Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ

T.C

BURSA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...

KARAR NO: ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/03/2021

NUMARASI : 2...

DAVACI: ... ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: M... SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. Alaaddinbey Mh.İzmir Yolu Cd.Şenocak İş Mrk. No:305-J 305-I Nilüfer/ BURSA
VEKİLİ: Av. .......
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05.01.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 05.01.2024

Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının, davacı şirkete toplamda 20.367,29 TL olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine ...

19.İcra Müdürlüğünün 2... sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın borca itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı tarafın itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu cari hesap ekstresinde yer alan ... nolu 76.464,00-TL bedelli, 12/10/2017 tarihli fatura esas alındığında bakiye alacak miktarı kadar alacaklı olduğunu ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptali ile devamına %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı ile davalı arasına ticari ilişkinin olduğunun doğru olduğunu, müvekkili şirketin, davacı tarafa 23/02/2017 tarihinde 10 adet pompa, 10 adet kum tankı, 1 takım CNC kasa siparişi verdiğini, sipariş esnasında 25.652,71-TL ödeme yaptığını, davacının malları 1 ayda teslim edeceğini belirttiğini, ancak davacı tarafın ürünleri 12/10/2017 tarihinde (yaklaşık 8 ay sonra) teslim ettiğini, davacının getirdiği ürünlerin eksik ve hatalı olduğunu, durumun davacı tarafa iletildiğini, davacı tarafın mallardan 1 tanesini düzeltmek üzere geri aldığını, sonuç alınabilirse diğer malların da düzeltileceğini, sonuç alınamazsa yeniden yapılacağının belirtildiğini, bu konuşmaların whatsapp ve mail yazışmaları ile kayıt altına alındığını, davalının davacıya 25.652,71-TL nakit para ödediğini, malları süresinde alamadığını ve makine siparişlerinin iptal olması nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü savunarak, davanın reddini, davacı taraf aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, teslim edilen makinelerin ayıplı olup olmadığının tespiti gerektiği, davalı tarafından kum tankları davacıya iade edildiği ve bu iadeye ilişkin 19/10/2017 tarihli iade faturası tanzim edildiği ve bu iade faturasının her iki taraf defterlerinde de kayıt altına alındığı, davalı uhdesinde bulunan pompa kabinlerinin de ayıplı olduğu, ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu, söz konusu ayıpların malın kullanılmasından beklenen faydayı ortadan kaldırdığı, buna göre sözleşmenin feshi ve bedel iadesinin uygun olduğu rapor edildiği, dava konusu ürünlere ilişkin olarak keşide edilen dava konusu fatura 12/10/2017 tarihli olup davalı tarafından davacı şirkete gönderilen ayıp ihbarına ilişkin mail bildirimi ve kum tanklarının iadesine dair kesilen iade faturası 19/10/2017 tarihli olduğu, davalı şirket eser sözleşmesi hükümleri gereği makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu, sonuç itibariyle davacının ürettiği mal taahhüt ettiği kriterleri karşılamamakta ve bu haliyle işlevini yerine getiremediği, davalının kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ve sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili, dava konusu mallara ilişkin düzenlenen faturaya hiçbir itirazı olmadan kabul etmesine ve kayıtlarına geçmesine rağmen davalının hiç bir talebi yahut iddiası, yasaya uygun bir ayıp ihbarı da olmadığı halde verilen kararın hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan, davalı şirkete müvekkilce satılan 10 adet pompa kabininde açık ayıp bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, davalının yargılamanın başından bu yana, anılan pompa kabinlerine ilişkin ayıp iddiası veya usulüne uygun ayıp ihbarı yahut talebi bulunmadığını, ayrıca tespit edildiği üzere pompa kabinleri halen davalı zilyedinde olduğunu, bu makinelere ilişkin müvekkilince düzenlenen faturaların her hangi bir itirazda bulunmaksızın defterlerine kaydedildiğini, bilirkişi raporunda yer aldığı üzere 'pompa kabinlerinin ayıplı olduğuna dair' müvekkiline usulüne ve yasaya uygun hiç bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, bilirkişinin raporunda keşif esnasında sekiz adet pompa kabini üzerinde yapılan incelemede ‘üzerinde boya olmasına rağmen kaynak hataları ve görüntü bozukluğunun gözlemlendiğini, üst giydirmelerinin yapılmadığının belirtildiğini, pompa kabinlerine bu nedenlerle ‘açık ayıp’ bulunduğu tespiti yapıldığını, aradan geçen iki yılı aşkın süredir davalı uhdesinde bulunan pompa kabinlerinin ortada hiç bir tespit, ihbar vs. olmamasına rağmen müvekkili tarafça ayıplı olarak teslim edildiğine dair nasıl tespitin yapıldığının kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, TTK.nun ticari satışlarda açık ayıbın ihbarına yönelik düzenlenmiş bulunan 23/1-c maddesinde; "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir" hükmü ve TTK. 18/3 maddesinde ön görülen şekliyle bir ihbar yapılmadığını, davalı tarafça dosyaya müvekkilne iki günlük süre içinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair hiçbir delil sunmadığı halde yerel mahkemece (kum tanklarına ilişkin iade faturası düzenlenmesi, pompa kabinlerine ilişkin makul süre içinde ihbar olarak kabul edilerek) ayıp ihbarı var sayılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından varlığından bahsedilen kaynak hataları ve görüntü bozuklukları, bu hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte, makinenin işleyişi ile ilgili olmayıp makinenin kullanımını engelleyecek yahut işlevini bozacak nitelikte bir husus olmadığını, bu nedenle bahsedilen hususların hukuksal anlamda ‘ayıp’ olarak nitelendirilemeyeceğini, bilirkişi tarafından açık ayıplı olduğu iddia edilen 10 adet pompa kabininin halen davalı elinde olduğunun yine bilirkişi raporunda tespit edildiğini, bedellerinin de ödenmediğini, pompa kabinlerinin bedelinin ödenmediğini, davalının takip miktarı kadar müvekkiline borçlu olduğunun her iki tarafın ticari kayıtlarının incelenmesi neticesinde ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda, davacı tarafça bildirilen yalnızca kum tanklarına ilişkin bir mail ve iade faturası olduğunu, anılan mailde pompa kabinlerinin ayıplı olduğuna dair tek bir kelime geçmediği gibi pompa kabinlerine ilişkin davalı tarafça iade faturası da düzenlenmediğini, yalnızca kum tanklarına dair iade faturasının davalı tarafça düzenlendiğini, iş bu faturanın her iki tarafın ticari kayıtlarında olduğunu, yerel mahkeme hükmünde yer alan 19.10.2017 tarihli iade faturasının yalnızca davalı tarafça ayıplı olduğundan bahisle müvekkilce geri alınan kum tanklarına ilişkin olduğunu, pompa kabinleri açısından, usulüne uygun ve süresinde yapılan bir ayıp ihbarı olarak nitelendirilemeyeceğini, davalı tarafın müvekkilinin tanzim ettiği fatura içeriğine 8 günlük yasal süre içinde itiraz etmeyerek defterine işlediğini, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her iki tarafın bir birini teyit eden ticari kayıtlarına göre davalının müvekkili şirkete 20.367,29-TL borçlu bulunduğunu, davalı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen malların (yalnızca kum tanklarına ilişkin ayıp iddiası vardır) müvekkili tarafından iade alındığı ve davalı tarafça bu mallara ilişkin olarak iade faturası düzenlendiğini, diğer malların ise davalı tarafça teslim alındığı ve faturalara her hangi bir itirazda bulunmaksızın davalı tarafça deftere işlendiğini, müvekkili şirkete gönderildiği iddia edilen 19.10.2017 tarihli, üstelik 'kum tanklarına ilişkin' mailin, dava konusu alacağa konu mallara ilişkin olduğunun ve bu mailin bir ‘ayıp ihbarı’ olmasının kabul edilebilir olmadığını, davalı şirketin bilirkişi raporunda yer alan mailinde ‘kum tankları ürün hataları’ başlığının yer aldığını, mail içeriği de söz konusu kum tanklarına ilişkin olup bu kum tanklarının dava konusunu oluşturmadığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere söz konusu kum tanklarının müvekkilince iade alındığını, davalı tarafça da iade faturasının zaten düzenlendiğini, mailde, pompa kabinlerine ilişkin hiçbir konudan, ayıp ihbarından yahut bir arızadan vb. her hangi bir ayıptan bahsedilmediğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesine göre istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenicinin iş bedeline yönelik alacağa vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında pompa kabini, kum tankı ve CNC kasa teslimine yönelik eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından, davalıya teslim edilen makinelerle ilgili 12/10/2017 tarihli 76.464-TL bedelli fatura düzenlendiği, faturada belirtilen kum tanklarının davalı tarafından iade faturası ile geri alındığı, teslim edilen ürünlerle ilgili bakiye iş bedeli alacağı olduğunu iddia ettiği, davalının ise teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu savunduğu anlaşılmakla uyuşmazlık noktasının teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği açık ayıp mı gizli ayıp olduğu, ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığı, ayıbın derecesi iş sahibinin eseri kullanamayacak derecede ayıplı olup olmadığı ve sözleşmenin feshini gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlık noktaları yönünden eser sözleşmesine ve ayıp ihbarına yönelik yasal hükümlere değinmekte fayda bulunmaktadır.

Eser sözleşmesine dair hükümler 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler,

TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Sonradan ortaya çıkan ayıpta yani gizli ayıplarda ise TBK 477/3. maddeye göre ayıp ortaya çıktıktan sonra gecikmeksizin ayıp ihbarının yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir.

Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Dairemizin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.

Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.

Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır.

HMK'nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.

HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.

Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.

Dosya kapsamından, dava konusu su jeti makinesi için sipariş verilen 10 adet kum tankı, 10 adet pompa kabini ve 1 adet cnc kasanın davalı iş sahibine teslim edildiği ancak 10 adet kum tankı, cnc kasasının hatalı olduğundan davacıya iade edildiği ve bu ürünlere yönelik iade faturasının düzenlendiği ve ticari defterlere kayıt edildiğinden bu ürünlerin ayıplı olduğunun davacı tarafından kabul edildiğinden, ihtilaf konusunun ayıplı olduğu savunulan, bakiye iş bedeli talep edilen alacak kaleminin, 10 adet pompa kabinine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, hükme esas alınan 10/04/2019 tarihli bilirkişi ve 27/09/2020 tarihli bilirkişi raporlarında; davalıda görülen pompa kabinlerinden ikisinin davalı tarafından üzerinde düzeltme yapılarak kullanıma alındığını ancak sekiz adedinin ise geldiği şekliyle muhafaza edildiğini, yerinde inceleme yetkisi ile incelendiğinde kaynak hataları, eksiklikler olduğu ve görüntü bozuklukları, üst giydirmelerin yapılmadığının belirlendiği ve su jeti ile kesim makineleri kapsamında 10 adet pompa kabinlerinin ayıplı olduğu, ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğunu, bu malların kullanılmasında beklenen faydayı ortadan kaldırdığı, sözleşmenin feshini gerektirdiğinin açıklandığı ancak kök raporda teslim edilen pompa kabinlerinden ikisinin tamir edilerek davalı tarafından kullanıldığı ve diğer sekiz adedinin kullanıma uygun olup olmadığının belirlenmediği, raporda belirtilen kaynak hataları, eksiklikler olduğu ve görüntü bozuklukları, üst giydirmelerin yapılmadığına yönelik belirlemelerin pompa kabinlerinin tamamında mı, sekiz adedinde mi olduğu, kullanılan iki adedinde olup olmadığının açıklanmadığı, ayıbın derecesi, sözleşmenin feshini gerektiren önemli ayıpların neler olduğu, bu ayıpların nereden kaynaklandığı, yine davacıya iade edilen kum tankları ile pompa kabinlerinin bütünlük arz edip arz etmediği, kum tanklarının teslim edilmediği takdirde işlevini yerine getirip getiremeyeceği, dava konusu 76.464 TL bedelli teslim edilen faturadaki ürünlerin tek tek irdelenerek, su jeti makinesinin yapımı ve kurulumuna dair bütün parçalara ait ürünler mi olduğu, ya da davalı tarafta kurulumu bulunan su jeti makinesi için alınan, birbirinden bağımsız ürünler mi olduğu açıklanmadığından bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.

Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, eser sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici, yapımını yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla yükümlü olduğu dikkate alınarak, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi amacıyla davacı tarafından düzenlenen 76.464-TL bedelli faturadaki ürünlerin, su jeti makinesinin yapımı ve kurulumuna dair bütün parçalara ait ürünler mi olduğu ya da davalı tarafta, kurulumu bulunan su jeti makinesi için alınan, birbirinden bağımsız ürünler mi olduğu, davacıya iade edilen kum tankları ile pompa kabinlerinin bütünlük arz edip arz etmediği, kum tanklarının teslim edilmediği takdirde pompa kabinlerinin işlevini yerine getirip getiremeyeceği, davalıya teslim edilen pompa kabinlerindeki ayıbın varlığı, niteliği, açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu, ayıbın derecesi, sözleşmenin feshini gerektirir önemli nitelikte ayıp olup olmadığının teknik olarak açıklanması aksi halde sözleşmenin feshini gerektirmediği takdirde ayıp imalat bedellerini belirler önceki bilirkişilerden ek rapor ya da önceki bilirkişiler dışında makine mühendisi ile keşif yapılarak hüküm kurmaya elverişli rapor alınıp ayrıca mahkemece ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuyla karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;

1.Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/03/2021 tarih, ...sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine,

3.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 05/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...

Başkan

...

(e-imzalıdır)

...

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Katip

...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog