T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ...'nin sahibi olduğu .... Plakalı...Marka ... Model, ... Şasi No’lu aracı 22.08.2025 tarihinde noter satış sözleşmesi satın alındığını, müvekkilinin araç üzerinde gözle görülebilir gerekli kontrollerin yapıldığını, aracı satın aldıktan iki üç gün sonra ...'dan ... İline varmak üzere yola çıktığını, ...'ya geldiğinde aracın motor arızası vererek arızalandığını, bunun üzerine davacı tarafından satıcıya haber verildiğini ancak karşı tarafın bu durumu kabullenmediğini, bu sebeple davacının aracı çekici vasıtası ile tamiri için ...adresindeki ... adlı servise götürdüğünü, açılacak bir davada aracın durumunun değişmemesi ve herhangi bir hak kaybına uğramamak adına davacı tarafça delil tespiti yapılması için ...
1.Sulh Hukuk Mahkemesi ... sayılı dosyası ile talep açıldığını, bilirkişi incelemesi neticesinde aracın satın alma öncesi gizli ayıplı olduğu bilirkişi tarafından belirtildiğini ve aracın tamir masrafı belirtilerek rapor düzenlendiğini, ...
1.Noterliği davalı tarafa bilirkişi raporunca belirlenen tamir masraflarının ödenerek ücretsiz onarım hakkı talep edilmiş ise de davalı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve ihtarın da kabul edilmediğini, Arabuluculuk sürecinde de anlaşma varılamadığını belirterek satın alınan aracın gizli ayıplı olması nedeniyle ayıp oranında bedel indirimi yapılmasına veya ücretsiz onarımının sağlanmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...plakalı ... model aracını Ağustos ayında "..." isimli online satış platformundan ilan vermek suretiyle satışa çıkardığını, akşam saatlerinde ilana koyduğu davaya konu araç için hemen ertesi sabah saatlerinde davacı tarafın müvekkiline ulaşarak aracı görmek istediğini, davacının 09.08.2025 tarihinde yanında bir başkasıyla birlikte araca bakmaya gelerek araçla uzun bir test sürüşü yapmış ardından kaputu açarak bir ustayı aradığını, aracı şahsının sorunsuz kullandığını fakat yine de ekspertiz raporu aldırabileceklerini davacı yana bildirildiğini, aynı gün 09.08.2025 tarihinde 5.000 TL kapora veren davacının... tarihinde ...
2.Noterliğinin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesiyle aracı satın aldığını, davacının müvekkilini arayarak Sakarya'da yolda kaldığını, 200.000-250.000 TL masrafı olduğunu, arabayı yaptırdığını söyleyerek müvekkilinden para talebinde bulunduğunu, davacının aracı öğrenci okul servisinde kullanmak için satın aldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan haksız ve dayanaktan yoksun taleplerinin reddini, yargılama giderlerinin ve karşı vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; Araç satış sözleşmesi, ...
1.Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyası, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporu, ...
7.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve tebliğ şerhi, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları celp edilmiş, incelenmiştir. Dava, araç satış sözleşmesinden kaynaklanan ve satıma konu aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıp oranında bedelden indirim ya da ücretsiz onarım istemine ilişkindir. Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur. 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın m.5/1. göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden doğan işbu davanın, TTK' da yahut diğer Kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Nispi ticari dava bakımından, hem davacının hem de davalının tacir olup olmadığı incelenmiştir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, ...tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Nispi ticari dava bakımından, her iki tarafın da tacir olması zorunludur. 19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre;
1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2.Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ...tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177.maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3.bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda belirlenen sınırların yarısını, 2.benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
Davacı ...'nin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısı uyarınca 1. sınıf tüccar ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden olduğu, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunduğu, ancak davalı ...'nin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısı 1. sınıf tüccar olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, faaliyetinin ticari muhasebeyi gerektirmediği, esnaf işletmesi sınırında kaldığı bu itibarla davalının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının tacir sıfatı bulunmakla birlikte, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, az yukarıda kapsamlı şekilde açıklandığı üzere nispi ticari dava bakımından her iki tarafın tacir sıfatının bulunması zorunlu olduğu, davalının tacir sıfatı bulunmadığından eldeki dava dosyasında Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin - genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava da bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı, bilakis araç satış sözleşmesi kaynaklanan ve satıma konu aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıp oranında bedelden indirim ya da ücretsiz onarım istemine yönelik uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK 114/1-c. ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2.HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3.HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4.Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/03/2026 Katip ... Hakim ...