Esas No
E. 2026/79
Karar No
K. 2026/112
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2026/79 Esas
KARAR NO: 2026/112
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/01/2026
KARAR TARİHİ: 03/02/2026

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 06/02/2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının Bakırköy .... İcra müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer aldığını, davalı şahıs ...'in davacı taraftan Motosiklet satın alma işlemi için irtibata geçtiğini ve sözlü olarak sözleşme kurulduktan sonra ...com üzerinden Güvenli Ödeme Sistemi üzerinden satın alma işlemini gerçekleştirmek adına tarafına .... bilgilerini attığını ancak İban bilgilerinin hatalı girilerek ... adına olmayan borç ödemesi gibi ödeme yapıldığını, gönderilen EFT/Havale işlemlerinin açıklamalarına motosikletimin plaka bilgilerinin girildiğini, borçlunun hatalı olarak gönderilen parayı aldıktan sonra satış işleminden vazgeçtiğini de belirttikten sonra tekrar irtibat kurulamadığını, şahıstan Sebepsiz Zenginleşme olduğu gerekçesi ile her ne kadar para istense de geri alınamadığını, akabinde icra yolu ile ödeme emri gönderildiğini, davalı şahsın ise itiraz ederek icranın durmasına sebep olduğunu, Şahsın TBK madde 77 ye göre mal varlığında sebepsiz bir artış olduğundan ve kendisinin ise borçlu olmamasından bahisle, mal varlığında azalma olduğundan dolayı davalı şahsın gönderilen ödeme emrine itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.

Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Davacının tacir sıfatının araştırılması için yazılan müzekkere cevaplarına göre tarafların tacir olmadığı anlaşılmıştır.

Dava konusu uyuşmazlıkta tarafların tacir olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari nitelikte olmadığı, buna göre işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde de olmadığı, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,

2.HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

3.HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,

4.Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,

5.Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog