T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili "..." markasını yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 2012 yılında ihdas ve istismal ettiği, piyasada maruf hale getirmiş ve markasını 2012 yılından bu yana aktif bir şekilde kullandığı, bilindiği üzere bir marka üzerindeki öncelik hakkı o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğu, bu bağlamda müvekkili davalı ...A.Ş. adına tescilli hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu markalardan çok daha önce "..." ibaresi üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğu, taraf markalarının eşya listeleri kapsamlarında ortak olarak yer alan ...sınıf hizmetlerinin hitap ettiği tüketici kitlesi ve bu kitle içinde yer alan ortalama tüketiciler dikkate alındığında davalı taraf adına ... tescil numarası ile kayıtlı ....", ... tescil numarası ile kayıtlı "...", ...ası ile kayıtlı "...", ... tescil numarası ile kayıtlı "..." ve ... tescil numarası ile kayıtlı "..." ibareli markaların müvekkili adına ... tescil numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği somut bir gerçek olarak ortada olduğu, davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen "...", "...", "..." ve "..." markaları, müvekkili tarafından ihdas ve istimal edilen önceki tarihli "..." markasının asli ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini aynen ihtiva ettiği, davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen "..." markası ise görsel ve işitsel olarak "..." markası ile neredeyse aynı olduğu, davalı taraf ile müvekkili arasında "..." markasının kullanımı ile ilgili bir husumet bulunduğu, davalı taraf, müvekkilinin ..." markasına tecavüz oluşturacak ve rekabet kurallarını ihlal edecek şekilde "..." işaretini fiilen kullandığı, müvekkili ... ilinde davalı taraf ise İstanbul ilinde faaliyet gösterdiği, İstanbul'a giden müvekkili müşterilerinin, dava konusu markalar ile faaliyet gösteren işletmeyi müvekkilini bir şubesi olarak algılaması ve anlamlandırmasının kaçınılmaz olduğu, müvekkilinin birçok müşterisi davalı tarafa ait işletmelerin tabelasını gördüğünde müvekkili şirketi arayıp "..." şeklinde tebrik etmekte yahit "... adını görünce seni bir arayalım dedik. Buranın sizinle bir alakası var mı?" şeklinde tebrik etmekte yahut "... tabelasını görünce hiç düşünmeden girdik içeri" diyerek müvekkiline mekandan fotoğraflar gönderdiği, davalı tarafça gerçekleştirilen il marka başvurusu ... tarihli, ...numaralı markası olduğu, müvekkili söz konusu markanın yayımına ... tescil numaralı "..." markasını gerekçe göstermek suretiyle 12/06/2018 tarihinde itiraz ettiği ve müvekkili itirazı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle kabul edilerek davalı tarafın başvurusunun reddine karar verildiği, dolayısıyla en kötü ihtimalle davalı taraf, müvekkilinden ve müvekkili markasından 12/06/2018 tarihinde haberdar olduğu, ekte sundukları Ticaret Sicil Gazetesi örneğinden de görüleceği üzere davalı ...A.Ş.'nin ortaklarından olan dava dışı ... da bir yandan kendisi adına müvekkiline ait "..." markası ile benzer ve karıştırılma ihtimali oluşturabilecek nitelikte marka başvuruları yaptığı, müvekkili davalı tarafın "..." ibaresini içeren marka başvurularına karşı sessiz kalmadığı gibi davalı tarafın müvekkili markasına tecavüz teşkil eden ve meşru bir hakka dayanmayan fiili kullanımlarına karşı da sessiz kalmadığı, işbu hükümsüzlük davasına konu olan "...", "...", "...", "..." ve "..." markalarının başvuru ve tescil tarihleri 2020 ve 2021 yıllarına denk geldiği, söz konusu markalar için henüz 2-3 yıl önce tescil başvurusu yapılmış olup sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiası yerinde olmadığı, davalı tarafın çatışma yaratmaksızın kullanım iddiasını da anlamak mümkün olmadığı, müvekkiline ait "..." markası ile açıkça iltibas oluşturan davalı marka başvurularına Türkpatent nezdinde itirazlar edildiği ve davalı tarafın yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde "..." ibaresini haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanması nedeniyle davalı taraf aleyhine ihtarname keşide edildiği, bahsettikleri hukuk ve ceza davalı açıldığı, davalı tarafın bu iddiası, uyuşmazlık konusunu saptırmaktan öte bir anlam ifade etmediği, dolayısıyla taraflar arasında "..." markası nedeniyle bir çatışma/anlaşmazlık olmadığından bahsetmenin mümkün olmadığı, taraflar adına tescilli markaların tescil kapsamları ....sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"ni birebir içerdiği ve bu bağlamda tarafların tescil kapsamlarındaki hizmetlerin birebir aynı olduğu, tabloda belirttikleri diğer markalar ise ya müvekkili itirazları sonucu reddedilmiş ya da işbu hükümsüzlük davasının konusunu oluşturan markalar olduğu, ayrıca davalı tarafından seri marka oluşturulduğu iddiası bu markaların tamamının birbirine benzer olduğu konusunda ikrar içerdiği, müvekkiline ait "..." markasının asli ayırt edici unsurunu oluşturan "..." ibaresi "Kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer" anlamına karşılık geldiği ve ....sınıf hizmetler bakımından müvekkili tarafından ihdas ve istimal edildiği, "..." ibaresinin anlamı itibariyle tescil kapsamında yer alan ...sınıf hizmetler ile doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı bulunmadığı, diğer yandan "..." ibaresi günlük konuşma dilinde yaygın