T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/10/2022
NUMARASI: 2014/840 Esas 2022/862 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin 2006 yılı temmuz ayında tatil için Bodruma geldiğini, Bodrum Torba’da bulunan otelin bünyesinde hizmet vermekte olan ... ve ... adlı işletmeye gittiğini, işletmenin sauna kısmına girmek üzere iken sauna girişinde bulunan cam kapıyı açmak isterken cam kapının aniden büyük bir gürültüyle parçalanarak kırıldığını ve etrafa yayılan cam parçalarının büyük kısmının müvekkilinin vücuduna saplanarak feci şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olaydan sonra hastaneye kaldırılan müvekkilinin sağ elindeki cam kesikleri nedeniyle ciddi hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini ve ameliyata alındığını, bir süre hastanede tedavisi devam edildikten sonra tatilini yarıda keserek ülkesi Hollanda’ya geri döndüğünü ve orada da ameliyat olmak zorunda kaldığını, bu olay nedeniyle 8 ay boyunca çalışamadığını, olaydan önce aylık gelirinin 6.500 Euro olduğunu, bu süreç boyunca çalışamayan müvekkilinin 40.800,00 Euro tutarındaki gelirden mahrum kaldığını, müvekkilinin sağlığı ve vücut bütünlüğünde ömür boyu sürecek kalıcı hasan ve kayıplar meydana geldiğini, maddi hasarın yanı sıra tarif edilemez boyutta manevi acı da yaşadığını, dava konusu olayın meydana geldiği işletme davalı ... tarafından 01.05.2006 ve ... nolu üçüncü şahıs ... poliçesiyle sigorta teminat altına alındığını, olayın meydana geldiği otelin ... bünyesinde bulunan ... ... adlı işletmenin sahibi ve işleteni olan davalılar... Şirketi ile ...’ün müvekkilinin uğradığı zararlardan sorumlu olduklarını, bu nedenlerle yaşadığı manevi yıkım ve mağduriyetin giderilmesi amacıyla 25.000,00 TL manevi tazminatın ve uğradığı maddi zararlara binaen ise şimdilik 10.000,00 Euro tutarındaki maddi tazminatın davalılardan müştereken ve mütesilsilen, poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ise davalı sigortadan, olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi, yargılama giderleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacının Hollanda ülkesi vatandaşı olup Türkiye’de bir ikametgahı olmadığını, bu nedenle Türk Mahkemelerinde dava açabilmesi için dava değeri ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamını karşılayacak oranda teminat yatırması gerektiğini, ayrıca davacı tarafça ikame edilen davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, bu nedenle dosyasının görevli Bodrum Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, manevi tazminat olarak ileri sürülen bedelin hangi esaslara göre talep edildiğinin açık olmayıp, bu şekildeki talebin fahiş olduğunu, öncelikle davacı tarafından yatırılmamış bulunan eksik harcın tamamlatılmasına, müvekkilin şahsi sorumluluğu bulunmadığı halde kendisine yöneltilen davanın öncelikle husumet yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... .... A.Ş. Vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin bu davada taraf sıfatı olmadığını, bu nedenle husumete itiraz ettiğini, ayrıca davanın kanuni süresi içinde açılmayıp, zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu olayın 06.07.2006 tarihinde meydana geldiğini, haksız fiil niteliğindeki bu olayın zaman aşımının 1 yıl olduğunu bu sebeple de zaman aşımına uğradığını, manevi zararların da 3. şahıs mali mesuliyet sigortası sigorta teminatı haricinde kaldığını, davacının maddi tazminat talebinin dayanağı temeli işgücü kaybından doğan gelir kaybı olduğunu bu açından maluliyet oranının ve uğranılan gelir kaybının ispatlanması gerektiğini, hasar dosyasının tekemmül etmemiş olduğu dönem için temerrüt faizi istenilebilmesinin mümkün olmadığını, faiz söz konusu olur ise başlangıcının 27.06.2008 olması gerektiğini bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece " Mahkememizce dava konusu olayda tarafların kusur oranlarının tespiti için aldırılan ve 13.07.2021 Uyap kayıt tarihli raporda davacının dava konusu olayda kusurunun bulunmadığı, davalı işletmenin olayın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının maluliyetinin tespit edilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden alınan 11/12/2017 -26974 karar sayılı raporda davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı ancak 2 ay süre ile iş göremez durumda olduğu tespit edilmiştir.Dava dilekçesi ile davacının aylık gelirinin 6.500 Euro olduğu ve 8 ay boyunca çalışamadığı, aylık 1.600 Euro ödeme aldığı toplam 40.800 Euro'dan mahrum kaldığı iddia edilmiştir.
