ------ ilinde ana fabrika satış mağazası ile birlikte ------- şubeleri olmak üzere toplam 9 şubesi bulunan bir şirket olduğunu, 1995 yılında ----- Tescil No ile "-----", 2002 yılında-----Tescil No ile "---- 2008 yılında ------ Tescil No ile "---------markalarını alarak 30. ve 35. Sınıflarda faaliyette bulunduğunu,

Davalı taraf------- ismi altında 30. sınıfa giren ürünler kapsamında hizmet vererek ürünlerini ---- uygulaması ile satışa sunduğunu, davalı taraf --- uygulaması üzerinde "------ adıyla ürün sattığını,

Davalı tarafın markası ile müvekkiline ait markaların ürettiği mallar ve sunduğu hizmetler aynı gruba (30. sınıfta yer alan “pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar...,şekerlemeler, çikolatalar”) girdiğini belirterek; davalarının kabulüne, müvekkil şirkete ait marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesine, bu tecavüz nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu zarar için fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız ve alacak belirlenebilir hale geldikten sonra harcı ikmal etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2/c maddesine göre müvekkilin yoksun kaldığı kazanç için şimdilik 100-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, “Müvekkili şirket, ----- uygulaması üzerinden satışı yapılan ---- isimli ürünün adını " -------)" olarak değiştirilmiş, ancak, aynı ürünün kilogram ile satışı yapılan "------" isimli ürünün adı, sehven değiştirilmemiş, her şeyden öte, ------ 30.10.2017 tarihinde ------- Odası tarafından mahreç işareti ile tescil edilen, tanım ve üretim metoduna uygun olarak her yerde ve herkes tarafından üretilebilen bir tatlı olduğunu, "----" kelimesi ise, ----- yöresine ait yiyecek, kıyafet, eşya veya başka ürünler satan tüm firmalar tarafından, ürünün ---- yöresine ait olduğunu belirtmek amacıyla kısaltma olarak kullanıldığını, bu kelime, markalar arasında karışıklığa yol açabilecek nitelikte olmadığını, örneğin, sıradan bir tüketici "--- " isimli bir ürünü satın alırken, "------" markası ile bir bağlantı kurmayacak; ürünü "------" olarak algılayıp bu düşünceyle satın alacağını, aynı şekilde, ------ ismiyle bir ürünü satın alan tüketici, ürünü --- markasına ait olduğunu düşünmeyecek; ------ özgü bir hasır bileziği satın aldığı bilinciyle hareket edeceğini, kaldı ki, 6796 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/5'e göre, bir coğrafi yer adı, marka sahibi tarafından tescil edilse bile, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticarî hayatın olağan akışı içinde kullanılabileceğini, böyle durumlarda başkası adına tescilli bir markada yer alan kelimelerin, malların veya hizmetlerin coğrafî kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunacak şekilde kullanılması tecavüz olarak nitelendirilemez ve marka sahibi tarafından engellenemeyeceğini, ------" ibaresi uyuşmazlık konusu ürün ve hizmetler için güçlü ayırt edicilik düzeyine sahip olmayıp davacı "-------" ibaresinin başkaları tarafından kullanılmasına katlanmakla yükümlü olduğunu, "---- yeni bir anlam yüklendiğini, tüm çıtırlığı ile ağızda dağılan eşsiz lezzeti ile - ---- sizlerle." Bu durum, "------" ifadesinin yaygın olarak kullanıldığını ve sadece müvekkili şirket tarafından kullanılmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ----- sonuç olarak, ----- ve ülke genelinde, davaya konu tatlının birçok tatlıcı tarafından " -----" ismi ile satıldığı açıkça görüldüğünü, "----" ifadesi, ------- bir kısaltması olarak kullanılmakta olup, bu kelimeyi içeren ürün isimleri davacı şirketle karışıklığa sebep olmadığını, Zira, bu ürünü satın alan tüketiciler, davacı şirketin markasını değil, coğrafi bir işaret olarak ---- ait olduğunu düşündükleri ürünü tercih etmekte olduğunu, hiçbir şekilde marka hakkına tecavüzü kabul anlamına gelmemekle, mahkemenizce tazminata hükmedilmesi halinde, belirlenecek lisans bedeli hakkaniyete uygun olmadığını, davacının manevi tazminat talebi tamamen haksız olduğunu, davaya konu ürünün satışının yapıldığı --- - uygulamasında, müvekkili şirket - puan ile yüksek bir hizmet kalitesine sahip olduğunu, bu da, müvekkili şirketin sattığı ürünlerin, davacı şirketin imajını, kalitesini veya kendisine duyulan güveni sarsmadığını ve davacı şirketin herhangi bir manevi olumsuzluk yaşamadığını beyan ederek davanın reddi talep edilmektedir. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın -----şeklindeki kullanımları dolayısı ile davacının ----- ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturup oluturmadığı, tecavüzün varlığı halinde maddi manevi tazminatın gerekip gerekmeyeceği, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı ile davacının 11/12/1997 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.

Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----- tescil numaralı ---- markasının 30.sınıfta 28/03/1995 tarihinde, ----- tescil numaralı şekil markasının 30.sınıfta 21/07/2004 tarihinde, --- tescil numaralı ------ markasının 43.sınıfta 09/04/2009 tarihinde, ------ tescil numaralı şekil markasının 35. Ve 43.sınıfta 11/06/2020 tarihinde, --- tescil numaralı ------ markasının 30, 35 ve 43.sınıfta 06/09/2019 tarihinde, ---- tescil numaralı ----- markasının 35.sınıfta 12/08/2020 tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; "----- uygulamasında yapılan incelemede; Uygulamada “----” ibaresinin aratılmasıyla elde edilen sonuçlarda (-----) isimli restoranın yer aldığı, Restoran bilgisinde; Restoran adının --) olduğu, Satıcının -/--- olduğu, Satıcı unvanının ... olduğu, Mersis numarasının ... olduğu, Kep adresinin ---- olduğu, Adresinin ----- olduğu, Restoran puanının ----- olduğu, Restoranda yer alan menüde halihazırda “----” adlı tatlının yer aldığı tespit edilmiştir.

Tarafların markasal kullanımları incelendiğinde, her iki tarafın da markaklarının/kullanımların ortak unsurunun ve Davacı markalarının esas unsurunun “-------” ibaresi olduğunu, kullanımlar arasında İşitsel ve kavramsal ayniyet/benzerlik olduğu, Davacı markalarında şekil unsuru bulunsa da “------” ibaresinin hem Davacı markalarında hem Davalı kullanımında aynı mal ve hizmetler için kullanıldığı, bu sebeple bütünsel intiba bakımından benzerlik bulunduğu ve kullanımlar arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, Davacının ---- ve ----- ibareli markalarının tescili ile seri marka yaratma çabası içerisinde olduğunun anlaşıldığından, Davalının kullanımlarının halk nezdinde Davacının seri markalarından biri olduğu izlenimini uyandırdığı, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi bu işletmeler arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğu, dolayısıyla halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunması sebebi ile Davalı eylemlerinin SMK’nın 29. ve 7. Maddeleri kapsamında davacının marka haklarına tecavüzü oluşturduğu," yönünde görüş bildirilmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.

Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Davalı kullanımlarının davacının Türk Patent nezdinde tescilli ------- markalarından doğan haklara tecavüz eder mahiyette olduğu, Davalı eylemlerinin SMK’nın 29. ve 7. Maddeleri kapsamında davacının marka haklarına tecavüzü oluşturduğu, Davacının marka haklarına tecavüzün vukuu bulması sebebi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği,

