T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Markanın Hükümsüzlüğü ile Sicilden Terkini ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Arz ve izah ettikleri sebepler ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin tescilli markası ve işletme adının kök sözcüğü olan "...." ibaresinin davalı tarafından marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde ticaret unvanı olarak kullanılması nedeniyle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesi gereği müvekkilinin marka tescillerinden doğan haklarına vaki tecavüzün 149. madde hükmü uyarınca durdurulmasını, Türk Ticaret Kanunu'nun 54. ve devamı maddeleri uyarınca, davalının fiil ve eylemleri neticesinde oluşan haksız rekabetin varlığının tespitine, saptanan haksız rekabetin men'ini, haksız rekabet neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, müvekkilinin oluşan zararının telafisi bakımında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149.maddesi ve 6102 sayılı TTK 56. maddesi uyarınca vekil eden lehine 50.000-TL(ellibintürklirası) tutarındaki manevi tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149. maddesinin 1. fıkrasının g bendi ve 6102 sayılı TTK'nın 59. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesini takiben karar özetinin, masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye çapında yayın yapan ve hükmün kesinleşeceği tarih itibariyle tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Arz ve izah olunan nedenlerle mahkemece re'sen dikkate alınacak olan hususlar dairesinde; öncelikle davanın usulden reddine, mahkemece aksi kanaat hasıl olduğu takdirde ise haksız davanın esastan ve tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş,
HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/09/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının davaya konu tescilli ... ibareli markalarının davalının ticaret unvanındaki asıl unsur olan ... ibaresi ile aynı olmakla birlikte kullanımın markasal değil ticaret sicilinde olduğu şekilde birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, mal üzerine konulmaması ve ... ibaresi ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile tüketici kitlesi arasında bağlantı kurulmaması, davacı markasının fonksiyonlarına zarar verilme durumunun söz konusu olmaması dikkate alındığında kaydıyla SMK 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi gereğince davacıya ait marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı bildirilmiştir. 28/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Mahkemeye ait olmak üzere, kök rapordaki kanaatlerin aynen muhafaza edildiği, davacının davaya konu tescilli ... ibareli markalarının davalının ticaret unvanındaki asıl unsur olan ... ibaresi ile aynı olmakla birlikte kullanımın markasal değil ticaret sicilinde olduğu şekilde birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, mal üzerine konulmaması ve ... ibaresi ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile tüketici kitlesi arasında bağlantı kurulmaması, davacı markasının fonksiyonlarına zarar verilme durumunun söz konusu olmaması dikkate alındığında kaydıyla SMK 29/11-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi gereğince davacıya ait marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı bildirilmiştir. 30/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının ... ibaresi ile hizmet sunmadığı, davalı tarafından “...” ibaresinin markasal işlev görmeyecek şekilde, yalnızca unvansal alanlarda kullanıldığı ve markasal bir etki yaratmadığı değerlendirilmekle birlikte, Mahkeme tarafından yapılacak delil değerlendirmesi sonucunda bu ibarenin ticari belgelerde markasal işlev taşıdığının tespiti halinde, karıştırılma ihtimali bakımından takdirin Mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamındaki mevcut veriler kapsamında haksız rekabet yönünden de davalı tarafın kullanımının markasal nitelik taşımadığı, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğini gösteren somut bir delil bulunmadığı, bu nedenle haksız rekabetin unsurlarının oluştuğunun tespit edilemediği, takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret ünvanının sicilden terkini, 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve hükmün ilanına ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." 6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a)4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b)Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c)Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç)Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d)Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. (6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. (7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b)Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c)Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d)Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e)İş şartlarına uymamak;
f)Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak." Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b)Haksız rekabetin men’ini,
c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır. 6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır. SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu, anlaşılmıştır.
Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; davacının davaya konu tescilli ... ibareli markalarının davalının ticaret unvanındaki asıl unsur olan ... ibaresi ile aynı olmakla birlikte davalının ... ibaresi ile hizmet sunmadığı, ... ibaresinin davalı tarafça markasal işlev görmeyecek şekilde yalnızca unvan olarak kullanıldığı, bu hali ile markasal bir etki yaratmadığı, davalının kullanımının davacıya ait marka ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini meydana getirdiğini gösteren bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla davacının marka hakkına tecavüz, haksız rekabet, davalının ticaret ünvanının sicilden terkini ve manevi tazminat talepleri yönünden yasal unsurların oluşmadığı kanaatine varılarak davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM
1.Davanın tüm talepler yönünden REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davacıdan tahsiline,
3.Unvan terkininin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Tecavüz ve haksız rekabet isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Manevi Tazminat talebi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 50.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2025
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)