Davacı tarafından tercümesi sunulan evraklarda davalının haftalık 6.500 Euro gelirinin olduğu ve 1.600 Euro işsizlik ödeneği aldığı bir ayda 4.900 Euro'dan mahrum kaldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı tarafından tercümesi sunulan evrak dikkate alınarak aylık 4.900 Euro kaybının olduğu kabul edilmiş, 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporla davacının 2 ay süre ile iş göremez durumda olduğu tespit edildiğinden davacının meydana gelen olay nedeni ile 9.800,00 Euro iş göremezlik tazminatı talep edebileceği anlaşılmış, maddi tazminat isteminin bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiş, davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğundan davalı ... şirketi poliçe teminat limiti olan 10.000 TL ile sınırlı tutulmuştur. Manevi tazminat istemi yönünden; TBK'nun haksız fiil nedeni ile manevi tazminatı düzenleyen 56. Maddesi ; "(1) Hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini föz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." hükmüne havidir.Davacının dava konusu olay nedeni ile 2 ay iş göremez halde kalması, olay tarihinde ki paranın alım gücü, manevi tazminatın niteliği ve olayda ki taraf kusurları dikkate alınarak davacı yararına 5.000,00 TLmanevi tazminata hükmedilerek uyuşmazlığın bütünü hakkında aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; a) 9.800,00 Euro maddi tazminatın davalılar ... A.Ş ' den olay tarihi olan 06/07/2006 tarihinden davalı ... ' den temerrüt tarihi olan 27/06/2008 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun ' un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte ( Davalı ... 10.000,00 TL Poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak üzere ) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, b) 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ' den alınarak davacıya ödenmesine, c) davacının maddi ve manevi tazminattaki fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan adli tıp kurumu raporu hatalı olduğunu, davacının maluliyeti somut delillerle de sabit olduğunu, dosyada mevcut tıbbı bilgi ve belgeler incelenmediğini, müvekkil davacının kazanın hemen ardından başvurduğu sağlık kurumlarınca düzenlenen raporlarda yer alan hususlar Adli Tıp Kurumu raporunda da yer aldığı halde ve davacının sağlık sorunları ve şikayetleri günümüz itibariyle de devam ettiğinden davacıda araz bırakmadığı yönündeki kanaat haksız olduğunu, müvekkil davacı bizzat kurumda muayene olmuş ancak kurum tarafından yeterli fiziksel tetkik ve araştırma yapılmadan kanaate varıldığını, keza davacı tarafından hazırlatılan dosyada mübrez tıbbi belgeler gerektiği gibi değerlendirilmeden eksik incelemeyle kanaate varılarak dosyada mevcut rapor hazırlandığını, dosyada mevcut uzman hekim raporlarıyla da sabit olduğu üzere davacının şikayetleri günümüz itibariyle de sürmekte olduğundan ve hatta davacı sağlık sorunları nedeniyle işini de yapamadığından raporda varılan kalıcı maluliyetin bulunmadığı yönündeki görüş haksız olduğunu,Davacının gerçek zararı eksik hesaplandığını, davacı, meydana gelen yaralanma ve devam eden tedavi süreci nedeniyle 8 ay boyunca çalışamadığını, olaydan önce aylık maaşı 6.500 Euro olan müvekkilin 8 ay süreyle çalışamadığı döneme ait geliri 1.600 Euro olup gerek kendisi ve gerekse ailesi 8 ay boyunca toplam 40.800 Euro tutarındaki gelirden mahrum kaldığını, bu durumu takip eden 15 aylık süreçte de çalışamayan müvekkilimin bu döneme ait kazanç kaybı da 66.000 Euro tutarına ulaştığını, keza meydana gelen olay sonucu gerçekleşen ciddi yaralanma önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini, şöyle ki; müvekkilin elinin yaralanmasını takiben ortaya çıkan tendom kopması %11 oranında kalıcı işlev kaybına yol açmış olup durumu doktor raporlarıyla da sabit olup müvekkilimin meydana gelen işlev kaybı dolayısıyla gelir kaybına uğramakta olup gelecekte de uğramaya devam edeceğini, ortaya çıkan işlev kaybı durumu neticesinde müvekkilimin mevcut ve gelecekte uğrayacağı toplam maddi zarar 113.721Euro olarak hesaplandığını, müvekkilimin yaralanması sebebiyle ortaya çıkan işgöremezlik durumu günümüz itibariyle de halen devam etmekte olup 2008 yılına dek ortaya çıkan gelir kaybı 106.800 Euro olarak hesaplandığını, keza davacının uğradığı maddi zarar Euro para birimi üzerinden doğmuş olmakla Türk Lirası cinsinden hesaplama yapılması da hatalı olduğunu,Davalı ... şirketinin hukuki sorumluluğu eksik hesaplandığı gerekçeli kararda ... A.Ş. 'nin hukuki sorumluluğu hesaplanırken poliçe limiti değil hükmolunan tutar üzerinden ve faiz ve masraflar da dikkate alınarak tespit yapılması gerektiğini,Yerel mahkemece yargılama giderlerinin tayininde de hataya düşülmüş olup tüm davalılar bakımından red sebebi aynı olduğu halde davalılar lehinde ayrı ayrı vekalet ücreti tayin edilmesi hatalı olduğunu,Takdir edilen manevi tazminat miktarı manevi tatmini sağlayacak ölçüde olmadığını ileri sürmüştür.Davalı .... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Öncelikle davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, mahkemece bu itirazlarımız hiç dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu,... Genel Şartları incelendiğinde davaya konu kazanç kaybına ilişkin taleplerin teminat dışında olduğu görüleceğini,Kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz esas alınırken tarihin neye göre esas alındığı belirtilmediğini, işleyecek faiz dava tarihinden itibaren yasal faiz olduğunu, müvekkil şirket kararda poliçe limitiyle sorumlu tutulmuşken feriler ve maşsraflarda diğer davalılar gibi tamamından sorumlu tutulması hatalı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine hükmedilecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin poliçe limiti ile oranlaması gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı... .... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel mahkeme tarafından zamanaşımı defimiz ile husumete ilişkin itirazımız dikkate alınmadan usul ve hukuka aykırı karar verildiğini, Müvekkil şirket Bodrum'da bulunan Otel ... adıyla işletilen otelin maliki olup davaya konu kaza ise bu otel ile alakası bulunmayan ve diğer davalı kiracı gerçek kişi tarafından kendi nam ve hesabına bağımsız bir işletme olarak işletilen ... ve sauna bölümünde meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilin davada taraf sıfatı da bulunmayıp müvekkile husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkil işletmeci olmayıp davaya konu kaza nedeniyle herhangi bir kusur veya sorumluluğu da bulunmadığını,Asla kabul manasına gelmemekle beraber muteber delil olmaksızın ve zarar ispatlanmaksızın tazminat hesabı yapıldığını, davacı taraf, kazadan önce aylık gelirinin 6.500 Euro olduğunu ve iyileşme süresince 1.600 Euro gelir elde ettiğini bu halde aylık 4.900 Euro zararının olduğunu iddia etmişse de bu iddiayı ispata yarar hiçbir muteber delil sunamadığını, muteber ve geçerli delil bulunmazken iddia üzerine hesaplama yapılması ve hüküm verilmesi hatalı olduğunu, yerel mahkeme dosyasından alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan "...İşletme Hizmetlerinin 04.09.2006 tarihli belgesinin ... tarafından tercümesi" esas alınmış ve bu belgeye istinaden davacının aylık maaşı 6.500,00 EURO olarak kabul edilmişse de bu tespit tamamen dayanaksız olup tarafımızca da açıkça itiraz edildiğini, zira uygulamada çoğu zaman çalışanların bankalar nezdinde kredibilitesini yüksek tutmak veya benzeri amaçlarla, gerçek maaşları ile uyuşmayan yüksek tutarlı belgeler düzenlendiği malum olup bu nedenle maaş yazısının gerçek bir belge olup olmadığının belli olmadığı sabitlik kazanmadan, salt davacının ibraz ettiği belge üzerinden maaş hesaplaması yapılması ve buna göre karar verilmesi hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; davacının turist olarak tatil için geldiği Bodrum'da 06.07.2006 tarihinde konakladığı otelin bünyesinde hizmet veren sauna girişinde bulunan cam kapıyı açtığı sırada cam kapının parçalanarak kırılması neticesinde yaralanması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın, haksız fiil hükümleri ile ... Sigortası kapsamında tazmini amacıyla huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı Davalı... .... A.Ş. vekili, kazanın meydana geldiği saunanın aralarında yapılan kira sözleşmesi ile diğer davalı tarafından kendi nam ve hesabına bağımsız şekilde işletildiğini, otel ile alakası olmadığını ileri sürerek husumet itirazında bulunmuştur. Saunanın diğer davalı gerçek kişinin kendi nam ve hesabına bağımsız şekilde işletildiği kabul edilse dahi otelin himayesinde ve bünyesinde hizmet verdiği, otel müşterilerinin ücret karşılığında da olsa saunadan faydalandıkları, saunanın kimin tarafından işletildiği zarar gören yönünden bir önemi bulunmadığı, davalı otel işletenin de, diğer davalı saunanın işleteni ile birlikte TBK 61. Maddesi uyarınca davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Dava konusu olayın meydana geldiği işletmenin (otel içerisinde yer alan hamamın) davalı ... tarafından davalı .... nezdinde 01/05/2006-2007 tarihleri arasında ... Poliçesi kapsamında sigortalanmış olup bedeni zararlarda şahıs başına teminatı limiti 10.000,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Davalı ... vekili ... Genel Şartları incelendiğinde davaya konu kazanç kaybına ilişkin taleplerin teminat dışında olduğunu ileri sürmüştür.Poliçe'nin Özel Şartları'nda; poliçede yazılı sigorta konusunu teşkil eden faaliyetleri esnasında ve sigorta süresi içinde meydana gelecek bir hadise neticesinde;
a)Üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması ve sıhhatinin bozulması
b)üçüncü şahıslara ait mallarda meydana gelebilecek maddi zararlar nedeni ile sigortalıya karşı ileri sürelecek zarar ve ziyan taleplerini poliçede yazılı azamı sorumluluk limitine kadar karşılanacağı" kararlaştırılmıştır.Somut olayda; davaya konu haksız eylemin, sigortalanan işletmenin faaliyeti sırasında meydana geldiği, talep edilen "geçici ve sürekli iş kaybından doğan tazminat" taleplerinin de "üçüncü kişinin yaralanması ve sıhhatinin bozulması" kapsamında poliçe limiti ile teminat altına alındığı anlaşılmakla davalı ... şirketinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Diğer yandan söz konusu kazanın, davalı otelin bünyesinde diğer davalı gerçek kişinin işlettiği hamamın cam kapısının, parçalanması nedeniyle meydana gelmiştir. Bu nedenle davalılar, işletilen hamamın faaliyeti sırasında hizmet alan kişilerin güvenliğini (gerek işletmenin bakım ve kontrolü gerekse kullanılan malzemelerin dayanıklığı vs. olmak üzere) sağlamakla sorumlu olduğundan meydana gelen kazada kusurlu oldukları, zarar gören davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla davalı otel işleteni ili sauna işletenini haksız fiil hükümleri uyarınca