Davacı tarafın tazminat talebinin ‘’Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuk uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli’’ olduğu ancak dosya kapsamında bu tutarın hesaplanması için bir görüş bulunmadığı, davalı tarafın sayın mahkemenize sunduğu ticari defterlerinde ile ilgili yapılan incelemede dava konusu ürünün ne kadar satıldığının tespiti mümkün olmamakla birlikte davalı şirketin dava konusu ürünü sattığını beyan ettiği ve Kasım 2020 yılında açılan şubesinin Kasım 2020 ile dava tarihi olan 29.07.2024 yılları arası net satışlarının ------. 2020 - 2024 NET SATIŞLARI TABLOSU Grup-Hesap Adı 31.12.2020 31.12.2021 31.12.2022 31.12.2023 31.07.2024 BRÜT SATIŞLAR 710.413,60 2.159.085,74 4.807.132,21 8.577.960,40 5.159.041,84 SATIŞ İNDİRİMLERİ 6.574,29 5.119,88 3.039,75 1.417,72 NET SATIŞLAR 703.839,31 2.153.965,86 4.804.092,46 8.577.960,40 5.157.624,12 2020 yılı 703.839,31 TL, 2021 yılı 2.153.965,86 TL, 2022 yılı 4.804.092,46 TL, 2023 yılı 8.577.960,40 TL, kıst dönem 31.07.2024 de 5.157.624,12 TL olduğu ve toplamda 21.397.482,15 TL olduğu görülmüştür.----- Ticaret Odasından gelen cevap yazısında lisans bedeli olarak toplam cirosunun %10 olduğu bildirilmiştir.Mali talep yönünden gelen yazı ve kayıtlar doğrultusunda ek rapor düzenlenmiş olup alınan ek raporda özetle; davacı Vekili, dava dilekçesinde; Davalı şirketin yıllar itibariyle net satışları ve --- gelen lisans oran ile tazminat tutarları 2020 yılı net satışlarının 703.839,31 TL olduğu, bunun %10 nun 70.383,93 TL 2021 yılı net satışlarının 2.153.965,86 TL olduğu, bunun %10 nun 215.396,59 TL 2022 yılı net satışlarının 4.804.092,46 TL olduğu, bunun %10 nun 480.409,25 TL 2023 yılı net satışlarının 8.577.960,40 TL olduğu, bunun %10 nun 857.796,04 TL 2024 yılı Kıst Dönem ( 31.07.2024 ) net satışlarının 5.157.624,12 TL olduğu, bunun %10 nun 515.762,41 TL, Toplam net satışların 2020-2024 ( 31.07.2024) arası 21.397.482,15 TL olduğu, bunun % 10 nun 2.139.748,22 TL olduğu hesaplanmıştır.

Davacı vekilinin talep dilekçesinde özetle; 100-TL maddi tazminat talebimizi rapor doğrultusunda 2.139.648,22 -TL artırıyoruz ve toplamda 2.139.748,22-TL maddi tazminatın ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı yana yüklenmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29, 149, 150 ve 151. maddeleri,

GEREKÇE

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.

Davacı taraf davalı tarafın menülerinde ve sanal pazar satış yerlerinde ve satışa sunduğu ürünler üzerinde " -------" ibaresini markasal olarak kullandığını ve bu kullanımların davacı adına tescilli, ------ Tescil ---- ile "-----", 2002 yılında-----markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulması, kaldırılmasını, marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 29. Maddesinde "a-Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.

Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.

Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.

Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda -----009 tescil numaralı ----- markasının 30.sınıfta 28/03/1995 tarihinde, ----- tescil numaralı şekil markasının 30.sınıfta 21/07/2004 tarihinde, ---- tescil numaralı ------ markasının 43.sınıfta 09/04/2009 tarihinde,----- tescil numaralı şekil markasının 35. Ve 43.sınıfta 11/06/2020 tarihinde, -----markasının 30, 35 ve 43.sınıfta 06/09/2019 tarihinde, ----- tescil numaralı------ markasının 35.sınıfta 12/08/2020 tarihinde davacı adına tescil edildiği, tespit aşamasında alınan 04.09.2024 tarihli raporda ve tahkikat aşamasında alınan 21.04.2025 tarihli raporda tespit edildiği üzere davalı tarafın --- şeklinde , ------ pazarlarında tatlı ürününde markasal olarak olarak kullanıldığı, bu haliyle davacının markasının tescil edildiği sınıf olan 30. Sınıftaki tatlılar ve şekerlemeler emtiasında olduğu dikkate alındığında ve yine tarafların aynı tüketici kitlesi olan nihai genel halk kitlerine hitap ettikleri dikkate alındığında tüketicilerin markalar arasında bağlantı kurması dahil karıştırma ihtimallerinin doğacağı açık olduğundan davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olacağı kabul edilmiştir.

Her ne kadar davalı tarafça ----şeklindeki kullanımın ----- ilinin ----- tatlısını ifade eden kullanım olduğu iddia edilmiş ise de davalı kullanımında ---- ifadesinin kullanılmadığı ve ----- olarak davacının markası ile iltibas oluşturur kullanımları sebebiyle bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Yine ------ ifadesinin ayırt edici bir kelime olmadığı, aynı zamanda yer ismi olduğu ve bu haliyle tescil engeli bulunduğu iddia edilmiş ise de davacının markalarının ana unsurlarının -------” şeklindek olduğu dikkate alındığında markaların doğrudan bir yer ismine yönelik olmaması ve/veya coğrafi işret içermemesi nedeni ile, 6769 Sayılı SMK’ nın 5 b,c,d, bendi uyarınca mutlak tescil engeli teşkil etmediği, böyle bir engelin varlığı kabul edilse bile alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere dosya kapsamına sunulan gazete içerikleri, internet sitesi kayıtları ve ----- dikkate alındığında davacının anılan markalarına 5/2 maddesi uyarınca kullanım yolu ile kendi lehine ayırt edicilik kazandırdığı dikkate alındığında davalının bu yöndeki savunmalarına da itibar edilmemiştir. Bu kabul karşısında davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri değerlendirilmiş, SMK'nun 149 ve devamı maddeleri gereği davacı tarafın marka hakkına tecavüzün varlığı halinde maddi tazminat talep hakkının bulunacağı kabul edilmiş, davacı tarafın 151/2-c Maddesi gereği lisans bedeli yönünden talepte bulunduğu dikkate alınarak davalı kayıtları üzerinde yapılan incelemede ihlalin gerçekleştiği dönemde davalı tarafın cirosu üzerinden ve ----- tarafından bildirilen cironun %10 oranında lisans bedeli belirlenmesinin sektörel olarak uygun olacağı yönündeki cevabi yazı dikkate alınarak ve başkaca da bir emsal sunulmadığı gözetilerek alınan raporda lisans bedelinin 2.139.748,22 TL olacağı, ancak davalı tarafın iş yerinin tatlı ve pastacılık ürünleri ile yemek satışına ilişkin olduğu ve birden çok ürünü birden çok ad ve marka altında satışa sunduğu, ihlalin sadece tek bir kalem üründe olduğu dikkate alındığında tüm ciro üzerinden belirlenen bedelin davacının talep edebileceği lisans bedeli olamayacağı kanaati ile TBK'nın 50 ve 51. Maddesi kapsamında ürünün bilinirliği, satış kanalları ve tüm diğer hususlar dikkate alınarak 250.000,00-TL lisans bedelinin davacının zararını karşılar mahiyette olacağı kabul edilerek bu bedel yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, her ne kadar davacı tarafça bedel artırım dilekçesi ile rapor ile tespit edilen bedelin tamamı talep edilmiş ve kabul edilen kısım dışındaki kısım yönünden red karararı verilmiş ise de zararın takdiren indirim yapılmak suretiyle belirlendiği dikkate alınarak davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir.

Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalının davacı tarafa adına tescilli markayı marka hakkına tecavüz eder şekilde kullandığının sabit olduğu, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davalının markaya konu kullanımlar, ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 20.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,

1.Davalı tarafın "------şeklindeki markasal kullanımı dolayısyla davacı tarafın tescilli markası olan "----- markaları yönünden davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, TECAVÜZÜN ÖNLENMESİNE, DURURULMASINA,

2.Takdiren 250.000,00-TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

3.20.000,00-TL Manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,

4.Alınması gereken 18.443,70 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 36.540,00 TL harçtan mahsubu ile 18.096,30 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

5.Davacı tarafça yatırılan 36.967,60 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 427,60 TL ilk dava masrafı, 30.412,50 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 30.840,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre tecavüzün tespiti davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre manevi tazminat davası yönünden 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığın,

11.Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog