T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARARIN
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin ... meclis kararı ile verilen işbu tasarruf yetkisi kapsamında çiçek büfelerini işletmeye başlamış olduğunu, bu kapsamda davalı borçlu ile 01.12.2016 tarihinde 23 No'lu ... İşletme Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, sözleşmenin 5.maddesine göre sözleşme 01.12.2016 tarihi ile 30.06.2017 tarihleri arasında geçerli, dolayısıyla 30.06.2017 tarihinde sözleşme süresi sona ermekte olup, sözleşmenin süre sonunda devam edeceğine ilişkin ... İşletme Sözleşmesi'nde hüküm de bulunmamasına rağmen davalı borçlu büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal suretiyle kullanmaya devam etmiş olduğunu, 30.11.2017 Tarihli 2860 Sayılı ... meclis kararı ile müvekkil şirkete verilen çiçek büfelerini işletme ve tasarruf yetkisi bu tarih itibariyle sona ermiş olup müvekkil şirket meclis kararının yenilenmesi için ...'ye başvuru yapmış olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen tarihler arasında müvekkilinin de bu yerle ilgili tasarruf yetkisinin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin çiçek büfeleri üzerindeki tasarruf yetkisi 5 yıl süre ile uzatılmış olduğunu, 30.11.2017 Tarihli 2860 Sayılı ... Meclis kararı ile Müvekkil Şirkete verilen ... İşletmesi ve tasarruf yetkisi 30.11.2022 tarihine kadar devam ettiğinden ve büfeler üzerindeki hak ve tasarruf yetkisi mevcudiyetini korumuş olduğundan davalı borçlu işletmecisinin cari hesap borcunu ödenmesini talep etme zarureti hasıl olmuş olduğunu, zira işgalci konumuna düşen işletmelerin birikmiş kullanım borcunun tahsil edilmesi yükümlülüğü de Meclis Kararı ile müvekkili şirkete verilmiş olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki işbu davaya konu alacağa dayanak sözleşme 30.06.2017 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen davalı borçlu 23 No.lu çiçek büfesini tahliye etmemiş, haksız işgalle işletmeye ve gelir elde etmeye devam etmiş olduğunu, davalı borçlu haksız işgalle kullanımından kaynaklı kullanım bedelini de ihtar sonrası müvekkili şirkete ödememiş olduğunu tüm bu nedenlerle; davamızın kabulüne ve davalı borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ve takibin devamına, alacağa takipten sonra ticari faiz işletilmesine ve takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere İcra İnkar Tazminatı'na hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; İş bu dava itirazın iptali için kanunda öngörülen yıllık süreden sonra açılmış olduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyaya 2023 yılında itiraz edilmiş olduğunu, iş bu davanın ise 06.05.2025 tarihinde açılmış olduğunu, davacının icra dosyasındaki itirazı öğrendiğini, tespit edildiğinde bahse konu yıllık dava açma süresinin dolduğu tespit edileceğini, bu nedenle davanın reddinin gerekte olduğunu, tacir değil esnaf olduğunu, bu nedenle mahkemenin bu davada görevli olmadığını, her ne kadar vergi kaydı olsa da basit usulde defter tutan bir esnaf olduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi söz konusu olduğundan, davacının ecrimisil istemi içeren davasının reddinin gerekmekte olduğu, tüm bu nedenlerle davacının davasının usul ve esastan reddine, görevsiz ve yetkisiz mahkemelerde yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de dikkate alınarak yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/6936 Esas ve 2015/256 Karar sayılı ilamı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/403 Esas ve 2018/273 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için, Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısından anlaşıldığı üzere davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, vergi dairesi cevabi yazısından anlaşıldığı üzere davalının ikinci sınıf tüccarlardan olduğunun belirtildiği, davalının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannamelerinin incelenmesinde VUK.m.177'de belirtilen sınırlar da gözetildiğinde davalı işletmesinin ticari işletme olarak değerlendirebilmesinin mümkün olmadığı, tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde davalının tacir olmadığına kanaat getirilmiş ve davanın mutlak ve nisbi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, davanın görev şartı yokluğundan reddi ile görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2.Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3.Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)