davacının uğradığı tüm maddi ve manevi zarardan sorumludur.Davacı tarafça, meydana gelen kaza nedeniyle geçici ve daimi maluliyet tazminatı talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. Adli İhtisas Kurulu'nun 19/06/2015 tarihli raporunda ; "07.04.2014 tarih ... nolu müzekkeremizde son durumunu belirtir muayene notları istendiği ancak dosyada kişinin son durumu ile ilgili sadece 26.04.2007 tarihindeki notlar bulunduğuna göre bu bulgular gözönüne alınarak yapılan değerlendirmede, kaza neticesi meydana geldiği bildirilen minimal kısıtlılıklara yol açan arızası 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri muvacehesinde maluliyetine neden olacak düzeyde fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 06.07.2006 tarihinden itibaren 2(iki) aya kadar uzayabileceği" oy birliği ile mütalaa olunmuştur.Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine aynı ihtisas kurulundan davacının bizzat kurumda muayenesi yapılarak ve dosya içerisinde bulunan tüm tedavi evrakları ( ... Hastanesi'nin 06.07.2006 giriş 07.07.2006 çıkış tarihli ... hasta kabul nolu dosyası, 24.07.2006 ve 16.10.2014 tarihli kişinin Hollanda'da tedavi gördüğü plastik cerrahi- el şirürji hekimlerinin türkçeye çevrilmiş tedavi evrakları,21 Kasım 2014 tarihli çevirisinde eklem hareket açıklığı dereceleri) incelenerek düzenlenen 11/12/2017 tarihli raporda; "Kaza neticesi meydana geldiği bildirilen minimal kısıtlılıklara yol açan yaralanması 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri muvacehesinde maluliyetini gerektirmediğinden sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 06.07.2006 tarihinden itibaren 2(iki) aya kadar uzayabileceği " oy birliği ile mütalaa olunmuştur. Her ne kadar dosyada mevcut tıbbı bilgi ve belgeler incelenmeden yahut gerektiği gibi değerlendirilmeden raporun düzenlendiğini ileri sürülmüş ise de Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunca, davacının bizzat kurumunda muayenesi yapılarak ve dosyaya sunulan tüm tedavi evrakları değerlendirerek raporun hazırlandığı, bu haliyle denetime açık hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan davacının 2 aylık geçici iş görmezlik durumuna göre zararın hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Zararın tespiti konusunda hükme esas alınan aktüerya bilirkişisinin raporunda; davacının aylık geliri 6.500,00 Euro şeklindeki beyanı ile resmi bir kurumdan teyit edilmeksizin dosyaya ibraz edilen tercümesi yapılan ...- İşletme Hizmetlerinin 04.09.2006 tarihli belgeye göre davacının saati 37,50 Euro üzerinden haftada 40 saat çalıştığı, haftalık gelirinin 1.500,00 Euro olduğu, aylık gelir hesabının ise 1.500,00 Euro 52 hafta /12 ay 6.500,00 Euro olarak hesaplandığı, İş göremezlik ödeneğinin aylık 1.600,00 Euro olduğu, aylık maaş kesintisinin/ zararının (6.500,00 Euro aylık geliri -1.600,00 Euro iş göremezlik ödeneği) 4.900,00 Euro hesaplarak davanın aylık kazanç kaybının 4.900,00 Euro hesap edilmiş ise de yabancı uyruklu davacının kaza tarihi itibariyle sosyal ekonomik durumu hakkında yeterli araştırma yapılmamış, davacının gelirine ilişkin tercümesi yapılan belgenin gerçek durumu teyit edip etmediği belirlenememiştir O halde mahkemece, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü vasıtasıyla yabancı uyruklu davacının vatandaşı olduğu ve ikamet ettiği yerdeki ilgili resmi kurumlara müzekkere yazılarak davacının kaza tarihi itibariyle sosyal ekonomik durumu araştırılması, herhangi bir işte çalışıp çalışmadığı, aylık geliri durumu, Türkiye'de geçirdiği kaza nedeniyle varsa çalışamamasından kaynaklı