olarak kullanılmayan, özgün ve orijinal nitelikte bir ibare olduğu, bu bağlamda "..." ibaresinin markasal ayırt edicilik gücünün yüksek olduğu aşikar olduğu, ....sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri günlük hayatta pek çok tüketici tarafından sıklıkla tercih edilen, genellikle pahalı olmayan, tüketicilerin marka tercihinde bulunurken uzun uzadıya bir araştırma yapmadıkları, hizmetten yararlanma süresinin oldukça kısa olduğu, herhangi bir tehlike barındırmayan ve yediden yetmişe her tüketici kitlesine hitap ettiğini söylemek piyasaya gerçekleri ile bağdaşmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı ilamında da "....sınıf hizmetlerinin hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama düzeyde olduğu" ifade ettiği, neticeten öncelikle dava konusu markaların işbu davanın sonuçlanmasına kadar üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı taraf adına; 10/03/2021 tescil tarihli, ... tescil numarası ile kayıtlı "....", 11/11/2021 tescil tarihli,... tescil numarası ile kayıtla "...", 11/11/2021 tescil tarihli, ... tescil numarası ile kayıtlı "...", 10/11/2021 tescil tarihli, ... tescil numarası ile kayıtlı "...", 02/08/2022 tescil tarihli, ...tescil numarası ile kayıtlı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Yeni kurdukları işletmeye isim arayışına giren 4 ortak, dükkanın oldukça tenha ve sapa bir lokasyonda yer alması nedeniyle işletmenin adını "kaçak ya da yasak şeylerin saklandığı gizli yer, gizli saklı köşe, gizli bir yere koymak, saklamak" anlamına gelen ... olarak belirlediği, 18/04/2017 tarihinde oldukça tenha ve sapa bir dükkanda kurulan müvekkili şirketin geçen zaman içerisinde ... veya ... markası ile geniş tüketici kitlesi nezdinde haklı bilinirlik elde ettiği, bu bağlamda söz konusu ikrardan da anlaşılacağı üzere, davacı şirketin 18/04/2017 tarihinden itibaren davalı müvekkili şirketin ... ünvanını kullandığından haberdar olduğunun ortada olduğu, davalı müvekkili şirketin ... ibaresini 18/04/2017 tarihinden itibaren kullanıldığını gösterir delilleri ve davacı tarafın da işbu kullanımlardan haberdar olduğunu kabul eder beyanları ve eldeki davanın 05/08/2022 tarihinde ikame edildiği göz önüne alındığında, davacı tarafın 6769 Sayılı SMK'nın 25/6.maddesi uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının mahkemece de kabul edileceği, müvekkili şirket 10/11/2021 ve 11/11/2021 tarihlerinde ... sayılı ..., .. sayılı ve ..., ... sayılı ... ibareli markalarının tescili için Türkpatent nezdinde başvuru yaptığı ve markalarını tescil ettirdiği, müvekkili şirketin amacı bir başkasını taklit etmek ya da marka karışıklığı yaratmak olmadığı, 2017 yılından itibaren ciddi ve kesintisiz biçimde markasal olarak kullandığı ve önceye dayalı hakları olduğu ... ibaresi ile seri marka oluşturma stratejisi izlediği, davacı tarafa ait markada yer alan ... ve ... sözcükleri bir araya gelerek, "..." şeklinde anlamlı bir tamlama oluşturması nedeniyle, söz konusu, söz öbeği, markanın tescil kapsamında yer alan yiyecek ve içecek hizmetleri bakımından ima edici, zayıf ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, markalarda farklı ek sözcük ve şekil unsurları bulunmasına rağmen salt ... gösterilerek markalar arasında benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, buna göre taraflarınca ... arama motorunda ... anahtar sözcüğü kullanılarak yapılan araştırmalar neticesinde, ilgili işletmeye ait pek çok tüketici yorumu bulunduğu tespit edildiği, söz konusu yorumların hiçbirinde ... işletmesi ile ... işletmesinin karıştırıldığı, tüketicilerin İstanbulda faaliyet gösteren müvekkili şirketin işletmesine ...'ın yeni şubesi olarak gittiklerine ilişkin yoruma rastlanmadığı, davacı tarafça sözü edilen bilirkişi raporunda taraflarına ileri sürülen sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddialarının şartlarının oluşmadığından dolayı değil, sessiz kalma yoluyla hak kaybı kavramının SMK'nın 25.maddesinde düzenlenen hükümsüzlük davacı ile ilgili olduğu gerekçesiyle tecavüz davasında ileri sürülemeyeceği şeklinde görüş oluşturulduğu, açıkladıkları nedenlerle öncelikle ileri sürdükleri sessiz kalma yoluyla hak kaybı def'i doğrultusunda davanın reddine, davacının bütünüyle suiniyete dayalı olan haksız ve mesnetsiz davasının bütünüyle reddine, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin dahi hasma tahmiline, şimdilik sair her türlü talep, cevap ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini, bilvekale cevaben talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş,
HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 16/09/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları aynı olan davacı markası ile davalı markalarındaki şekilsel ve yan unsurlardaki farklılıkları rağmen aynı hizmet sınıfında tescilli olmaları nedeniyle davalının markalarının anlamsal, fonetik olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu, kötü niyete yönelik somut bir delil olmadığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı kanaatlerine varıldığı takdirin mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 18/03/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle ... nolu "...+şekil" markasının ....sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu, ... nolu "...", ...nolu "...", ... nolu "...", ... nolu "..." VE ... nolu "..." markasının ....sınıfta davalı adına tescil edilmiş olduğu, taraflar arasında ihtilaflı olan "..." ibaresi ....sınıf hizmetlerde tanımlayıcı bir ibare olmayıp, ayırt edici gücü yüksek bir ibare olduğu, davacının "..." esas unsurlu markası davalı markalarındaki daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olduğu, davalı adına tescilli olan markalar ortalama tüketici nezdinde davacı markasının seri markası olarak algılanabileceğinden markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali olduğu gerekçesiyle SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşulları olduğunun kabul edilebileceği, "..." ibaresinin taraflar arasında önceki tarihlerde de ihtilaf konusu olduğu, davalı tarafın 23/03/2018 tarihinde ....sınıf için yaptığı ... nolu "..." esas unsurlu marka başvurusunun davacının ...tescil nolu "..." markası ile karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle reddedilmiş olduğu, buna rağmen davalının 2020 ve 2021 yıllarında davacı markasıyla aynı veya benzer olan birçok marka başvurusunda bulunmasında iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle SMK m.6/9'a dayalı hükümsüzlük koşulları olduğunun kabul edilebileceği, hükümsüzlük davasında sessiz kalmak suretiyle hak kaybı koşullarının oluşmadığı davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, taraf markalarının piyasada birlikte var olması koşullarının olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 26/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle dosya üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde davalı tarafın kök raporda yapılan tespit ve açıklamalara karşı beyan ve itirazları değerlendirildiği, söz konusu itirazların kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli.... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ...numaralı “...”, ... numaralı “....” ve ...numaralı “...” markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkindir. Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar. 6769 sayılı SMK'nın 5.maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a)4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b)Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c)Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç)Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d)Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. (3) Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması hâlinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. 6769 sayılı SMK'nın 6.maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25.maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. (6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. (7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: TPMK nezdinde ... numaralı "... + şekil" markasının ... sınıfta davacı adına tescilli olduğu, TPMK nezdinde-... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." markalarının .... Sınıfta davalı adına tescilli olduğu, anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; taraflar arasında ihtilaflı olan "..." ibaresi ....sınıf hizmetlerde tanımlayıcı bir ibare olmayıp, ayırt edici gücü yüksek bir ibare olduğu, davacının "..." esas unsurlu markasının davalı markalarından daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olduğu, davalı adına tescilli olan markaların ortalama tüketici nezdinde davacı markasının seri markası olarak algılanabileceği, bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları aynı olan davacı markası ile davalı markalarındaki şekilsel ve yan unsurlardaki farklılıkları rağmen aynı hizmet sınıfında tescilli olmaları nedeniyle davalının markalarının anlamsal, fonetik olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali olduğu gerekçesiyle SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, "..." ibaresinin taraflar arasında önceki tarihlerde de ihtilaf konusu olduğu, davalı tarafın 23/03/2018 tarihinde ....sınıf için yaptığı ...nolu "..." esas unsurlu marka başvurusunun davacının ...escil nolu "...+şekil" markası ile karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle reddedilmiş olduğu, buna rağmen davalının 2020 ve 2021 yıllarında davacı markasıyla aynı veya benzer olan birçok marka başvurusunda bulunmasında iyi niyetli olmadığı, bu hali ile kötüniyet yönünden yapılan değerlendirmede 18/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle SMK m.6/9'a dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, hükümsüzlük davasında sessiz kalmak suretiyle hak kaybı koşullarının oluşmadığı davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, taraf markalarının piyasada birlikte var olması koşullarının olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile davalı adına;
-... tescil numarası ile kayıtlı "...",
-... tescil numarası ile kayıtlı "...",
-... tescil numarası ile kayıtlı "...",
-... tescil numarası ile kayıtlı "...",
-... tescil numarası ile kayıtlı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2.Kararın kesinleşmesine mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,
3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafın yaptığı; başvuru harcı 80,70 TL, bilirkişi ücreti 6.000,00 TL ve posta/tebligat ücreti 437,00 TL olmak üzere toplam 6.517,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
8.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)