gelir kaybına uğrayıp uğramadığı sorularak araştırma sonucuna göre karar verilmelidir.Davalı ... yönünden uygulanan temerrüt tarihi bakımından; Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, hasar dosyası tekemmül etmemiş olduğu dönem için temerrüt faizin istenebilmesi mümkün olmadığı, faiz söz konusu olur ise başlangıcının 27.06.2008 tarihi olması gerektiği beyan edilmesi üzerine mahkemece 27.06.2008 tarihinden itibaren temerrüt faize hükmedilmiş ise de davalı ... şirketi öncelikle temerrüt gerçekleşmediğinden faiz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları "Hasar Halinde Tarafların Durumu" başlıklı 7. Maddesinde; "İşbu mukavelenameye göre, sigortalının mali mes'uliyetini mucip olabilecek bir vakıanın hudusunda, sigortalı ıttıla tarihinden itibaren beş gün içinde sigortacıyı yazı ile haberdar etmekle mükelleftir. Bu ihbarın kazanın nerede, hangi tarih ve saatte, ne gibi sebeplerle ve hangi hal ve şartlar altında vukua geldiğine ve kazada ölen ve yaralananlara, zarar gören mallar ile bunların sahiplerine ve zamanın vüs'atine dair tafsilatlı ve doğru malumatı ihtiva etmesi iktiza eder. "Sorumluluk sigortalarına ilişkin bu husus TTK'nın " Bildirim Yükümlülüğü" başlıklıklı "MADDE 1475- (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir. (2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır.(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır."Tazminat ödeme borcu" Genel Olarak" başlıklı MADDE 1427- (1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir.(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez" hükümlerine yer verilmiştir. O halde gerek sigortalı gerekse zarar gören davacı tarafından sigorta şirketine yapılmış bir bildirim olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre yukarıda zikredilen yasa hükümler dikkate alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekmektedir.Kabule göre de ; 6098 sayılı TBK'nın "Ülke parası ile" başlıklı 99. maddesinde "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu itibarla davacının TBK 99. Maddesi uyarınca seçimlik hakkına istinaden maddi tazminata yönelik alacağını döviz cinsinden alacağının aynen talep edilmesine rağmen Türk Lirası üzerinden hesaplama yapılması ve diğer yandan davalıların cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmasına rağmen bu yönde bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.Öte yandan, maddi tazminat talebi yönünden reddedilen kısım bakımından tüm davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ise de karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2 maddesinde, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda tüm davalılar yönünden aynı gerekçe ile davacının fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğine göre tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden istinaf nedeni incelenmeksizin davacı ile davalılar ... A.Ş. ile davalı... .... A.Ş. vekillerinin istinaf başvuruların HMK'nın 353/1-a.6 bendi gereğince kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtilen eksik hususlar doğrultusunda dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden istinaf nedeni incelenmeksizin, davacı ile davalılar ... A.Ş. İle davalı... . A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/10/2022 tarihli ve 2014/840 Esas 2022/862 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının ve davalı .... İle davalı... A.Ş. tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya ve bu davalılara iadesine,
4.Davacı ve davalı .... ile davalı... .... A.Ş.'nin yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/02/2026